TEMEL HUZUR EVİNDE


Doksanlık Temelimiz huzur evinde çok beğendiği koridor komşusu ile yüz liraya anlaşmış, birlikte yatağa girmişler. Ateşli bir mübadele-i hissiyat sonunda Temeldir, cığarasını içerken düşünmekteymiş : “Uy şaştum da kaldum billa.. pakire olduğunu pileydum, ikiyüz lira pilem verirdum daa..”
Güzel komşu kadın ise sigarasını tellendirirken düşünmekteymiş : “Uy şaştum da kaldum billa..ha pu kadar sert kalduracağunu pileydum, külotlu çorapimu çıkarırdum daa..”.

MC KINSEY VE EŞEK

 

Ağa arada ortadan kaybolur, dönüşünde köylüleri etrafına toplar gittiği yerleri anlatırdı…
Sordular:
“Ağa bu sefer nereye gitmişsen?…
“Efrika’ya…”
“Efrika’da netmişsen?…”
“Sefari yapmısem…”
“Sefari ne gibi?”
“Çipe binişen, ormana girişen, heyvanlar kaçı, peşlerine düşişen, yakaladığını vurisen…”

“Şen kim bilir nasıl da vurmişsen…”
“He… Zebra vurmisem…”
“Zebra nedir?..”
“Eşek yok mi?..”
“Var…”
“Onun çizgilisi…”

“Zürafa da vurmisem…”
“O nasıldır?..”
“Eşek yok mi?..”
“Var…”
“Onun boynu uzun olanı…”

“Gergedan da vurmisem…”
“Gergedan nasıl?..”
“Eşek yok mi?..”
“Hee…”
“Eşeğin burnunda boynuzu olanı…”

“Piton da vurmisem…”
“Piton nasıldır…”
“Eşeğin şeyi….  yok mi?..”
“Var…”
“Aha onun dört metre olanı ama eşek yoktir…”

Yıllarca “Türkiye’yi IMF’den kurtardık, IMF’ye borç para bile verdik” dedikten… Ekonomik krizin sebebi Amerika’yı gösterip doları düşman saydıktan sonra… Amerika’dan kurtulmak için ne yaptılar?…
Bir Amerikan şirketi ile anlaştılar, adı; McKinsey…

“McKinsey nedir?” diyecek olursanız…
IMF’nin dört metre olanı…
Ama IMF yoktir…

Bekir Coskun’dan (Sözcü) alıntı

Why seniors never change their password

Why seniors never change their password

 WINDOWS: Please enter your new password.

USER Cabbage

 WINDOWS: Sorry, the password must be more than 8 characters.

 USER:Boiled cabbage

  WINDOWS: Sorry, the password must contain 1 numerical character.

 USER:1 boiled cabbage

  WINDOWS: Sorry, the password cannot have blank spaces

 USER: 50damnboiledcabbages

 WINDOWS: Sorry, the password must contain at least one upper case character

 USER: 50DAMNboiledcabbages

 WINDOWS: Sorry the password cannot use more than one upper case character consecutively.

 USER: 50damnBoiledCabbagesShovedUpYourAssIfYouDon’tGiveMeAccessNow !

 WINDOWS: Sorry, the password cannot contain punctuation.

 USER: ReallyPissedOff50DamnBoiledCabbagesShovedUpYourAssIfYouDontGiveMeAccessNow

 WINDOWS: Sorry, that password is already in use

VAYAGRA

Emine Öğretmen, 3’üncü sınıfı okutuyor. Konu “İlaçlar ve doğru kullanmak.”
Emine Öğretmen soruyor; İçinizde ilaçları tanıyan, bilen var mı?
-Recep el kaldırır. Öğretmenim, ben Aspirini biliyorum. Kanı sulandırıyormuş.
Öğretmen, aferin evladım, der.
-Bülent el kaldırır. Ben Panaljini biliyorum. Baş ağrısına iyi geliyormuş.
Öğretmen, aferin çocuğum, der.
-Burak Bilal heyecanla el kaldırır. Öğretmenim ben vayagra’yı biliyorum, der.
Öğretmen şaşırır fakat çaktırmamak için, “Ne işe yarıyor bu vayagra” demiş?
Burak Bilal; İshal kesmek için kullanılıyormuş öğretmenim, demiş!
Öğretmen, sen bunu nasıl biliyorsun çocuğum, deyince,
Burak Bilal; Akşam annem babama kızıyordu öğretmenim. Aynen şöyle diyordu;
“Hadi iç şu vayagra’yı da bu bok sertleşsin…”

