DR.NEDİM ÇAKAN’DAN “DELİRTEN PARAZİTLER”

Önce sübjektif bir düşüncemi yazayım. Bir endokrinolog olarak birçok “psikiyatrik” hastalığın ileride biyokimyasal bozukluklar olarak açıklanacağını  ve tedavilerinin bazı imün veya endokrin sistem kontrol edici ilaçlarla mümkün olacağını düşünüyorum. Bu yazı dizisinde hayvanlarda ya da insanlarda delilik olarak adlandırılabilecek davranışların nedenlerinin  parazit ya da enfeksiyon olabileceğini göreceğiz. Bu örnekler bilim kurgu gibi gelse de doğada gerçekten gözlenmiş  olaylar. İsteyenler için kaynaklar aşağıda, yazının sonlarında. Bu yazi bes kisa yazidan olusan parazitler dizisinin ilki.

1. ÖRNEK: KARINCALARI DELİRTEN PARAZİT

 

 

DITRO1 DITRO2

D. Dendriticum  parazitik bir yassı solucan. Aşağıdaki fotoya bakınız.

 

dicrocoelium-dendriticum (sekil)

DITRO LIVER 

Parazitlerin kendileri de başka parazitler tarafından  enfekte edilebilir. (Örneğin bakteriler içlerine giren virüslerin genetik yapısına göre nitelik değiştirebilirler.)

Parazitler sıtma oluşturan plasmodium falciparum gibi tek hücreli protozoalardan veya yuvarlak, yassı, ya da şerit şeklinde sınıflandırılan helmintlerden (solucanlar) oluşmakta.

D. Dendriticum bu parazitlerin yassı olanlarından ve evrim sonucu inek gibi geviş getiren hayvanların karaciğerinde yaşamlarını sürdürüyorlar.  Parazitlerin neden olduğunu bilmediğimiz nedenden dolayı çoğalmaları için bazen birçok aşamadan ve konaktan geçmeleri gerekiyor. Aşağıda DD’nin D harfi şeklindeki yumurtasının mikroskoptaki görünüşü var.

DD-yumurtasi (sekil)

 DITRO EGG

Solucanın ineğin karaciğerinden safra sistemi ile barsaklara geçen  yumurtaları  hayvanın dışkısıyla etrafa saçılıyor. (Doğada niye diye sormayacaksın) İnek, öküz dışkısıyla beslenen salyangozlar  bu yumurtaları da alıyorlar. Salyangozlar ağır ağır yollarına devam ederken yumurtalar değişim geçiriyor. İki oosit evresini geçip, serkarya (cercaria)  haline geliyorlar.  Serkarya halindeki parazitler, salyangozun solunum sistemine geçip  salyangozun hareketini kolaylaştıran sümük yumaklarının içine giriyorlar. Salyangoz hareket ederken sümüklerini ayaklarının altına yayıyor ve böylece serkaryalar tekrar toprağa dönüyor.

Salyangoz

snailYine nedendir diye sormayın (bana göre karıncaları çeken bir kimyasal madde var olmalı) karıncalar bu sümükleri yiyor ve solucanın serkaryaları tarafından enfekte oluyorlar. Genelde gerek salyangoz gerekse karıncalar çimlerin diplerinde inekler tarafından ezilmeden ve yenmeden dolaşıyorlar.

Karınca

DITROİşte burada olağan dışı birsey oluyor: Salyangozun sümüğünü yiyen karıncalara geçen serkaryaların çoğunluğu karıncaların karınlarının altında kist halinde duruyor.  Birkaç serkarya ise metaserkarya haline geçip ezofaguz (yutma borusu) altındaki karıncaların nöronal ganglionlarına geçip karıncanın davranışını kontrol altına alıyor. Normalde ineklerden kaçan karıncalara bir şeyler oluyor. Normalde sağlıklı karıncalar güneş batıp  hava soğumaya başlayınca   yuvalarına dönmeye başlıyor. Metaserkaryanın kontrolündeki karıncalar ise  gidip çimlerin en taze ve yeşillerinin üstünde çimleri ısırıp sabaha dek bekliyorlar. Eğer inekler gelip çimleri ve onları da yemezse sabah havanın ısınmasıyla normal yaşamlarına dönüyorlar.  Taa ki akşama dek.

