İLİMON EKTİM TAŞA

Dondurulmuş limonun şaşırtıcı faydası

Bunların tamamı…..donmuş limondadır.

KÖTÜ TIP ÖRNEĞİ
Hırlaşır bir lâşeye üşüşmüş nice yüz bin kilâb
Biz de pay almak için geldik bu kavga üstüne.
Hüdai

Restoranlardaki çoğu  bilinçli tüketiciler limonun tamamını kullanır veya tüketirler, hiç bir kısmını ziyan etmezler.

Ziyan etmeden limonun tamamını nasıl kullanırsınız?

Basit..  limonu (yıkayıp) buz dolabınızın buzluk bölümüne koyuyorsunuz. Donduktan sonra mutfak rendesini alıp limonun tamamını rendeleyebilirsiniz. Soymanız falan gerekmiyor. Rendelenmişini yemeklerinizin üzerine serpebilir,viskinize, şarabınıza, sebze salatasına, dondurmaya, çorbaya, makarnaya, makarna sosuna, suşiye, balık porsiyonlarına katabilirsiniz. Yemeklerin tamamı, daha önce hiç tatmadığınız mükemmel bir lezzet kazanacaktır. Büyük olasılıkla, limon denince sadece limon suyu ve vitamin C aklınıza gelir. Sadece bu kadar olduğunu düşünürsünüz. Artık limonun gizemlerini öğrenince onu kupada içeceğiniz hazır çorbalarınıza bile katabileceksiniz.

Limonun tamamını kullanmanın, bir kısmını ziyan etmeyip yemeklerinize yeni bir lezzet katması dışında asıl avantajı nedir?

Rendelenmiş limonunuz, limonun sadece suyunda bulunandan 5 veya 10 kat daha fazla vitamin içerir. Ve evet, şimdiye kadar bunu kaybediyordunuz. Ama bundan sonra, tüm limonu dondurmak gibi basit bir işlem sonrasında, onu rendeleyip yemeklerinizin üzerine serperek tüm besleyici özelliklerini kullanıyor olacak, yani daha sağlıklı besleniyor olacaksınız. Ayrıca rendelenmiş limonun dinçleştirici ve vücuttaki toksinleri giderici etkisinden yararlanacaksınız..

İşte bunun için limonunuzu buzluğa koyun, donsun ve her gün yemeklerinizin üzerine rendeleyin. Böylece, yiyecek ve içeceklerinizi daha leziz hale getirip daha sağlıklı ve uzun yaşamın anahtarını kullanıyor olun! İşte limonun gizemi budur! Geç bile olsa başlayın, HİÇ olmamasından İYİDİR! Limonun sürpriz yararlarından faydalanın!

Limon (Citrus) kanser hücrelerini öldüren mucizevi bir üründür. Kemoterapiden çok daha tesirlidir. Bunu nereden mi biliyoruz? Çünkü kendilerine yüksek kârlar sağlayacağını bildikleri için limon özütünün sentetik versiyonlarını üretmeye uğraşan laboratuvarlar var.

İhtiyaç duyacağını düşündüğünüz dostlarınıza, limonun hastalık önleyici etkisi olduğunu duyurarak yardımcı olabilirsiniz. Tadı hoştur ve kemo-terapinin korkunç etkilerini göstermez. Kemo-terapi ilaçları üretiminden fayda sağlayan multi-milyoner büyük şirketlerin çıkarlarını riske atmamak adına bu gizemin özenle saklı tutulduğu sürece ne kadar insanın öleceği bilinmez.

Bilindiği üzere, iki çeşit limon ağacı vardır.. Limon ve misket limonu. (konu olan limondur, diğeri değil). Limon meyvesini farklı şekillerde tüketebilirsiniz. Pulpa’sı yenebilir. Sıkılarak suyu çıkarılabilir. Limonlu içecekler yapılabilir, dondurma vs.. Limonun birçok vasfı sayılabilir ama en ilginci URLAR, YUMRULAR, KİSTLER, TÜMÖRLER üzerindeki etkisidir.

