SENIOR CHECK

80 year old guy goes into a jewellers with a gorgeous 25 year blonde. He tells the jeweller he just met this fine young lady and wants to treat her to something special. The jeweller pulls out a $5000 dollar ring and asks if that will do? The old guy says damn no this lady is way more special than that. So the jeweller pulls out a $20,000 rings and asks if that is special enough? The blondes eyes light up and the old guy says they will take it. He gives the jeweller a cheque for $20,000 and says when the cheque clears on Monday they will come back and pick the ring up.
Monday rolls around and the jeweller calls the old up and says the cheque bounced. The old guy says ”yeah I know, I had the weekend of my life though!!”

RESPECT SENIORS

An old man is walking in Amsterdam and passes a hooker standing at her door.
She asks him: “Granddad, why don’t we give it a try?”
He replies: “No girl, that’s no longer possible for me.”
Says the hooker: “Come on, what have we got to lose, we can give it a try!”
They both go inside. They undress and he performs like a young buck, 
giving it to her 5 times in a row.
“Oh my goodness”, says the hooker, breathless, “and you said that it 
was no longer possible for you?!”
Says the old guy: “Oh, screwing is still going well, it’s the paying 
that is no longer possible!”

TEMEL VE PROSTAT

Temelimiz prostat iltihabına duçar olup bevliye uroloğuna gitmiş. Ürolog Temelimiz’i bir güzel domaltıp prostatini bir güzel muayene ettikten sonra
“Bu parmak muayenesine her hafta gelecen Temelcigum” demiş, “İltihabı iyicene oğuşturup akıtacağuz”.
Temelimiz çaresiz haftada bir bevliyeciye varıp, prostatını masaj ile oğuşturtup visite ücretini de ödermiş.
Sekiz on gidişten sonra “Lan puna para dayanmıyor daa.. bu işi Fadime’ye öğretsem gerek” diyerekten karısı Fadime’ye :
“Böyleyken böyle Fadimecuum…ha pen donumu indireceğum…
ellerimu duvara dayayup eğileceğum..ha sen arkama geçup ha pu eldivenu giyip barmaanı tükrük ilen isladacaksun..
sağ elini penum sağ omuzuma koyacaksun.
sol elini de penum sol omuzuma koyacaksun….”
demesiyle bir an duraklayıp ardından feryada durmuş,
“VAY İPNE DOHTUR VAAAYY..!!!”

TEMEL OTELDE

Otellerin çok dolu olduğu mübarek bir bayram gecesi, Temelimiz’e otelde kalan son odayı teklif etmişler idi. “Yalnız bir sakınca var” demişti resepsiyondaki görevli, “Bu odayı başka bir adamla paylaşmanız gerekiyor. Lâkin bu adam öyle bir horlamakta ki, dün gece ahâli FETO yine kalkışma yapıyor sandı.” Temelimiz’dir, “No prablım” anlamına “Sıkıntı yok” deyip odaya girmesiyle bakmış koca bir âdem avazı çıktığı kadar öyle bir horlamakta ki, savaş tankları kaç para. Temelimiz’dir, uyuyan âdeme  usulca yakınlaşıp yanağına okkalı bir öpücük yapıştırmasıyla, âdem oğlu hop diye oturup koca bir, “N’oluyoz yâv !” nârasi atıp gözlerini korkudan falcı taşı misali açmış idi. Temelimiz ise cilveli bir lisân ile, “Canım benim..yakışıklı yiğidiiim !..” diyerekten gözlerini süzmesiyle, garip âdemin korkudan dalağı ağzına gelmiş, zavallı sabaha kadar uyanık kalıp, “Taa fecre kadar” Temelimiz’in mışıltısını dinlemiş idi. Gözleriniz hep yükseklerde olsun. FTP Timur

İNTİKAM PEŞİNDE

Küçük Temel koşarak babasına gelmiş: “Babaa arkadaşlarumla sinemaya gidecem pana para veer” demiş.
Babası : “Ula bu ne telaş.. hangi filme gideceksinuz da ?” deyince,
Temel : “Filmin adu ‘İntikam Peşinde’ babacuğum, “n’olur para ver de cideyum da”
Babası “Oğlum bu filmi heç duymadım, filmin baş rolünde kim varmış acep?” deyince,
Temel cevaplamış : “İntik”

TEMEL KÜLOTLU ÇORAP


Doksanlık Temelimiz huzur evinde çok beğendiği koridor komşusu ile yüz liraya anlaşmış, birlikte yatağa girmişler. Ateşli bir mübadele-i hissiyat sonunda Temeldir, cığarasını içerken düşünmekteymiş : “Uy şaştum da kaldum billa.. pakire olduğunu pileydum, ikiyüz lira pilem verirdum daa..”
Güzel komşu kadın ise sigarasını tellendirirken düşünmekteymiş : “Uy şaştum da kaldum billa..ha pu kadar sert kalduracağunu pileydum, külotlu çorapimu çıkarırdum daa..”.