Solucanın metaserkarya halinde iken karıncayı birtakım biyokimyasal maddelerle etkileyip karıncanın davranışını özellikle de ineklerin çimleri en çok yedikleri akşam güneş battıktan ve sabah güneş doğmadan önce  bu davranışlara sürüklemesi olağanüstü.  Yeşil çimenlerle birlikte karıncaların da yenmesiyle solucan ineklerin sindirim sistemine ve oradan karaciğerine geçerek yaşam evresini tamamlıyor ve erişkin yaşamına devam ediyor. Döngü nasıl sağlanmış bakalım:

ne yaptigini bilmeyen karinca

kendi halinde bir salyangoz

D seklindeki  DD yumurtasi

 Karaciger’de hastalik yapan bir yassi solucanin yasam döngüsü

 

YASAM DONGUSU 

İkinci örnek:

2. ÖRNEK: WASP ve TAHTAKURUSU’NU “DELİRTEN” PARAZİTLER

Enfeksiyona bağlı “delilik”

Çoğumuz evrim ve genetik öğelerin nasıl çoğalacağımızı, üreyeceğimizi belirlediğini düşünüyoruz. Eşlerimizi nasıl ve neden seçiyoruz?  Bu çok ayrıntılı bir konu, ancak bazı hayvanlar için üreme davranışları kendi seçimlerine ya da genetiğe veya evrime bağlı değil. Bu canlılar içlerindeki parazitlerin etkisi altındalar.

Bu konuya örnek canlılardan Wasp’lari anlatacağım. Wasp denince  Hymenoptera Hypocrita olarak bilinen canlılar demek istiyorum, çünkü bazılarımızın WASP denince akıllarına White Anglo-Saxon Protestant kelimelerinin kısaltması gelebilmektedir. :)  Birçok canlılar ve tabii biz insanlar için wasp denince önce akla iğnesi gelir:

 Wasp İğnesi (Sekil 1)

 IGNE

ve kendisi: (Sekil 2)

 

WASP 01

 

Wasp arı ile karınca arasında ama ikisi de olmayan bir canlı.  Wasp’ların önemli bir ozellikleri yumurtalarını başka böceklerin içlerine bırakmaları. Büyüyen yeni wasplar, içinde büyüdükleri böcekleri içerden yiyip sonunda onları patlatarak  ortaya çıkıyorlar. Sanırım WASP kısaltması ile wasplara çağrıştırma yapılmak istenmiş olmalı. Her neyse…

Hemen hemen her böceğin ve özellikle tarımcılıkla uğraşanları ilgilendiren şekilde sebzelere meyvalara zararlı böcekleri kullanan, onlara has wasplar var. Bu şekilde zararlı böceklere zarar veren canlıların varlığı insanlar açısından  doğaya zarar vermeden bu ekolojik dengeyi acaba kullanabilirmiyiz düşüncesine yol açmış. Sonucta yüzbinlerce çesit wasplar yaygın olarak zararlı böceklere karşı “pest kontrol” olarak kullanılıyor.

Entomologistler (böcekleri inceleyen zoologistler) Wasp ve tahta kurusu üzerinde incelemeler yaparken bazılarının parthenogenetik olarak (nonsexual olarak yumurtadan üreme) ürediklerini ve erkeklere ihtiyaç duymadıklarını  gözlemişler. Bu değerli entomologistler; tabii ki “evrim” sonucu bunların geliştiğini düşündüklerinden ve “bakalım evrim ne eyler, ne eylerse güzel eyler” diyerekten zevk dışında henüz anlayamadığımız bir takım biyolojik üstünlük kazanmış olabileceklerini ileri sürmeye başlamışlar.