Bu bitkinin her tür kansere iyileştirici etkisi kanıtlanmıştır. Bazıları onun her tür kanserin tedavisinde faydalı olduğunu söyler. Ayrıca geniş spektrumlu anti-bakteriyel olarak iltihaplara / enfeksiyonlara ve mantara karşı kullanılır.. Dahili parazit ve bağırsak kurtlarına karşı etkindir. Çok yüksek tansiyona karşı kan basıncını düzene sokar. Anti-depresandır. Strese ve asabi bozukluklara karşı iyi gelir.

Bu bilginin kaynağı ise çok etkileyicidir: Dünyanın en büyük ilaç üreticisi firmalarından biridir. Bu firmanın beyanına göre 1970’den beri 20’nin üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde limon ekstrelerinin uygulanmasıyla; içlerinde kolon / kalın bağırsak, meme, prostat, akciğer ve pankreas da olmak üzere 12 kanser tipinde başarılı sonuçlar alınmıştır.

Limon ağacından elde edilen bileşiklerin, bütün dünyada kemo-terapide kullanılan Adiamycin ürününden 10 000 kat daha iyi olduğu saptanmış, kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı gözlemlenmiştir. Daha da şaşırtıcı gözlem şudur ki: Limon özü kötü huylu kanser hücrelerini tahrip ederken sağlıklı hücrelere hiç zarar vermemektedir.

“KANSER BIR MANTAR” :o)

(Güzel bir kötü tıp örneği)

İtalyan doktordan şok iddia! Kanser bu yöntemle kolayca ortadan kaldırılabilen bir mantardır!  :)

Bu tedavi hiç zararlı değildir ve kaybedecek bir şeyin yok. Zamanımızın en zor ve ölümcül hastalığının gerçek tedavisini bulmak ahlaki ve etik sorumluluğumuzdur “diyor Dr. Simonchini. :)

Kanser bir mantar!

“Yaklaşık yüz yıl önce, kansere genlerin yanlış çalışmasından kaynaklanan büyük bir teori vardı; bu da hastalığın hücre içi olduğu anlamına geliyor. Bununla birlikte, bence  kanser mantar enfeksiyonu ve özel bir hücresel olgu “diyor Dr. Simonchini, tıb camiasında şok etkisi yarattı bu iddiası.

Candida mantarı nedir?

Bitki dünyasında, tümör mantar enfeksiyonlarından kaynaklanır ve insanlarda aynı gerçekleşir. Mantarlar daima onlarla birlikte bir tümör taşırlar – bu çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bununla birlikte, bilim adamları hastalık ortaya çıktıktan sonra geliştiklerini düşünüyorlar.

Simonchini  mantarlar kanser yaratır, bağışıklık sistemimizi zayıflatır ve ardından tüm vücuda saldırır. Her kanser türü, çeşitli çalışmalarla doğrulanan Candida mantarından kaynaklanır. Zamanla dokularımız zayıflar ve yorgun olurlar ve tanımlanamayan hücreler üretmeye başlarlar. Simonchini‘ye göre, kanser deforme olmuş hücrelerin toplandığı ve kolonileri oluşturduğu bir yapıdır.

Karbonat

Simonchini, “Bu mantar kolonilerine saldırabilecek şeyleri tespit ettim – kanser için, karbonat ve iyot tentürü cilt kanseri için en iyi madde” diyor Dr. Simonchini. Pek çok çalışma, karbonatın kansere karşı hücresel hareketi olduğunu doğrulamıştır.

Tedavi

“Tedaviyi hastalarımda 20 yıldan fazla kullandım. Bu hastaların birçoğu, doktorlar onlara şans tanımadıklarında bile, hastalığı iyileştirdi. Bir tümörü ortadan kaldırmanın en iyi yolu, sindirim kanülleri için lavman, beyin ve akciğer tümörleri için intravenöz enjeksiyon ve üst solunum sistemindeki tümörler için inhalasyon olarak uygulanabilen karbonat ile temasa girmektir.

