FUZULİ, BALERİNLER VE BERCİS (Geçen hafta Bodrum’da Bolşoy balesini hayretler içinde izleyince kadim bir yazımızı “güncelliyelim bâri” dedik.)
“Cânı kim cânânı için sevse, cânânın sever
Cânı için kim ki cânânın sever, cânın sever”
Fuzûli

Sunita Williams ve Butch Wilmore
Haziran 2024 başında araştırmalar yapmak üzere Boeing Starliner ile ISS uzay istasyonuna sekiz gün için gönderilen astronotlar, Sunita Williams ve Butch Wilmore, dünyaya dönememektedir. NASA (“Nah Sana”nın kısaltılması) Starling uzay aracı ile gönderilen dönüş kapsülündeki sorun, dönüş kapsülünün “Thrust” denilen itici jetlerinin bozulması ve gereken basıncı sağlayan ve soğutulma için gerekli Helium (Helyum) gazının bir kaçak yüzünden dışarıya sızmasıdır. Helium, hem ISS hem de dönüş kapsülünde , soğutma ve yakıt depolarındaki basıncı sağlamak için çok gereklidir.
“Öyle sermestim ki, idrâk etmezem dünya nedir
Ben kimim, sâki olan kimdir, mey-û sahbâ nedir”Τ
Fuzûli
30 Ağustos zafer bayramımızın 102. Yıl dönümünü kutlamak için sabahın laciverdinde uyanıp doğu yönüne bakanlar, inecik ay hilâlinin doğu ufuk çizgisinden, bayramımızı kutlamak amacıyla yavaş yavaş yükseldiğini hayretle göreceklerdir.
“Helium”, her zaman ya gaz, ya da sıfır yoğunlukta sıvı halindedir. Asla katı olmaz. Heliumla şişirilmiş balonun gazını içinize çekerseniz, sesiniz vak vak amcanın sesine döner. Çünkü, sesin havadaki hızı 1225 km/saat, heliumdaki hızı ise 3500 km/saattir. Ses kaydediciyi hızlandırıp dinlediğinizde de konuşanin ciğerlerine helium dolmuş gibi sesler duyulur.

Sunita ve Butch ISS içinde Rus kozmonotlarla. (Gülmelerine aldanmayın, içleri kan ağlıyor)
NASA ve Boeing bu sorunu çözmek için uğraşmışlarsa da başaramamışlar, uzun bir direnmeden sonra da nihayet Elon Musk adlı deli dâhinin SpaceX adlı şirketinden yardım istemişlerdir. SpaceX’in gerekli dönüş kapsülünü yapıp kurtama işine soyunması ise ancak Şubat 2024’de mümkün olabileceğinden Sunita ve Butch maalesef altı ay daha dünyamızın çevresinde dönüp duracaklardır.
“Bende Mecnûn’dan fuzûn âşıklık istidâdi var
Aşık-ı sâdık benim, Mecnûn’un ancak adı var”
Fuzûli
Sahnenin içine kadar uzanan yan balkondan izlemekteyiz. Orkestra çukurundan, bizim havalara hiç benzemez, kıvrak bir Hendel müziği gelmesiyle sahneye doluşan balerin hâtunlar var ki, her birinin bacakları boyunlarının tam altlarından başlamakta. Öyle bir hoplayıp zıplamakta, ayak uçlarına dikilip boylarını sündürmekte idiler ki billâhi görmeye müstehak.
Derken er kişi oyuncular bir telâş koşturaraktan hâtun bale oyuncularını çevirmeye almış, ardından da her biri, kızlardan bir tanesini beğenerekten bu kıza tebelleş olmuş, kızcağızı kâh belinden kâh bacağından havalara kaldırmalara, elinden tutup ayak parmaklarında döndürmelere, omuzundan aşırıp kündeye getirmelere, beline dolanıp köprüler kurdurmaya başlamasıyla, hayretimizden gözlerimiz pırtlamış, dalağımız ağzımıza gelmiş idi.
“Ey Fuzûli, ‘güzellerde vefa vardır’ derlerse
Sakın aldanma, ki şair sözü elbet yalandır”
Fuzûli

Hoplayıp zıplamaya soyunmuş yiğitlerin giydikleri kisbetler, af buyurun, o denli dar idi ki, her yiğidin hangi dini inanca bağlı olduğu şıp diye anlaşılmakta idi.

“Ben ben değilim, sensin hep
Cânım dediğim, ten dediğim, sensin hep”
Fuzûli
Türkiyemiz’den bir delik açıp bu deliği yer küremizin ortasından geçirip diğer ucunu da Yeni Zelanda’dan çıkarırsanız, ve dahi bu kuyunun içine hoplamanız takdirinde, diyelim ki sürtünme mürtünme yok, dünyanın merkezine kadar artan bir şekilde hızlanarak düşer, merkezden sonra da giderek yavaşlayarak toplam 90 dakikalık bir düşmeden sonra Yeni Zelanda’da, kuyunun diğer ucuna erişirsiniz.
“Ne müşkil derd olursa bulunur âlemde dermânı
Ne müşkil derd imiş aşkın ki, derman eylemek olmaz”
Fuzûli
Diyelim ki Yeni Zelanda’da kuyunun kenarına tutunmadınız ; bu durumda haydaa yine aynı yoldan 90 dakikada Türkiye’mize ulaşırsınız.
“Beni candân usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdın şem’i yanmaz mı ?”
Fuzûli
İşin tuhafı, Uluslararsı Uzay İstasyonu (ISS) da bulunduğu yükseklikten dünyamızı 90 dakikada dönmektedir.
“Döğülmeye söğülmeye koğulmaya billâh
Hep râzıyım ammâ ki efendim senin olsam”
Fuzûli
Geçtiğimiz ay güneş sistemimize giren , ve dünyamızı hedefliyen devasa bir gök taşını sevgili Bercis’imiz (Jüpiter) göğüslemiş, bunun sonucu bağrında bir yara oluşmuştur. Bu yaralı görüntüyü ve fakirin başka bir Bercis resmini hizmetinize sunuyorum.
Bercis’imiz güneş sisteminin en uygun yerinde konuşlanıp kalecilik yapmakta olduğundan, bu çeşit kurtarışları sıklıkla yapmaktadır. Hikmetinden dahi, elbet sual olunur.Bu yaralı görüntüyü ve birkaç başka Bercis resmini hizmetinize sunuyorum.

Gözleriniz hep yükseklerde olsun
Fakir-i pür taksir
Dr. Timur Sümer

HUBBLE TELESKOPUNDAN JUPİTER (Bercis)
ARKADAŞIM TONY LICATA’DAN JUPİTER (Bercis)

BU FAKİRİN TELESKOPUNDAN JÜPITER (Bercis)