(Burada kısa bir giriş yapayım; Evrim mekanizmasını sanki “Intelligent Design”  ya da benim uydurduğum gibi “Evrim Amca” gibi akıllı bir mekanizma gibi göstermek isteyenler var. Evrim Türkçede güzel bir isim ve sanırım daha çok bayanlara verilen bir isim.  Bu kimseler arsında iyi veya kötü evrim sonucu oluşan canlıların ya da bu canlıların organlarının en mükemmel olduğunu ya da illa mükemmele doğru bir  gelişme olacağını söyleyenler var. Bunların aşırıya kaçan bir kısmı “Eugenetics” gibi işlerle uğraşmış, bazıları evolutional pshyciatry ile uğraşıyor.   Ben evrimin düşünen en iyiyi yapmaya çalışan bir “entity” bir varlık olduğuna inanmıyorum. Tersine, böyle düşünenlerin büyük bir sapma içinde olduğunu düşünüyorum.)

Ve tahta kurusu: (Sekil 3)

timthumb.phpTahtakurusu

tahta-kurusu-zehriSonradan anlaşılmış ki bu bir evrim sonucu kazanılmış üstünlük değil,  bir enfeksiyon hastalığı. Bu hastalığın etmeni de Wolbachia pipientis. Bu bakteri zorunlu bir hücre içi parazit ve birçok böcek türünün yumurtalık ve testislerine yerleşiyor.

5 milyon kadar olduğu düşünülen böcek türlerinin yüzde 16’sı Wolbachia bakterilerinin bir çeşidi ile enfekte olmuş halde. Bizim genomlardaki HERV’ler gibi vertikal bulaşma oluyor yani anneden çocuğa geçiyor. Üreme sonucu olan erkek miktarını bu bakteriler çeşitli yollardan düzenliyor.

Wolbachia  hormonların üretimini ve fonksiyonlarını etkileyerek enfekte edilmiş erkek tahta kurusunu dişi tahtakurusu haline çeviriyor.

Diğer bazı böceklerde sitoplazmik uyuşmazlık yaratarak erkeklerle dişilerin birleşmesine engel oluyor.

Wasp ve Tahtakurusu’nu etkileyen etmene bakalım: (elektron mikroskobu ile çekilmiş)

Wolbachia (Sekil 4)

 1280px-Wolbachia

 

 Bazı wasp türlerinde ise erkeklerin tamamını ortadan kaldırmış. Bu tür wasp’lar ancak  parthenogenesis ile çoğalabiliyor. (Evrim de geriye gidiş? Tabii ki değil!)

Wolbachia gibi en az beş bakteri türü daha bulunmuş. Bu bakteriler erkek neslini ortadan yok ederek dişilerin üreme sistemlerinden enfeksiyon geçişini hızlandırıyorlar.

Bu örneklerden çıkarılacak çok dersler var sanırım.

Bir wasp arisi ve wasp arisinin ignesi bir tahtakurusu ve enfeksiyon ajani  wolbachia .

Daha fazla okumak isteyenler için: Travis J. Undesirable sex partner: Bacteria manipulate reproduction of insects and other species. Science News 1996;150:228.

 [Yazilarimi , notlarimi paylasmak isterseniz yazilarimin tum haklarinin bana ait oldugunu hatirlatmak isterim. genellikle yazilarimin altinda kaynaklar veriyorum. Umarim benim yazarken aldigim keyfi siz de okurken alirsiniz. Nedim Çakan]

 3. ÖRNEK: FARELERİ KİM DELİRTİYOR?

CAT RAT 2 

Protozoan delilik:

Memeli hayvanlar çok daha kompleks diye biliyoruz değil mi? Bakalım  memelilerde ne tür enfeksiyona bağlı “delilikler” varmış.

Sıçanlar tek hücreli bir parazit olan toxoplasma gondii için ara konak görevi görürler. Toxoplasmaların yaşamları evcil kedilerde başlar, evcil kedilerde sona erer. Kedilerin immün sisteminin saldırısı karşısında toxo paraziti çok dayanıklı kistler oluşturur ve bu kistler kedinin dışkısıyla atılır. Bu kistler toprakta bazen yıllarca  bir sıçanın onları yemesini beklerler.