Meme, lenf sistemi ve subkutan tümörler lokal perfüzyon ile tedavi edilebilir. İç organ tümörleri, direkt olarak arterlere uygulanarak karbonat ile tedavi edilmeli ve her kanser türünün uygun dozu ile tedavi edilmesi önemlidir, “diyor Dr. Simonchini. Karbonatın yan etkisinin susuzluk ve zayıflamadan başka bir şey olmayacağını söylüyor.

Özetle

Yukarıdaki yazı biraz bilimsel o yüzden size daha açık bir şekilde özetliyoruz

Kanserin nasıl tedavi edildiğini yazmak gerekirse, her gün 1-2 çay kaşığı karbonatı bir su bardağı suya karıştırıp içeceksiniz. Olay bu kadar basit. Bunu bulan doktorun başka yöntemleri de var. Olayın özü vücudun alkali hale getirilmesi. Kanserin asıl sebebi mantarlar. Candida yani. Yediğimiz içtiğimiz genetiği oynanmış yiyecekler, işlenmiş gıdalar, cipsler, kolalar hepsi ‘asidoz’a yol açıyor. Asidoz demek hücrelerin oksijen alamaması demek. Oksijen alamayan hücre çürüyor.

Çürüyen hücre de mantar oluşuyor. Mantarların yayılmasını önlemek için, vücut mantarların etrafını sarıyor ve bu da tümörleri oluşturuyor. Doktorlar tümörü kesip aldıklarında mantarlar diğer yerlere de yayılıyor.

Tüm bunları günlerdir yaptığım araştırmalarda izledim. Asidozun çaresi ne niye baktığımda vücudun PH seviyesinin yükseltilmesi gerektiğini okudum. Ph nasıl yükselir diye baktım, karbonatlı su bunu yapıyor. Karbonatın mide ülseri olanlar hariç zararı yok. Siz de araştırın göreceksiniz. Olay bu kadar basit aslında.

Hasta olmamak için her gün 1 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Bunu yarım çay kaşığı sabah, yarım çay kaşığı akşam 1 bardak suya karıştırıp 3dk bekleyip iyice karışmasını bekleyin sonra tekrar karıştırıp için. Her beden ve her bedenin göstereceği tepki farklı olucak’tır. Çünkü herkesin farklı beslenme biçimi var. Bundan dolayı herkesin kendi bedenini dinleyip buna bağlı olarak karbonat miktarını ayarlaması gerekir.

Unutmayın karbonatı eczaneden alacaksınız kabartma tozunu içmeyin!

Önemli not: Eğer yüksek Tansiyonunuz varsa ya da yaşlıysanız Karbonatlı suyu içtikten sonra Kanape ya da yatağa 10 – 20 dk uzanıp dinlenin. Bazı insanlarda tansiyonda yükselme yaratabilir ama kısa sürer bu.