BEHIND EVERY SUCCESSFUL MAN

During a company’s annual family trip to a crocodile farm inThailand… the eccentric Boss dared any of his employees to jump into
the crocodiles infested pond… and swim to the shore.    Anyone who survived the swim will be rewarded with 5 million… but if
killed by the crocs…2 million will be given to the next of kin.
 
 For a long period of time no one dared take up the challenge… Then,suddenly a man jumped in…and swam frantically for his life towards shore pursued by the crocs…and luckily he made it unscathed.  When he managed to recover his breath… the man, who became instant millionaire, shouted asking who pushed him into the pond….. It was his wife who did it.!!!
 
And from that day…that was how the phrase… “Behind every  successful man…there’s a woman”…came about !!!

GÜLEN AT

 

 

 

Kralın bir atı varmış. Bu at sürekli ağlarmış. Atının sorununa çare arayan kral, her yere haber verip “atımın sağlığını geri kazandıranı zengin ederim” demiş. Nice hekimler, baytarlar gelmiş gitmiş ama çaerisiz.. Olayı duyan Nam-ı Kemal hemen kralın yanına gitmiş: – “Ben bu işi hallederim” demiş ve anlaşmışlar Nam-ı Kemal atın yanına gidip kulağına bir şeyler söylemiş. Birden at gülmeye başlamış.

 

Nam-ı Kemal parasını almış ve gitmiş. Aradan 12 ay geçmiş. At gülmekten yemek yiyememeye başlamış. Kral Nam-ı Kemal’i tekrar çağırmış: – “Bu ata ne oldu bilmiyorum ama sıkıldım artık, bunu eski haline getirirsen sana daha çok para veririm” demiş. Nam-ı Kemal atın yanına gitmiş ve kısa sürede geri dönmüş. At ise eski haline dönmüş ve başlamış hüngür hüngür ağlamaya. Kral merak edip sormuş: – “Nasıl birden güldürüp, birden ağlattın be adam?” – “İlk seferde, benimki seninkinden büyük, dedim, gülmeye başladı.” – “Ya ikincisinde ne dedin?” – “Çıkarıp gösterdim.”

 

 

FADİME’DEN TEMEL’E

Fadime yeni aldığı akıllı telefonuyla askerdeki Temel’e duygusal bir ileti göndermiş:
“Sevcilum Temel ; senu pek özledum.. ne yapaysun daa ?..Türkü çığrıyorsan pana sesuni conder, ağlıyorsan cözünin yaşuni, cülüyorsan cülen ağzuni, uyuyorsan cördüğün rüyâni, finduk kıraysan kabuğuni, hamsi yiyorsan kuyruğuni conder..uy cânum penum”
Temel çok duygulanıp yanıtlamış:
“Uy Fadimeciğum; helâdayum, sıçayrum. Saa ne cöndereyum da..?

 

(Adapted from English original below. TS) 

 

 

ROMANTIC TEXT MESSAGE

An elderly couple learned to send text messages on their mobile phones. The wife, a retired college English instructor with emphasis on the Classics, was an unapologetic romantic; her husband, a retired salty Navy chief petty officer of thirty years’ service, was a no-nonsense guy.

One afternoon the wife went to the local Starbuck’s to meet a friend for coffee.  While awaiting her friend’s arrival, she exercised her new skill by sending her husband a romantic text message: “If you are sleeping, send me your dreams.  If you are laughing, send me your smile.  If you are eating, send me a bite.  If you are drinking, send me a sip.  If you are crying, send me your tears. I love you!”

The husband responded:  “I’m in the bathroom takin’ a dump.  Please advise.”