Alev saçtı güneş, yağmur dediler
Keten gömlek giydim, samur dediler
Varam ben de yazam şiirler dedim
Şair değilsin sen Timur dediler
TS
Avcılar bilir; köpekleri çağırmak ve değişik emirlere uymaları için eğitmeye yarayan bir düdük vardır.
Bu köpek düdüğü, insan kulağının duyamadığı yüksek frekanslı, çok tiz bir ses çıkarır ki insanlar bu sesi katiyyen duyamaz.
Yeri gelmişken yıllar önce başımızdan geçen bir fıkrayı anlatsam gerek.
“Altında gayyâ vardır, içi nâr ile pürdür
Varûben ol gölgede, biraz yatasım gelir”
(VARUBEN =VARIP DA)
Öğle arasında muayenehanedeki odamızın kapısını kapamış, yeni aldığımız ay-fonu kemerimize kopçalamış, kulaklığı takmış, Mahler’in birinci senfonisini bir yandan yüksek bir tonla dinlemekte bir yandan da elimizi kolumuzu sallayaraktan güya orkestrayı yönetmekteyiz. Bu sporu yapanlara Ingilizce’de “Armchair conductor” denir ki, fakirin kendi başımıza yaptığımız uğraşılarımızdan birisi olmakla, “kimseler görmesin deli derler” korkusuyla da hep kapalı kapılar ardında yapmaktayız.
“Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir
Varıp ânın üstüne, evler yapasım gelir”
Senfoninin dördüncü bölümüne başarı ile ulaşmış, kan ter içinde ve dahî nefes nefese kalmış iken, kendini bilmez ay-fonun zırıl zırıl çalmaya başlamasıyla, telefonu kemerimizden çıkarmak için hamle yapmış idik. “Amanın hastaneden arıyorlar tez cevap vermek gerekir” diyerekten kopçayı açıp telefonu çıkarmak için debelenmekteyiz ki ne fayda.
“Oda gölgedir deyû, ta’n eylemen hocalar
Hatırınız hoş olsun, biraz yanasım gelir (YE)
Zâlim telefon üç kez çaldı ki, çağrıyı kaçıracağız. Telefon alçağı ise ne kadar çekiştirsek de kemerden katiyyen ayrılmıyor. “Heyvah ki heyvâh.. çıkmıyor bu meret kemerden” diyerekten, o telâş ile af buyurun pantolonumuzu indirmemizle, paçalarını kolumuza dolayıp çağrıya cevap vermiş idik.
Bu fakir odanın ortasında, kırmızı biyeli iç donumuzla dikilip, kolumuza pantolon dolanmış bir halde telefonla konuşurken aniden kapı açılmış, ofis menajeri hanım, rotasyona gelen iki kadın tıp öğrencisi ile odamıza dalmış idi.
“Ben günahımca yanam, rahmet suyunda yunam
İki kanat takınam, biraz uçasım gelir”
Lâkin köpeklerin davranışından onların bu köpek düdüğünü çok iyi duyduğu hemen anlaşılır.
Söz gelişi sahip, korku ya da ödül vererek eğittiği köpeklerine hiçbir zaman “Beni doğuran şehirler mübarektir” ya da
“Ben ikinci peygamberim” ya da “Bana dokunmak ibadettir” deme gereği duymaz. Düdüğünü öttürmesi yeterlidir.
Bu sahipler hâliyle bütün gün, hatta yıllarca düdüklerini öttürür dururlar.
“Andan cennete varam, cennette hûriler görem
Hûri ile gılmanı, bir bir koşasım gelir”
DÜŞMEKTEN KORKMUYORSA YERDE SÜRÜNDÜĞÜNDENDİR

OTURDUĞU YERDEN KALKMIYORSA ALTINA SIÇTIĞİNDANDIR
“Derviş Yunus bu sözü, eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeken bir Molla Kâsım gelir”
Yunus Emre
Gözleriniz hep yükseklerde olsun
FPT Dr. Timur Sümer