ZEYTİN ÇEKİRDEĞİ

ZEYTİNİ YEDİKTEN SONRA ÇEKİRDEĞİNİ ÇIKARARAK, BU MUCİZEYİ İSRAF ETMEYİN…!!!
zeytin
Allah dostlarının tavsiyesine bilimsel dayanak…
Aşağıda okuyacağınız makale Bulgar ve ABD li bilim adamlarının yaptıkları çalışmalar temel alınarak hazırlanmıştır.
Bu araştırmaların hepsinde zeytin çekirdeğinin boğaz boşluğundan mideye inene kadar eridiği gerek denekler üzerinde yapılan çalışmalar gerekse cihazlarla
tespit edilmiştir.
Otorite olarak kabul edilen uzmanlar en gelişmiş şartlarda dahi bir ilaç yapsa bu ilacı insanlar üzerinde test etmeden, senelerce hatta birkaç nesil gözlemlemeden neticesi net olarak şudur diyebilmek imkânsızdır.
Zeytin çekirdeğinin yutulması günümüz insanları arasında yeni duyulan bir şey olmasına rağmen eskilerin birçoğunun yaptığı bir uygulamadır.
Yani olumlu etki ve tesirleri senelerdir hatta asırlardır bilinmektedir.
1985’li yıllarda başlayan araştırmalar bugüne kadar devam ettirilmektedir. Yaklaşık 25 sene süren neticede karşılaşılan hadiseler hayret vericidir. Bu neticelere bin kişi değil belki yüz binlerce insan tarafından karşılaşılmıştır demek daha doğrudur:
Midesinde yanma olan herkes zeytin çekirdeğini yuttuktan sonra rahatladığını ifade etmiştir.
Zeytin çekirdeğini yutan kimseler sindirim yolu rahatsızlıklarının bittiğini(kabızlık gibi) ifade etmişlerdir.
Zeytin çekirdeği yutan kişilerde basur problemiyle karşılaşılmamış, hatta basuru olup ta yutanlar iyileştiklerini ifade etmişlerdir.
Zeytin çekirdeğini senelerdir yuttuğunu bildiğimiz insanlarda kanser hadisesine nadiren rastlanılmıştır.
Son günlerde gelen yoğun telefon trafiğinden dahi birkaç gündür zeytin çekirdeklerini yutmaya başlayıp ta yukarıdaki benzeri rahatlamaları hissettiklerini söyleyen onlarca insan vardır.
Tavsiyemiz bizzat kendinizin denemesidir.
Günde yediğiniz 5–6 tane zeytin çekirdeğini yutun ve kararı kendiniz verin.
Ne biz nede bir başkası değil bizatihi kendi vücudunuz buna karar versin.
Faydasını görürseniz lütfen çevrenizdekilerle de, evinizdeki küçük çocuklarda dâhil olmak üzere, bu uygulamayı yapın.
Bizim elde ettiğimiz verilere göre aklımızın almayacağı kadar şifalı bir doğal uygulamadır. Yapmanın zarar değil fayda verdiğine inanıyor ve çevremize şiddetle tavsiye ediyoruz.
Zeytinyağı asırlardır en iyi, en mükemmel yağ olarak bilinen gıda maddesidir.
Hatta reklâmlar da bile mucize olarak lanse edilir.
Yemeklik zeytinyağı normal şartlar altında muhafaza edilirse bozulmadan yenilebilecek evsafta asırlarca kalabilen yegâne yağdır. Nitekim arkeolojik kazılarda 3 bin, 5 bin yıl önce olduğu tahmin edilen mezarların yanında bozulmamış evsafta zeytinyağı da bulunabilmektedir.
Zeytinyağında +10 derecelerde donmayı temin eden de bu maddelerdir.
Yani evinize satın alacağınız zeytinyağının buzdolabında donabilen olmasına dikkat ediniz.
Zeytinyağından sabun yaparsanız yağlı ciltlerde yağ dengesini, kuru ciltlerde ise yağlandırma özelliği temin eden bir hususiyet olduğunu tespit edersiniz.
Yağ içerisinde antioksidan (bozulmadan kalabilme), sabun içerisinde re-oily (geri yağlandırıcı) olarak tabir ettiğimiz özellikleri sağlayan bu madde veya maddelerin ne olduğu bugün dahi bilinememektedir.
Bu maddelerin ne olduğunun bilinmesi belki de çok uzun yıllar sağlıklı bir şekilde yaşamanın da ipuçları olabilecektir.
Zeytinyağını diğerlerinden farklı kılan bu madde veya maddeler en yoğun halleri ile zeytin çekirdeğinin içerisindedir.
Herhangi bir zeytin çekirdeğinin her iki ucunu hafifçe törpülerseniz çekirdeğin içinin oyuk olduğunu ve içerisinde pıhtılaşmış veya çok koyu kıvamlı bir yağ olduğunu görürsünüz.
Bahse konu olan maddelerin burada ki konsantrasyonu %80’lere varan miktarlardadır.
Zeytin çekirdeği muhteviyatında ki bu faydayı elde etmek için ise zeytin çekirdeklerini atmayıp yutmak gerekir.
En gelişmiş cihazlarla yapılan araştırmalar zeytin çekirdeğinin boğaz boşluğundan geçip mideye ulaştığı anda eridiğini tespit etmiştir. Hazmı en kolay olan yiyecek maddesi zeytin çekirdeğidir.
Bu uygulamanın insan vücuduna faidelerinin ise:
1-Ülser gastrit gibi mide problemlerini bitirdiği;
2-Bağırsak ve sindirim yollarını düzenlediği;
3-Basur ve prostatı engellediği;
4-İç organlarda oluşabilecek kanserojen hücre riskini binde birlere indirgediği.
Lütfen yediğimiz tüm zeytin çekirdeklerini atmayıp yutalım.
OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARININDA OKUMASI İÇİN PAYLAŞ