Toxoplasma kistleri; (sekil 1)

TOXO CYST

Sıçanların içine girince toxo yaşam döngüsünü sürdürür.  Parazitin hedefi esas konak olan kediye geri dönmektir ve bunun için inanılmaz bir yöntem kullanır. Kediler ölü sıçanları yemekten hoşlanmazlar onun için toxo, fareleri öldürmek yerine başka bir yöntem kullanır. Toksoplasmanın hızlı bir biçimde kedinin vücuduna dönmesi için sıçanlardaki en temel dürtülerden biri olan “kedi korkusu”nu yenmeleri gerekmektedir. Sıçanlar kedilerin kendisinden olduğu kadar onların idrar vb kokularından da korkarlar. Bu önemli ayrıntıyı ortadan kaldırmak için parazit sıçanları “delirtir”. Tokso ile enfekte olmus sıçanlarda bir takım değişiklikler olmaya başlar.

 CAT&RAT

Tokso ile enfekte olmus sıçanlar kediden korkmaz hale gelirler kedi idrarının kokusu onlarda bir  kaçma reaksiyonu yaratmaz olur. Tersine kedi idrarının kokusu onları çekmeye başlar. Bu gelişme sanıldığı  gibi sıçanların koku alma duyusunu kaybetmek değil tersine kedi idrarına daha önce olmayan bir çekicilik hissetmelerinden olmaktadır. “Fatal attraction”  ya da Ölümcül cazibeye yakalanan sıçanlar kedilerin bulunduğu bölgelerde korkmadan, saklanmadan dolaşmaya başlarlar ve kedilerin kendilerini yakalamalarına sebep olurlar. Geçici konakçısı farenin kedi tarafindan yenmesini sağlayan tokso başarılı olmuş yeni oluşmuş nesillerin kalıcı konağa dönmesini sağlamış oluyor.. 

sicanin beynindeki toxoplasma kistleri

image description 

farenin cesaretine anlam veremeyen kediler, toxo ile enfekte fare kedilerden korkmaz oluyor peki toxo ile enfekte insanlar? Kedi ne yapsin içgüdülerine uymak zorunda, fareyi yakaliyor ve yiyor. 

EATS

Ve dongu tamamlanmis oluyor.

Toxo, fare, insan, parazit donguleri

4. ÖRNEK

BİZİ KEDİLER Mİ DELİRTİYOR?

Toxoplasma gondii life cycle (from CDC)

 toxoplasmosis

İlginç konu şimdi başlıyor. Toxo hastalığı insanlarda da görülüyor. T. gondii insanları da enfekte ediyor. Hatta hangi ülkede toxo enfeksiyonu ne sıklıkta görülüyor internetten bulabilirsiniz. (Örneğin Fransa’da ne kadar, İtalya’da ne kadar, İsrail ya da S. Arabistan da ne kadar bakın bakalım :)).

Pis şartlarda kesilmiş bulaşmış ya da enfekte hayvanlardan hazırlanan etlerle , sistlerle bulaşmış topraklarla uğraşanlarda, evde kedi besleyip kedilerinin infekte olmuş kaka kutularını boşaltanlarda tokso enfeksiyonu oluşuyor. Bazı toplumlarda insanların yüzde elliye yakınında beyinlerde toxo kistleri var. (kedi beslesin beslemesin, kedi sevsin sevmesin ulkenin genel olarak temiz olup olmamasi onemli sanirim)

simitci_31226

Akla gelen soru: acaba tokso enfeksiyonu olan insanlar kedileri daha mı çok seviyor? Henüz T. gondii bunu başarmış değil :))

Peki tokso ile enfekte olan insanlar hiç etkilenmiyor mu: yapılan psikolojik testler toxo taşıyan kadınların daha cana yakın, dışa dönük ve arkadaş canlısı oldukları; daha flört etmeye yatkın olduklarını gösteriyor. Erkekler ise daha kıskanç ve şüpheci oluyor, daha fazla içine dönük ve yeniliklerden kaçan tutucu kimseler oluyorlar.

Benim sizlere sorum şu: Acaba biz Türkler tokso yüzünden mi herşeyi bir komplo teorisiyle açıklamaya çalışıyoruz. Ya da tokso mu erkeklerimizi başka erkekle konuştu diye karılarını öldürmeye dek götüren kıskançlığa sürüklüyor. Futbol’da kaybettik diye statları yıkıp parçalıyoruz. Trafikte ölümüne olsun birisinin bizi geçmesine izin vermiyoruz. Önümüze geçeni evine dek kovalayıp gerekirse öldüresiye dövüyoruz. Yüzde elli toxolu diye mi “ya sev ya terk et” diyor. Spekülasyonları çoğaltmak mümkün. Yanıtlarını bilmiyorum. Araştırmalar devam ediyor.

