LAVOISIER VE YUNUS EMRE

https://www.britannica.com/biography/Antoine-Lavoisier 

Sevgili yaran: 

Akşamın nilgünü (laciverdi) üzerimize çökünce, gül cemâlinizi namaz bitiren mü’min misâli, önce güneydoğu yönüne çevirüp, sevgili Jüpiter’imizi (Bercis’imizi), sonra da batı yönüne döndürüp, Venüs gezegenimizi görürseniz,  hayretten gözleriniz falcı taşı gibi açılır ve maazallah uvulanızı  (küçük dilinizi) gurppadanak yutarsınız.

“Be hey kardaş hakk’ı bulam mı dersin,
Hakk’a yarar amel işlemeyince
Tarikat sırrına erem mi dersin,
Kamil mürşid sana söylemeyince” (YUNUS EMRE)(YE)

  • Yeri gelmişken, Temelimizin başına gelen komik bir fıkrayı nakletsek gerek.
  • Otellerin çok dolu olduğu mübarek bir bayram gecesi, Temelimiz’e otelde kalan son odayı teklif etmişler idi. “Yalnız bir sakınca var” demişti resepsiyondaki görevli, “Bu odayı başka bir adamla paylaşmanız gerekiyor. Lâkin bu adam öyle bir horlamakta ki, dün gece ahâli, FETO yine kalkışma yapıyor sandı.” 
  • Temelimiz’dir, “Sıkıntı yok” anlamına  “No prablım” deyip odaya girmesiyle bakmış koca bir âdem avazı çıktığı kadar öyle bir horlamakta ki, savaş tankları kaç para. Temelimiz’dir, uyuyan âdeme  usulca yakınlaşıp yanağına okkalı bir öpücük yapıştırmasıyla, âdem oğlu hop diye oturup koca bir, “N’OLUYOZ YÂV !!” nârası atıp gözlerini korkudan falcı taşı misâli açmış idi. Temelimiz ise cilveli bir lisan ile, “Canım benim..yakışıklı yiğidiiim !!..” diyerekten gözlerini süzüp, dudaklarını öpücüğe kıyas büzmesiyle, garip âdemin korkudan dalağı ağzına gelmiş, zavallı sabaha kadar uyanık kalıp, “Taa fecre kadar” Temelimiz’in mışıltısını dinlemiş idi. 

Antone Laurent Lavoiser’dir “simya’yi “kimya”ya çeviren büyük bir bilim adamı olmakla kalmayıp, Fransız devriminin ve reformların ateşli savunucusu idi.

“Özenirsen gardaş, tevhîde özen.
Tevhiddir nefsinin kal’asın bozan
Hiç kendi kendine kaynar mı kazan
Çevre yanın ateş eylemeyince.”                                                                                                     (YUNUS EMRE) (YE)

 Ünlü bilim adamının bu tutumu zamanın yöneticilerini de rahatsız etmeye başlamıştı. 1794 yılında zamanın Ergenekon Mahkemesi onu aristokrat olmak ve vergi toplamada yolsuzluk yapmakla suçladı. Lavoisier’nin dostları, bilginler tanıklık yapmak için mahkemeye başvurdular, fakat tanıklık yapmalarına izin verilmedi.

“Değme kişi gönül evin düzemez                                                                                            Hakk’ın takdirin kimse bozamaz.
Tarikat ummandır dalıp yüzemez,
Aşkın deryasını boylamayınca.” (YE)

ERGENEKON  mahkemesi, Lavoisier’nin giyotinle kafası kesilerek öldürülmesine karar verdiğinde Lavoisier 51 yaşındaydı. Ünlü bilgin, giyotine götürülmeden önce kendisini ziyarete gelen matematikçi arkadaşı Lagrange’den öyle bir istekte bulundu ki..“Kafam giyotinle kesilip sepete düştüğünde gözlerime bak. Gözümü iki kez kırparsam, insan beyni, kafası kesildikten sonra da bir süre çalışmaya, düşünmeye devam ediyor demektir…”

Lagrange,  Lavoisier’nin kafası kesilip sepete düşünce gözlerini iki kez kırptığını gördü. Lavoisier’nin kafası giyotinle uçuruldu ama bugün yaşıyor ve insanlık onu saygıyla, minnetle anıyor. Dünya var oldukça da anacak. Oysa “Cumhuriyetin bilginlere ihtiyacı yoktur” diyerek onu giyotine gönderen yargıcın adını ise bugün kimse bilmiyor. Türkiyemiz yıllardır Fransa’nın 18. yüzyılda yaşadıklarını yaşıyor. Bugün hâlâ “Cumhuriyetin bilginlere, yazarlara, gazetecilere, aydınlara ihtiyacı yoktur” diyen, veya “Ben cahil insanları severim” diyen kafalarla boğuşuyor. 

“Aşkım galip geldi yüreğim harlar
Aşık olan ar-ı namusu neyler
Behey yunus sana söyleme derler
Ya ben öleyim mi söylemeyince.”
(YUNUS EMRE)

https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/cagdas-kimyanin-kurucusu-antoine-lavoisier-biyografisi-idami-ve-anekdotlar

GÖZLERİNİZ HEP YÜKSEKLERDE OLSUN.
FPT Dr. Timur Sumer

jupiter 2

Leave a comment