Kaynak: Karbonat Facebook Sayfası

KEMİK SUYU (KÖTÜ TIP)

KÖTÜ TIP

Kemik suyunun yararları ve yapılışı :

KEMIK

Kemik suyu biz Türklerin kültüründe her zaman yeri olan, ‘ölüyü bile diriltir’ şeklinde bir atasözüne dahi konu olmuş bir içecek… Bazı gıdaları zamanla unuttuğumuz bir gerçek, kemik suyu da eskiden belki de her evde kaynayan, çorbaya, pilava hep eklenen ama bulyonlar çıkınca, evde yemek yapma azalınca unutulan lezzetlerden biri olmuş durumda… Ancak dünyada kemik suyu hakettiği önemini geri kazanmaya çoktan başladı. Paleo beslenmenin doğduğu Amerika’da aynı Starbucks’in kahve sattığı gibi kemik suyu satan kafeler var, marketler hazır paketlenmiş kemik suyu dolu, evlere kemik suyu servisi yapan firmalar, kemik suyunu beslenmenin baş köşesine oturtan beslenme uzmanları, botox uygulaması sonrasında kemik suyu takviyesi tavsiye eden plastik cerrahlar, ellerinde kemik suyu ile fotoğrafı çekilen Hollywood yıldızları… Kısaca kemik suyu modasını da diğer herşeyi olduğu gibi geç takip ediyoruz (dünyada 1990larda, bizde ise 2000li yıllarda moda olan UGG’lar gibi)… Ancak bu moda geçmeyecek gibi görünüyor çünkü kemik suyu çoook eskiden beri sağlığın anahtarı…

Peki kemik suyunun yararları kısaca neler?

Öncelikle bir besin size yararlıysa hücre bazında sizi iyileştirdiği içindir, bu sebeple birşey bir yerinize iyi geliyorsa her yerinize de iyi geliyor demek… Fakat bazı besinler vücudunuzda bazı yerlerinize daha spesifik olarak yarıyor, kefirin bağırsak sağlığında öne çıkması gibi, ancak bağırsağınızın en büyük ve beyinle beraber en önemli organınız olduğunu, bütün organ ve sistemlerinizin bağırsağınızla birebir bağlantılı olduğunu düşünürsez her yeriniz kefirden faydalanıyor. Kemik suyunu da aynı mantıkla düşünün, aşağıda sayılı yararı var, keşfedilmemiş ya da bahsedilmeyen neler olduğunu düşünmek heyecan verici…
1. İlginizi çekmek için hemen belki de diğer yararları yanında en anlamsız ama kadınlar için çok önemli bir yararı kemik suyunun kolajen yapısının selülitlere çok iyi gelmesi!

2. Geçirgen bağırsak sendromunuzu iyileştirmek için çok yararlı. Bağırsak duvarınızdaki delikleri kemik suyu içeriğindeki kolajen ile onarabilir, böylece onlarca otoımmun rahatsızlık, depresyon, kanser, diyabet gibi sayısız hastalığı hem tedavi edip hem de kendinizi bu hastalıklardan koruyabilirsiniz.

3. İçeriğindeki glycine, proline, and arginine isimli aminoasitler antienflamatuar özelliktedir ki enflamasyon neredeyse bütün hastalıkların ana sebeplerinden kabul ediliyor. Özellikle argının’ın sepsis tedavisinde yararlı olduğu kanıtlandı.

