UĞUR’LU POLİTİKACI

Sevgili yâran:
Uğur Cilasun kardaşıma’a akıllar verdiğimiz eski bir yazıyı mahzende buldum. Kendimizi beğenmiş gibi olmasın, pek hoşuma geldi.
Bu yazının tarihini bulamadım. Tahmin edeniniz var mı ? TS
 
Azizim Uğur:
SHP genel başkanlığına seçileli başını kaşıyacak bir adam arıyorsundur bilirim. Kaygılanma, bahara Türkiyemiz’e gelebilirsek kaşırım zâtının ser-i kebîrini (koca kafanı). Lâkin bu meşguliyet ve ahvâl-i şerâit içinde dahî önemli görevlerin olduğunu sakın unutmayasın.
1.Evvelâ ve de behemahâl Anıtkabir’i ziyaret etmen gerekiyor. Lâcilerini giy. Sevmezsin bilirim ama ne yazık ki kravat takman da iktizâ edecek. 
Güzelce bir çelenk yaptır. Çelengin bir ucundan baş ve şahâdet parmaklarınla tutuyormuş gibi yapıp, oralardan bulduğun bir Mehmetçik’e çelengi Atamız’ın kabrine kadar taşıtacaksın. Sonra da huşû içinde, dîdelerini süzüp ve de ağzını büzerekten, hattâ mümkün ise dîdelerin birkaç damla da yaş akıtaraktan,  ayakta bir dakika kadar dikilip, artık içinden Fâtiha mı okursun, “Ha bu diyar” türküsünü mü söylersin bu da senin bileceğin iş.
2. Ardından Anıtkabir defterine yazı karalaman gerekiyor. Bence bu yazıyı akşamdan ezberine al.
Yoksa Tansu Çiller misâli rüsvây olursun. 
Yazının içinde mutlaka “izindeyiz”, “bıraktığın yerden”, “devrimlerinin sadık bekçisi” misâli lakırdılar olsun. Bizi ele güne rezil etme. 
3. Artık bundan sonra son derece “zeki”, “çevik” ve “dürüst” görünmen gerekiyor.  “Zeki” ve “dürüst” kolay; lâkin çevikliği nereden bulacan ?  Bir an önce spora hatta yogaya başlaman gerekiyor. Bak demiştim, cıgarayı bırakmış olmanın faydasını bir kez daha göreceksin.
4. Oruç işi de çok mühim; mübârek Ramazan ayında ne halt edecen ?  Zinhâr ahâlinin, hele hele gazetecilerin önünde, Ramazan ayını idrâk ettiğimiz günlerde çay neyim içme, sakız çiğneme ve dahi hiçbir şey tazakkum etme. Bundan sonra sana rakı da yok.
5. Şimdiden sonra sıklıkla “sen benim kim olduğumu biliyor musun ?” durumları oluşacaktır. Sakın haa..bırak bu lafları bizler söyliyelim.. “….ben U.C.’un yakın arkadaşıyım..onu nah şu kadarcıktan tanırım.. elimde büyüdü..” diyerekten ahâliyi korkutup hava atmayı bize bırak.
6. Bundan sonra sana kurban da vâcip oldu.
Adet oldur ki, kurbanlığını seçerken, evine getirirken, hatta kestirirken gazetecileri mutlak çağırmalısın. Kurbanın kanını alnına sürmeyi de sakın ihmâl etmeyesin.
7. Cuma’yı nerede kılacağına bir an önce karar ver, ve basına bildir. İnsanları şaşırtma. Öyle zırt pırt cami değiştirilmez. Ankara dışına çıkarsan başka; gittiğin şehrin en büyük camisinde edâ edeceksin Cuma’yı.
8. Türban konusunda fakirin daha önce yazdıklarımızı da unut. Mümkünse,.. söylemeye dilim varmıyor..Eser kardaşımıza güzel bir türban…yine de sen bilirsin.
Bizde daha ne akıllar var bir bilsen ? Sen iste, sevâbımıza hepsini yazarız. Lâkin şimdilik bunlarla idare et. 
Bana olan Ankara döneri borcunu da bak şimdi hatırladım, Mayıs’da ordayım haberin olsun.
Kadîm dostun,
Fakîr-i pûr taksîr
Timur

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s