MC KINSEY VE EŞEK

 

Ağa arada ortadan kaybolur, dönüşünde köylüleri etrafına toplar gittiği yerleri anlatırdı…
Sordular:
“Ağa bu sefer nereye gitmişsen?…
“Efrika’ya…”
“Efrika’da netmişsen?…”
“Sefari yapmısem…”
“Sefari ne gibi?”
“Çipe binişen, ormana girişen, heyvanlar kaçı, peşlerine düşişen, yakaladığını vurisen…”

“Şen kim bilir nasıl da vurmişsen…”
“He… Zebra vurmisem…”
“Zebra nedir?..”
“Eşek yok mi?..”
“Var…”
“Onun çizgilisi…”

“Zürafa da vurmisem…”
“O nasıldır?..”
“Eşek yok mi?..”
“Var…”
“Onun boynu uzun olanı…”

“Gergedan da vurmisem…”
“Gergedan nasıl?..”
“Eşek yok mi?..”
“Hee…”
“Eşeğin burnunda boynuzu olanı…”

“Piton da vurmisem…”
“Piton nasıldır…”
“Eşeğin şeyi….  yok mi?..”
“Var…”
“Aha onun dört metre olanı ama eşek yoktir…”

Yıllarca “Türkiye’yi IMF’den kurtardık, IMF’ye borç para bile verdik” dedikten… Ekonomik krizin sebebi Amerika’yı gösterip doları düşman saydıktan sonra… Amerika’dan kurtulmak için ne yaptılar?…
Bir Amerikan şirketi ile anlaştılar, adı; McKinsey…

“McKinsey nedir?” diyecek olursanız…
IMF’nin dört metre olanı…
Ama IMF yoktir…

Bekir Coskun’dan (Sözcü) alıntı

Why seniors never change their password

Why seniors never change their password

 WINDOWS: Please enter your new password.

USER Cabbage

 WINDOWS: Sorry, the password must be more than 8 characters.

 USER:Boiled cabbage

  WINDOWS: Sorry, the password must contain 1 numerical character.

 USER:1 boiled cabbage

  WINDOWS: Sorry, the password cannot have blank spaces

 USER: 50damnboiledcabbages

 WINDOWS: Sorry, the password must contain at least one upper case character

 USER: 50DAMNboiledcabbages

 WINDOWS: Sorry the password cannot use more than one upper case character consecutively.

 USER: 50damnBoiledCabbagesShovedUpYourAssIfYouDon’tGiveMeAccessNow !

 WINDOWS: Sorry, the password cannot contain punctuation.

 USER: ReallyPissedOff50DamnBoiledCabbagesShovedUpYourAssIfYouDontGiveMeAccessNow

 WINDOWS: Sorry, that password is already in use

VAYAGRA

Emine Öğretmen, 3’üncü sınıfı okutuyor. Konu “İlaçlar ve doğru kullanmak.”
Emine Öğretmen soruyor; İçinizde ilaçları tanıyan, bilen var mı?
-Recep el kaldırır. Öğretmenim, ben Aspirini biliyorum. Kanı sulandırıyormuş.
Öğretmen, aferin evladım, der.
-Bülent el kaldırır. Ben Panaljini biliyorum. Baş ağrısına iyi geliyormuş.
Öğretmen, aferin çocuğum, der.
-Burak Bilal heyecanla el kaldırır. Öğretmenim ben vayagra’yı biliyorum, der.
Öğretmen şaşırır fakat çaktırmamak için, “Ne işe yarıyor bu vayagra” demiş?
Burak Bilal; İshal kesmek için kullanılıyormuş öğretmenim, demiş!
Öğretmen, sen bunu nasıl biliyorsun çocuğum, deyince,
Burak Bilal; Akşam annem babama kızıyordu öğretmenim. Aynen şöyle diyordu;
“Hadi iç şu vayagra’yı da bu bok sertleşsin…”

BEHIND EVERY SUCCESSFUL MAN

During a company’s annual family trip to a crocodile farm inThailand… the eccentric Boss dared any of his employees to jump into
the crocodiles infested pond… and swim to the shore.    Anyone who survived the swim will be rewarded with 5 million… but if
killed by the crocs…2 million will be given to the next of kin.
 
 For a long period of time no one dared take up the challenge… Then,suddenly a man jumped in…and swam frantically for his life towards shore pursued by the crocs…and luckily he made it unscathed.  When he managed to recover his breath… the man, who became instant millionaire, shouted asking who pushed him into the pond….. It was his wife who did it.!!!
 
And from that day…that was how the phrase… “Behind every  successful man…there’s a woman”…came about !!!

GÜLEN AT

 

 

 

Kralın bir atı varmış. Bu at sürekli ağlarmış. Atının sorununa çare arayan kral, her yere haber verip “atımın sağlığını geri kazandıranı zengin ederim” demiş. Nice hekimler, baytarlar gelmiş gitmiş ama çaerisiz.. Olayı duyan Nam-ı Kemal hemen kralın yanına gitmiş: – “Ben bu işi hallederim” demiş ve anlaşmışlar Nam-ı Kemal atın yanına gidip kulağına bir şeyler söylemiş. Birden at gülmeye başlamış.

 

Nam-ı Kemal parasını almış ve gitmiş. Aradan 12 ay geçmiş. At gülmekten yemek yiyememeye başlamış. Kral Nam-ı Kemal’i tekrar çağırmış: – “Bu ata ne oldu bilmiyorum ama sıkıldım artık, bunu eski haline getirirsen sana daha çok para veririm” demiş. Nam-ı Kemal atın yanına gitmiş ve kısa sürede geri dönmüş. At ise eski haline dönmüş ve başlamış hüngür hüngür ağlamaya. Kral merak edip sormuş: – “Nasıl birden güldürüp, birden ağlattın be adam?” – “İlk seferde, benimki seninkinden büyük, dedim, gülmeye başladı.” – “Ya ikincisinde ne dedin?” – “Çıkarıp gösterdim.”