4. Cildi gençleştirmeyi vadeden bütün kremlerin içerisinde bulunan kolajen kemik suyunun etken maddelerinden. Yani yüzünüze sürdüğünüz yüzlerce liralık kremin faydasınının daha fazlasını içeriden cildinize, tırnaklarınıza, saçlarınıza gönderebilirsiniz, geçliğinizi içeriden besleyebilirsiniz.

5. İçeriğindeki mineraller sayesinde bağışıklığınızı güçlendirebilirsiniz. Hasta olduğunuzda akla ilk kemik ya da tavuk suyuna çorba gelmesi boşuna değil, kemik suyu hastalıkları iyileştirme ve önlemede birebir. Harvard üniversitesi’nde yapılan bir çalışma kemik suyu içen otoımmun rahatsızlığa sahip kişilerin semptomlarında rahatlama yaşadığı, bazılarının hastalıklarının tamamen gerilediğini gösteriyor.

6. İçeriğindeki arginine bağışıklığı ve yara iyileşmesini, büyüme hormonu salgılanmasını, karaciğer hücre yenilenmesini ve erkeklerde sperm oluşumunu destekliyor.

7. İçeriğindeki glycine kaş yıkımını engelliyor, safra tuzu ve glutatyon üretimini destekliyor, detoksifikasyona katı sağlayan bir antioksidan görevi görüyor ve uykuyu iyileştiren bir nörotransmitter olarak çalışıyor, hafızayı güçlendiriyor.

8. İçeriğindeki proline cildi dolduruyor, selülitleri azaltıyor, bağırsak deliklerini kapatıyor.

9. İçeriğindeki glutamın bağırsağı koruyor, ince bağırsak hücrelerine metabolik yakıt sağlıyor, metabolizma ve kaş yapımına yarıyor.

10. İçeriğindeki gelatın bağırsaklardaki probiyotik sağlığını destekliyor.

11. Midedeki asit refluyu tedavi ediyor.

12. Vücudun asit tamponlamasında kullandığı kalsıyum ve magnezyumu bol miktarda içeriyor.

13. Kemik suyu içerisindeki glucoşamine eklem sağlığınız için son derece faydalıdır. Ayrıca içeriğindeki chondroitin sülfate maddesinin osteoartrit’i engellediği kanıtlandı.

14. Kaynattığınız kemiklerden suya sızan fosfor, kalsıyum ve magnezyum sizin kemiklerinizi güçlendirmek için en gerekli mineraller arasnda yer alıyor…

15. Kemik suyunu düzenli içen herkesin hemfikir olduğu iki şey enerji verdiği ve uzun süre tok tuttuğu ki kilo vermek ya da enerji seviyesini yükseltmek isteyen herkesin kullanması için mükemmel bir içecek…

Defalarca sorulduğu için kemik suyunu nasıl yaptığımı birkez de burada anlatmak istedim:
Öncelikle kasaptan köyün ve danadan ilikli kemik ve eklem uçları satın alıyorum. Eve gelip kemikleri yıkayıp yavaş pişiriciye (isteyen büyük bir çelik tencere kullanabilir) koyuyorum. İçine istediğim kadar soğan, sarımsak, havuç ve zencefil dilimliyor ve toz karabiber ve zerdecal ekliyorum, acı istersem kurutulmuş biber koyuyorum. Kemiklerdeki minerallerin suya geçmesini sağlamak için iki kaşık sirke ekliyorum. En son içme suyu ekleyip tencerenin ağzını kapatıp makinenin altını yüksek ayarda açıyorum (tencere kullananlar için yüksek ısı) şu işinip da kaynamaya başlayacakken (ancak kaynamasına izin vermiyorum) kısık ayara düşürüyorum (tencere kullananlar için en kısık ateş) ve bu şekilde 10-12 saat arası pişiriyorum. Önemli nokta kemik suyundaki kolajen yapının bozulmaması için asla fokur fokur kaynama olmamalı, sadece kenarlardan minik baloncuklar çıkması yeterli… Ayrıca ne kadar uzun pişerse o kadar yararlı bir kemik suyunuz olur, asla erkenden pisti sanıp altını kapatmayın. Pistikten sonra suzup, soğutup cam kapta buzdolabına kaldırıyorum. Ertesi gün dolaptan çıkarıp üzerinde oluşmuş yağı alıp atıyorum (ya da omlet gibi çok yüksek ateşte pişmeyen şeylerde kullanmak için ayırıyorum) ve altta kalan jelleşmiş kemik suyu sıfasını sunmaya hazır. Buzdolabında 4 gün, buzlukta 3 ay bekliyor (ben hiç görmüyorum o kadar zaman geçtiğini tabi, bizde çok tüketiliyor)… Ben hergün sabahları ısıtıp 200-250 ml bardakta içiyorum, yararlı olması için sık tüketilmesi lazım. İsteyen çorba ya da pilav da yapabilir ama ben kıyamam, direkt içmeye bayılıyorum.