Bu soruları sadece ben değil Türkiye’deki doktor arkadaşlar da sormuş ve Toxo enfeksiyonunun trafik kazalarındaki etkileriyle ilgili bilimsel makaleler yayımlamışlar. Kendilerini tebrik ediyorum.

Çok yaygın bir şekilde insanlarda beyinde parazitlik yapan toxoplasma gondii acaba kültürel farklılıkların nedeni mi?

Toxo enfeksiyonunun insanlarda ne tür neuro – psikiyatrik davranış farklılıkları yarattığı epeydir inceleniyordu. Özellikle toxoplasma ile infekte farelerin garip davranışlar göstermesi yayınlandıktan sonra,  bu konudaki çalışmalar artmıştı.

Sonunda araştırmacı Kevin Lafferty birçok ülkedeki toxo görülme  sıklığı ile ilgili bir yazı yayınladı :

http://rspb.royalsocietypublishing.org/content/273/1602/2749.full.pdf+html

Bu makale internetten serbestçe tam olarak indirilebilir.

Bu tabloda nörotiklik, belirsizlikten kaçınma ve maskülinite gibi özellikler ile tokso prevalansı karsılaştırılmış.

Gidip makaleyi okumanız için herşeyi aktarmayacağım ama Türkiye’de toxo yüzde 47-50 oranlarında görülüyor. En düşük Norveç’te yüzde 5 ten az.

Tokso’ya bağlı kişilik değişiklikleri arasında tarif edilenler sunlar:

Enfekte kadınlar daha akıllı, kurallara bağlılık gösteren, saygılı, vicdanlı, akıllı, uygun, ahlakçı, ağırbaşlı, kuralcı, sıcak, başkalarına dikkatli, bağlı, nazik, uyumlu ve katılımcı olarak tanımlanmış. (ki neredeyse her eve insanın bir kedi hediye edesi geliyor :))

Enfekte erkekler ise daha az akıllı, ve daha tepkisel, sert, sadık, sabırlı, yavaş, tutumlu, duygusal reaktif, değişken, duygulardan çabuk etkilenen, duygusal olarak daha dengesiz  ve kolayca üzülen olarak tanımlanmış. (Erkekler kedilerden uzak durun demek yanlis olacak çünkü tokso kistlerinin cogu sokaklardaki kistlerle bulasmis yiyeceklerden geciyor. Sokak simitleri!)

Acaba bu farklılık örneğin Norveçliler ile Fransızların kültürel farklılıklarını açıklar mı? Özellikle  neurolog ve psikiyatrist arkadaşların yorumlarını merak ediyorum.

Toxoplasma ile istediğiniz kadar okumanız için:

1.http://www.toxoplasmosis.org/index.html toxoplasma araştırma merkezi.

2.http://www.plospathogens.org/article/info:doi/10.1371/journal.ppat.0020013 interrnetten indirip okuyabilirsiniz. Toksoplazmaların konak hücreleri  nasıl invaze ettiğini sitoskeletal yapısını şekillerle göstererek anlatıyor.

3. Rank the top 25 FIFA team countries by Toxo rate and you get, in order from the top: Brazil (67 percent), Argentina (52 percent), France (45 percent), Spain (44 percent), and Germany (43 percent). Collectively, these are the teams responsible for eight of the last 10 World Cup overall winners. Spain, the only one of the group never to have won a cup, is no subpar outlier—the Spaniards have the most World Cup victories of any perpetual runner-up.

Toxo enfeksiyonu ile futbol kupasındaki başarıyla ilgili  bu spekülatif yazıyı aşağıdan okuyabilirisiniz:

http://www.slate.com/id/2259350/pagenum/all/

 

 

 

Dunya’da toxoplasma enfeksiyon oranlari

 

 

Toxo’dan etkilenmemis bir kedi

TIPANIN SISESI

Sıradan enfeksiyonlar davranış bozukluğu ya da ruhsal hastalık yapabilir mi ?

