EN UZUN GÜNDE BABALAR GÜNÜ

EN UZUN GÜN VE TESİSATÇI
Sevgili arkadaşlar be..

Yabana atarlar beni, ok gibi doğru olsam
Elde tutarlar heyhat, yay gibi eğri olsam.
TS

Geçtiğimiz yıl başımıza gelmiş tuhaf bir fıkrayı nakletsem gerek.
Evimizin çatısı akmış, dibini sular basmış, günlerdir tesisatçı ve çatı tamircisi beklemekteyken, kapu zilinin dınlamasıyla bir de açsak ki, karşımızda elinde çantası bir tesisatçı âdem dikilmekte değil mi ?..
Sevincimizden böbreğimiz hoplamış, bu sevgili âdemi bağrımıza basıp yanaklarından bûs etmemize ramak kalmış iken, gayetle edeplice, ve de İngilizce olaraktan tesisatçı âdem lâfa girmiş idi ;
“Zât-ı âlinizi haddim olmayarak rahatsız etmek cüretini gösterdiğim için affınızı istirham ederim efendim. Bendeniz, komşunuzun çağrısına icâbet eden tesisatçıyım. Ne yazık ki kapılarını nice çaldık ise de cevap veren hiçbir kimse olmadı” deyû eyitmesiyle, bu fakir de gayetle taaccüp ederekten (şaşıraraktan);
“Bre tesisatçı kardeşim.. zâtının bize geldiğini ummuş idim. Komşumuz heyhât, bu mahalleden taşınalı 3 aydan ziyâde olmuş değil midir ?” dememizle, tesisatçının cemâli ossaat nâr misali kızarmış, lehçesi ise ziyâde bozulmuş olaraktan ;
“Hem çağırıyorlar hem de oturup beklemiyorlar şerefsizler.!!.”  diyerekten avâz etmeye koyulmuş, hatta komşumuzun validesinin, birçok erkekle para karşılığı  cinsi münâsebette bulunduğu iddiasını, bütün mahalle ahâlisine yüksek bir seda ile âyan etmiş idi.

Dideler rûşen (gözünüz aydın) olsun ey yâran; bu yılın babalar günü (2012) gün dönümüne  denk gelmektedir.
‘Gün dönümü’ =”solstice”, Latince’de, ‘güneş’ ve ‘durmak’ sözcüklerinin birleşmesinden oluşmaktadır.
Adından da anlaşılacağı üzere, 21 Haziran, güneşin göğümüzde bir an için güya duraklayıp, ardından sanki hiçbir şey olmamış gibi yoluna revân olduğu ; 

1. kuzey yarım küresinde güneşin en yüksek konumuna erişip doğusundan batısına kadar gök yüzündeki en büyük kavsi çizdiği,

2. Ekvatorumuzdan bakıldığında, gökteki en düşük konumuna geldiği, ufukta ise en soldan (en kuzeyden) tülûg-ü gürûb ettiği (doğduğu), en sağdan (yine en kuzeyden) battığı ve haliyle gündüzün en uzun, izleyen gecenin ise en kısa olduğu,

3. Sevgili dünyamızın eksenini güneşimize doğru iyicene kaykılttığı, yazın başlangıcının habercisi ve de tüm yurtta, dış temsilciliklerimizde ve de yavru vatan Kıbrıs’ta törenlerlerle katiyyen kutlanmayan güzel bir gündür ki cümlemize kutlu olsun.

Billahi ben de Abdülhak Hamid’in yalancısıyım; Üstâd Hamid’in istediği şu ki, çıksın bu sırrı öğretecek biri de anlayalım bakalım; madem ki ruhumuz ebediyyen kalıcıdır, öyle ise bu tene ne gerek vardı ?

“Çıksın şu sırr-i hikmeti bir öğreten bize
Bâki idiyse ruh ne lazımdır ten bize”

Ekimizde ise, ay dedemizin geçen ay gülümseyerekten verdiği muhteşem bir pozunu, ve dahi Clayton Kessler arkadaşımızın “Markarian zinciri” tesmiye edilen gök adaları (“galaxy”) zinciri görüntüsünü, bâd-i hevâ (bedava) olarak tamâşâniza arz etmekteyiz ki, helâli hoş olsun.