POWER CHAIR FOR KIDS

BM2

New Product Release: Pediatric Power Chair for Morbidly Obese Children

By Jake Ho on Feb 23, 2015 06:55 am

WHITE PLAINS, NY: In a shrewd but brilliant marketing move last week, Hoveranywhere announced plans to sell thousands of “smaller-sized” pediatric power chairs. The chairs are modeled after the adult Hoverround, but will come in three scaled down sizes and eight different colors to accommodate the rapidly expanding population of morbidly obese kids. John Rossman, CEO of Hoveraround, was reached by Gomerblog for comments. “If it is socially acceptable for obese but able-bodied adults to avoid walking and instead ride a motorized wheelchair, then why shouldn’t the same practice be acceptable for obese children?” he reasoned. “Walking should be a thing of the past.  Why should us humans continue walking like our cave man ancestors, when we have the capability to travel in comfort?” The chairs will retail for about $3500. Each chair comes equipped with a 16″ LCD monitor, Bose surround sound speakers, WiFi capability, a bin for storage of deep-fried carbohydrate snacks, a cooler for calorie-dense beverages, a toilet, an X-Box (TM), disability paperwork, and a lifetime exercise excuse.

The post New Product Release: Pediatric Power Chair for Morbidly Obese Children appeared first on GomerBlog.

QUACK

Anti-Vaccine Doctor: I Don’t Care If My Kids Make Others Gravely Sick (VIDEO)

Uxo6qgpcpnh1eqalxvhr

ByBRENDAN JAMESPublishedFEBRUARY 2, 2015, 1:22 PM EST90749 Views

An Arizona cardiologist told CNN in an interview that went online Monday that he doesn’t care if his refusal to vaccinate his kids gives other children grave, preventable diseases.

“I’m not going to sacrifice the well-being of my child. My child is pure,” Dr. Jack Wolfson said in the interview. “It’s not my responsibility to be protecting their child.”

Wolfson was responding to a public appeal for all parents to vaccinate their children from Arizona pediatrician Dr. Tim Sacks, whose leukemia-stricken daughter was exposed to measles after an unvaccinated American family introduced the disease into the greater population during a trip to Disneyland.

Wolfson was interviewed last week by television station KPNX as a source on the debate over vaccinations, calling himself “the paleo-cardiologist,” according to the report.

The doctor said that children should not avoid getting infections such as measels and mumps. “These are the rights of our children to get it,” he told KPNX.

Back on CNN, Wolfson dismissed his fellow doctor’s appeal to anti-vaxxers.

“As far as I’m concerned, it’s very likely that her leukemia is from vaccinations in the first place,” Wolfson said.

The CNN interviewer asked Wolfson repeatedly if he could live with himself if his unvaccinated child got other children, like Sacks’ daughter, fatally sick.

“I could live with myself easily. It’s an unfortunate thing that people die, but people die. And I’m not going to put my child at risk to save another child,” he said.