Oncelikle bu bölümün kesin kanıtlara dayanmadığını daha çok acaba mı şeklinde okunması gerektigini söylemeliyim.

Bir çoğunuz Van Gogh’un bu resimlerini bilirsiniz belki yakından da görmüşsünüzdür. Van Gogh depresyondan kendini öldürdü denir. Ancak yaptığı resimlere bakanlar daha doğru tanının BPD  (bipolar disease) yada Psikoz Manik Depresif (PMD) olduğunu söylüyorlar.

Örnek olarak “Ayçiçekleri ” gibi nefis, canlı renklerden oluşan bir  tablo,  kısa süre sonra ise  “Yıldızlı gökyüzü” diye karamsar bir tablo yapıyor.

Ayçiçekleri Van Gogh

van-gogh-sunflowers-8 Yıldızlı Gökyüzü Van Gogh

vangogh-starry_night_ballance1

BPD, nedeni bilinmeyen bir akıl hastalığı. Tüm bu kendini depresif veya manik hissetmenin bilincimizde olduğunu düşünüyoruz.  Ama belki de van Gogh ve birçok PMD’linin hastalık nedeni bir enfeksiyondur. Van Gogh örneginden yola çikan birçok yazar  bazi akil hastaliklarinin veya ruhsal bozukluklarin cesitli enfeksiyonlardan olup olamayacagini arastirmaya baslamislar.

Diger canlilara  bakan arastirmacilar; fareler, treeshrews adlı memeliler ve maymunlarda Borna hastalığı virüsünün insanlardaki BPD’ye benzer hareketler yapmalarına yol açıyor. Bu virüs ile enfekte olan hayvanlar belirli manyaklık dönemleri sonrası bariz depresyon gösteriyorlar. (Daha az seksle ilgili, daha anksiyete gösteren, yemeden kesilmiş ve insanlardaki gibi tuza düşkün oluyorlar.)

Borna hastalığı virüsü ile insanlar da enfekte olabiliyor. Bu virüslerle enfekte olmuş insanlarda daha çok depresyon BPD ve şizofreni olduğuna dair yayınlar var. vanGogh’un BPD’si acaba enfeksiyona bağlı bir hastalık mıydı?

Obsessive-Compulsive Disorder (OCD) hastalığı olanlar bazı düşüncelere ve davranışlara direnemiyorlar. Bu düşünceler örneğin  sürekli el yıkama, fobiler, tekrarlayıcı hareketler tarzında kendini gösteriyor. Örneğin acaba kapıyı kilitledim mi , evde ocağı açık bıraktım mı gibi düşünceler. Uzmanlar  bunların bir tür davranış bozukluğu ve mental bozukluk olduğunu söylüyor.

RECO

Biliyorum arkadaşım Sevgili Emine’nin (Prof Dr Emine Öztürk Kılıç) bu konuda çalışmaları, yayınları da var. (Streptokok enfeksiyonlarinin Obsesif Kompulsif davranis bozuklugu yaptigina dair calismalar).

Epey bir zamandır OCD gelişmesinden belli bir zaman önce çocukların streptokok hastalığı geçirdikleri gösterilmeye başlandı. Yani kızıl hastalığı romatizmal ateş, glomerulonefrit gibi böbrek hastalığı yanına bir de OCD eklendi.

Basite indirgenmiş açıklaması bu tür hastalıklarda bağışıklık sistemi bu zararlı bakterileri temizledikten sonra onlara benzeyen dokulara da saldırıyor ve böbrek, kalp,  eklemler derken beyin de bu zedelenmeden payını alıyor.  Böylece OCD denilen “delilik” bir gecede ortaya çıkıyor. Hastalığı tedavi eden antibiyotikler OCD belirtilerini de azaltıyor diye okudum.

Bu şekilde çeşitli enfeksiyonların veya parazitlerin nasıl mental bozukluklar, hastalıklar yarattığını paylaşmış oldum. İlginizi çektiysem sevinirim.

AYRICA “KARINCANIN İNTİHARI” İÇİN TIKLAYINIZ                                             https://timursumer.com/?p=1306  

One thought on “DR.NEDİM ÇAKAN’DAN “DELİRTEN PARAZİTLER””

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s