DR. ZAFER ÖNER’DEN “MÜNİR BEY”

MÜNİR BEY

Bizim Füsun’un,iki kişilik bir arabası var,markası “smart” mı , ne?
Çok şirin.  İki kişilik.
Ama ben daha şirinini bizim Kilis’te,taa 1950’lerin sonuna doğru görmüştüm.
O araba tek kişilik ve el yapımıydı.Sahibinin adı Münir’di.  Kendi imalatı idi,arabası…
Benim Kemaliye İlkokulundan çıkıp sağa dönüp,bir kenarında türbe bulunan,
Odun Pazarı denen dar yoldan geçip,sağa ya da sola döndüğünüzde,Cumhuriyet caddesine çıkardınız.
Bu cadde taa Ulucamii’nin yanındaki Hükumet binasının önündeki 
Cumhuriyet meydandan başlar Karataş’ın ordaki aygır deposuna kadar giderdi.
O sıralarda Kilis’te at yarışları yapılırdı. Birinciliği alışkanlık haline getiren erkek atlarla kısraklar bu deponun önündeki bahçede çiftleştirilir ve daha iyi nesiller elde edilmeye çalışılırdı.Bu çiftleşmeyi kolaylaştıran kişiye de kıyakçı denirdi…

İşte bu el yapımı tek kişilik araç,Münir’in kumandasında,bu cadde boyunca bir aşağı,bir yukarı gider gelirdi.
O sıralarda at arabaları,atlar,eşekler,rus yapımı motorsikletler çoğunluktaydı ve tektük te eski model amerikan arabalarını görürdük,Cumhuriyet caddemizde.
Nal sesleri,at arabalarının çelik halka ile sarılmış tekerlerinin çıkardıkları seslerle karışırdı.

Bu el yapımı tek kişilik araca herkes yol verirdi.Severdik Münir’i,pekçok akllıdan daha iyi ve zararsız olduğunu bilirdik.
Esmer tenli,tıknaz bir “yeni ergendi”Münir,o zamanlar…

Bu arabanın motoru yoktu. Münir,ağzı ve dili ile motor sesi çıkartırdı.
Yokuşa geldiğinde motorun sesinden zorlandığını anlardınız;
adeta inletirdi motor sessini,yokuşaşağı giderken de
vitesi boşa alır sessizce giderdi!
Münir arabasına soldaki tek kapısından girerdi,gerçek bir direksiyonu,
pompalı kornası,sinyalleri falan herşeyi vardı.
Tek kusuru,motorunun olmaması ve sadece bir kişlik olması idi…

Geri geri giderek parketmesini seyre doyamazdım,tam park edeceği aralığa cuk oturturdu arabasını…
Trafik kurllarına ve her türlü kurala tamı tamına uyardı…

Birgün Münir arabasıyla bir kaza yaptı.
Ne olduğunu sorduklarında tekerinin patladığını söylemişti. 
Unuttum; bir de tekerleri yoktu Münirin arabasının, Münir arabasını sırtında taşırdı.
Kazada da Münir’in bacağı kırılmıştı.

Zaman zaman Kilis’ten çıkıp Antep’e kadar gittiği olurdu,Münir’in…Tam ellisekiz kilometre…

Yolda tekeri patlar,benzini biter başına türlü çeşitli belalar gelirdi,Münir’in
Ayağında yara açıldığında;tekeri patlamış,
susayıp acıktığında da;benzini bitmiş olurdu,Münir’ciğin…
Ruhu acıyıp daha da sarsıntıya uğradığında,ya da kendini bilmez biri canını sıktığında,
sıksa suyunu çıkarabilecekken o kişinin,hiç birşey yapmaz,arabasını sırtlar,hafif ağlak bir suratla çeker evne gider,birkaç gün yok ederdi kendini…

Kendi dünyasında kimseye zarar vermeden arabasıyla yaşayıp giderdi.
Hep geçiş üstünlüğü vardı,Münir’in
sevilip sayılırdı…
Hani derler ya “karıncayı ezmez” diye…
İşte o laf,Münir için söylenmişti sanki…

Asla hırsızlık yapmadı.
Asla rüşvet istemedi.
Kimsenin malında mülkünde gözü yoktu.
Kimsenin gözünü çıkarmadı.
Kimsenin canını almadı.

Bu idarecilik veya politika denen meslek,şan şöhret ve ikbal kapısı olmaya devam ettiği sürece ve biz idare edilenler bu nitelikleri kazananlar önünde iki büklüm,el pençe divan durmaya devam ettiğimiz sürece…
Hakkı huzur,bal tutan parmağını yalar gibi saçmalıklar devam ettiği sürece…
Hiçbir işte dikiş tutturamayan ya da kendi işinde tatmin olamayanların hedefi olmaktan
çıkartılmadıkça,politika idarecilik,liderlik,şeyhlik,şıhlık;adı her neyse…
Hangi taraftan olursa olsun,kayırmacılık devam ettiği sürece…
Ve politika yani idarecilik yani yöneticilik dürüst ve şeffaf bir sisteme oturtulmadıkça…
“Mevlam neylerse,güzel eyler”zihniyetini,her türlü idareciye yaftalayıp,onları nerdeyse tanrı mertebesine çıkarttığımız sürece…
Bizlere huzur yok. Korku,endişe,üzüntü,kaygı…
İster üniversite olsun isterse herhangi bir kurum…
Bizlere,daha doğrusu benim gibi düşünen salaklara bu ülkede huzur yok…

Ya da hepimiz Münir gibi olacağız; arabamızı sırtımıza yükleyip,kurallara uyup başka şeylere de karışmayacağız…
Bazan tekerimiz patlayacak,bazan benzinimiz bitecek…
Bazan günlerce,yol kenarına çektiğimiz motorsuz arabamızın 
motorunu tamir edebilmek için çabalayıp duracağız…
Herzaman arabamızın bütün yükü sırtımızda…
Motorumuz yok,tekerimiz patlak!
Tıpkı MÜNİR BEY gibi!

DR. ZAFER ÖNER

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s