“Yoğ ise bir yerde nâmeni anlayacak gûş
Tazyig-i nefes eyleme tebdil-i mekân et”                                                                                ( Ya da “tebdil-i makâm et)

Sırıtaraktan,
Fakîr-i pür taksîr Timur

PAPA’NIN BAŞAKLARI

Sevgili arkadaşlar be:
Sırp’li caniler Saraybosna’yı kuşatıp da kadın, erkek,
çocuk demeyip, her dışarı çıkanı dangadanak vurdukları
sıra, AB’nin pek uygar(!) ülkeleri, zevkten sırım
sırım sırıtaraktan, “Müslümandır gebersinler gerek”
deyû eyitmişler, “Bosna’ya sakın ola hiç kimesne silah
satmaya, Rus karındaşlarımızın ise Sırp’li
karındaşlarımızı müsellah etmeleri  (silahlandırmaları) caizdir” diyerekten AB’nin uygarlığına nazar boncuğu takmışlar idi.

Papa Paul ise halbuki tam bu sırada Amerika’ya ayağını basmış olup, bu hakir de, aksilik bu ya, ossaat telli-vizyon başında
canlı haber izlemekte idik. Papa’nın, “Bosna’daki katliam durmalıdır” demesiyle, felli ve dahi kelli bir herifin Papa’nin kulagina eğilip, “fisfıstır da kos kostur” diyerekten bir kelâm ettiğini tüm izleyiciler görmüş idi.

Yalanım varsa gözüm çıksın, papa (ğan) hazretleri derhal dilini kıçına sokmuş, ve de, bu konuda ölünceye dek hiçbir kelâm etmemiştir. Hakir ise papağanın fiyatını ossaat biçmiş ve de “bu da bizim guşumuza mengüş ola” (kulağımıza küpe ola) diyerekten, tüm yarene iletmiş idim .

Yirmi küsur yıllık saltanatı boyunca papazların erkek
çocuklara tasallutunu görmezden gelen papağanımı,
kadınların ikinci sınıf insan olduğunu kanıtlamak için
de türlü dolaplar çevirmiş, “lastik takıp doğum
kontrolü yapmak pek günahtır, lastik takmaktansa
AIDS’den ölmek evladır” vecizesi ile Katolik mü‘minlerin
duasını, mazlumların ise bed-duasını almış değil midir?

Uyduruyorsam nâmerdim: Adet oldur; papa adayı
seçildikte, güyadır altı delik bir sandalyeye
oturtulacak, en yaşlı kardinal ise alttan eğilip
(neden en yaşlı, kalbi bozulmasın diye mi ki?)
“Gerçekten er kişi midir bakalım, aman sakın avrat
olmaya?” bahanesi gösterip, Papa adayının, ayıptır
söylemesi, başaklarını okkalayıp, eğer de er kişi ise
aynen “DUO TESTİS BENE BENE DATA” dediği anda yeni
papanın erkekliği onaylandığından, o ana kadar tutulan
nefesler “foss” diye üflenip rahatlanacak, papamız da
tâcına kavuşacaktır.
Fî tarihindedir, çapkın başkanımız Bill Clinton, sırf Papayı görüp
de sevaba girmek içün Roma şehrine gelüp de taksiye
süvar olmuş (binmiş), “çek oğlum Papa’yı göreceğiz” dediyse de
taksicidir, “paşam elimizde çok güzel hatunlar vardır,
siyahi, beyazı ve de kızılı, hangisini gönlün çekerse”
dediyse de Clinton’dur tegâfül eyleyip (anlamazlıktan gelip), “yok oğlum ille de Papaya gideceğiz” deyip ısrar ettikte, taksici
ise heman bir cep telefonu açmasıyla birileriyle patır
kütür İtalyanca lâflayıp Clinton’a dönerekten eydür,
“İl Papa non e possible… ma c’e un Cardinale”
(Valla Papa katiyyen mümkün değil, lakin Kardinali istersen..)
Tüh yüzümüze ki yine cevvâliyetimizden
tumturak-ı elfâz ( gösterişli sözler) ile yazamadık.
Sırıtaraktan,
Timur Sumer