LAVOISIER VE YUNUS EMRE

Sevgili yaran:                                          25 Aralık 2011

“Be hey kardaş hakk’ı bulam mı dersin,
Hakk’a yarar amel işlemeyince
Tarikat sırrına erem mi dersin,
Kamil mürşid sana söylemeyince”

Akşamın nilgünü (laciverdi) üzerimize çökünce, gül cemalınızı namaz bitiren mümin misali, önce güneydoğu yönüne çevirüp, sevgili Jüpiter’imizi (Berciş), sonra dahi batı yönüne dondurup, Venüs gezegenimizi tamasa ederseniz, taaccüpten (hayretten) dideleriniz (gözleriniz) falcı taşı misali açılır ve maazallah uvulanızı gurppadanak yutarsınız.

Antone Laurent Lavoiser’dir “simya’yi “kimya”ya ceviren buyuk bir bilim adami olmakla kalmayip, Fransiz devriminin ve reformlarin atesli savunucusu idi.

“Özenirsen gardaş, tevhide özen.
Tevhiddir nefsinin kal’asın bozan
Hiç kendi kendine kaynar mı kazan
Çevre yanın ateş eylemeyince.”

 Ünlü bilim adamının bu tutumu zamanin yöneticilerini de rahatsız etmeye başladı.1794 yılında zamanin Ergenekon Mahkemesi onu aristokrat olmak ve vergi toplamada yolsuzluk yapmakla suçladı.Lavoisier’nin dostları, bilginler tanıklık yapmak için mahkemeye başvurdular.Tanıklık yapmalarına izin verilmedi.

“Değme kişi gönül evin düzemez
Hakk’ın takdirin kimse bozamaz.
Tarikat ummandır dalıp yüzemez,
Aşkın deryasını boylamayınca.”

ERGENEKON mahkemesi, Lavoisier’nin giyotinle kafası kesilerek öldürülmesine karar verdiginde Lavoisier 51 yaşındaydı.Ünlü bilgin, giyotine götürülmeden önce kendisini ziyarete gelen matematikçi arkadaşı Lagrange’den oyle bir istekte bulundu ki..“Kafam giyotinle kesilip sepete düştüğünde gözlerime bak. Gözümü iki kez kırparsam, insan beyni, kafası kesildikten sonra da bir süre çalışmaya, düşünmeye devam ediyor demektir…”

Lagrange Lavoisier’nin kafası kesilip sepete düşünce gözlerini iki kez kırptığını gördü.Lavoisier’nin kafası giyotinle uçuruldu ama bugün yaşıyor ve insanlık onu saygıyla, minnetle anıyor.Dünya var oldukça da anacak.

Oysa “Cumhuriyetin bilginlere ihtiyacı yoktur” diyerek onu giyotine gönderen yargıcın adını ise bugün kimse bilmiyor.Türkiyemiz bugün hâlâ Fransa’nın 18. yüzyılda yaşadıklarını yaşıyor.Bugün hâlâ “Cumhuriyetin bilginlere, yazarlara, gazetecilere, aydınlara ihtiyacı” yoktur diyen kafalarla boğuşuyor. 

Hakkımızda hayırlısı olsun..

“Aşkım galip geldi yüreğim harlar
Aşık olan ar-ı namusu neyler
Behey yunus sana söyleme derler
Ya ben öleyim mi söylemeyince.”
(YUNUS EMRE)

GÖZLERİNİZ HEP YÜKSEKLERDE OLSUN.
FPT Timur

jupiter 2

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s