KANUNİ VE COPERNİCUS

                                           Jupiter (Bercis)
Sevgili arkadaşlarım be:

 

“Bizim illerin beyleri
Yakar kandili kandili
İçip arslana dönerler
Kadeh döndürü döndürü”

 

Gecenin nilgünü çöker çömez gül yüzünüzü doğu yönüne çevirdiğinizde gördüğünüz ışıldaklı gezegen sevgili Bercis’imizdir (Jüpiter)
Saniyen, akşam sekiz- dokuz sularında yönünüzü güneye çevirip
(Ankara’dakiler Çankaya yönüne dönsünler, Samsun’lular
ise denizi kıçlarına alsunlar), elinizi “nah sana”
yaparaktan kafa hizasından uzatsanız, Orion yıldız
kümesinin meşhur avcısını elinizin altında bulursunuz
da hayretinizden ağzınız nah şu kadar açık kalır.
Bu yazının ekinde ise hem yıldız kümesinin resmini, hemi
de “avcının” çizgisini, temaşa etseniz içün, sevabımıza göndermekteyiz.

 

“Hem içerler hem kanarlar
Düşmana meydan ararlar
Arap atlara binerler
Boyun sündürü sündürü”

 

Hz. Nicolaus Copernicus, bir yandan rahiplik eder, bir
yandan da saray hekimliğini red edip, yoksulların hastalıklarına koşar iken, bir
yandan da Merkür, Venüs, sevgili Dünyamız, Jüpiter ve
de Satürn’ün güneş çevresinde pervane oluşlarının
hesaplarını yapar idi.
Lakin Engizisyon kilisesinden korkusundan garibim,
bulduklarını, bizim softalarca yurdumuza henüz
sokulmamış yazı basma aygıtına bile veremez, yalnızca
birkaç yarenine anlatır idi.
Bu yarenlerden Giordano Bruno ise, Hz. Copernicus’un 1543 yılında ölmesinden
nice sonra baklayı ağzından çıkarmasıyla, Hıristiyan
yobazlarca, 1600 yılında direğe bağlanıp cayır cayır
yakılmıştır.

 

“Çürüdü gönlüm çürüdü
İçerde yürek eridi
Beylerin kolu yoruldu
Kılıç döndürü döndürü”

Kanuni’nin en yakın dostu melek yüzlü vezir-i azam Pargalı İbrahim paşa, “şehriyar hazretlerinin tırnaklarını kesüp pay-ı şeriflerini (şerefli ayaklarını) gaslettikleri (yıkadıkları) suyu nuş eder idi” (içerdi) (Müneccimbaşı;Cilt2,s.591)

 

Süleyman’a öz oğlu Mustafa’yı boğdurtmakla yetinmeyen baş cadı Hürrem sultan ise, kızı Mihrimah’ın rezil kocası Rüstem paşayı sadrazam etmek için sultanımızı fitnelerle doldurmuş, Hz. İsa’nın doğumu üzre 1540 yıl geçmesine rağmen, Süleyman sultanımız, Copernicus’un felç geçirmesine çeyrek kala, sevgili dostu “makbul” İbrahim’i uyur iken boğdurmuş, unvanını ise “makbul” İbrahim’den “maktul” İbrahim’e değiştirmiş idi.

 

“Beyler n’eyleyip n’idelim
Güzellerle göç edelim
Meydanda at oynatalım
Boynun döndürü döndürü”

 

Heyhat ki ne heyhat, yine tam 1540 yılında, AB’nin en
baş sultanı, rezillerin rezili VIII Henri ise zamanın
İngiltere’sinde, Süleyman’dan aşağı mı kalacak,
karılarının kafalarını kestirmekle kalmayıp, en yakın
dostu ve içtikleri sarap ayrı gitmez en
başa bakanı Cromwell’in de kellesini vurdurmakla
kalmamış, tüm sülalesini de hıyar misali doğratmış
idi.

 

“Köroğlu der ki karıdım
İhtiyar oldum çürüdüm
At yoruldu ben yoruldum
Güzel bindiri bindiri”

(Köroğlu)

 

Gözleriniz hep yükseklerde olsun,
Fakir-i pür taksir
Timur Sümer

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s