BEHIND EVERY SUCCESSFUL MAN

During a company’s annual family trip to a crocodile farm inThailand… the eccentric Boss dared any of his employees to jump into
the crocodiles infested pond… and swim to the shore.    Anyone who survived the swim will be rewarded with 5 million… but if
killed by the crocs…2 million will be given to the next of kin.
 
 For a long period of time no one dared take up the challenge… Then,suddenly a man jumped in…and swam frantically for his life towards shore pursued by the crocs…and luckily he made it unscathed.  When he managed to recover his breath… the man, who became instant millionaire, shouted asking who pushed him into the pond….. It was his wife who did it.!!!
 
And from that day…that was how the phrase… “Behind every  successful man…there’s a woman”…came about !!!

DR BARAN SUMER AND NANOSENSOR

Nanosensor That Lights Up Cancer To Be Tested In Surgeries

 0
IMAGE
Credit: UT Southwestern Medical Center

DALLAS – Jan. 24, 2018 – UT Southwestern Simmons Cancer Center scientists next month will begin testing a digital nanosensor that lights up cancer tissue to see whether it can improve the accuracy of cancer surgeries, thereby reducing cancer recurrence and surgical morbidity.

The nanosensor, which works by reacting to low pH, illuminates cancer like a lightbulb, sharply distinguishing cancerous tissue from healthy tissue, and making it easier for surgeons to remove cancer cells while leaving healthy, functional tissue intact.

“We synthesized an imaging probe that stays dark in normal tissues but switches on in solid tumors, behaving like a digital sensor with binary readouts between the two states,” said Dr. Jinming Gao, Professor of Pharmacology and Otolaryngology with the Harold C. Simmons Comprehensive Cancer Center at UT Southwestern Medical Center, which is recognizing its 75th anniversary this year. “Cancer is a diverse set of diseases, but it does have some universal features. As solid tumors ramp up, they eat more glucose and secrete lactic acid, so the microenvironment around the cancer cells is acidic.”

Dr. Gao and surgeon Dr. Baran Sumer, Associate Professor of Otolaryngology with the Simmons Cancer Center, developed the sensor, and have integrated it with a clinical camera that allows the surgeon to see the fluorescent areas. Their nanosensor not only lights up cancer, but suppresses the signal in normal tissue, leading to a sharp line between cancer and healthy tissue. It is expected to be effective in all solid tumors.

“This new digital nanosensor-guided surgery has several advantages for patients, including more accurate removal of tumors and greater preservation of normal tissue. These advantages can limit the extent of surgery and improve quality of life and, potentially, patient survival,” said Dr. Sumer, who leads the Head and Neck Oncology team at the Simmons Cancer Center.

First to be treated with the new technology will be breast cancer patients at the University of Groningen in the Netherlands, which is collaborating in the clinical trials. Patients will be intravenously injected with the nanosensor medication about 12 hours before surgery. Tumors will light up and remain fluorescent for one to two days. Dr. Sumer and Dr. Gao expect to have data on breast cancer and colon cancer surgeries by fall, then hope to move on to Phase II clinical trials in the U.S. and elsewhere.

“What we have is a digital probe that might eventually lead to more exact surgeries so that solid-cancer surgeries would not need to be followed up with radiation or chemotherapy,” said Dr. Sumer.

The nanosensor technology and the camera used to see the fluorescent cells are being developed by OncoNano Medicine, Inc., which was the recipient of a Cancer Prevention and Research Institute of Texas product development award to develop this technology. Dr. Gao and Dr. Sumer are paid consultants and scientific co-founders of OncoNano Medicine, Inc. UT Southwestern Medical Center has licensed the technology to OncoNano Medicine and has a financial interest in the research.

The Harold C. Simmons Comprehensive Cancer Center is the only NCI-designated Comprehensive Cancer Center in North Texas and one of just 49 NCI-designated Comprehensive Cancer Centers in the nation. Simmons Cancer Center is among just 30 U.S. cancer research centers to be designated by the NCI as a National Clinical Trials Network Lead Academic Participating Site.

###

About UT Southwestern Medical Center

UT Southwestern, one of the premier academic medical centers in the nation, integrates pioneering biomedical research with exceptional clinical care and education. The institution’s faculty has received six Nobel Prizes, and includes 22 members of the National Academy of Sciences, 18 members of the National Academy of Medicine, and 14 Howard Hughes Medical Institute Investigators. The faculty of more than 2,700 is responsible for groundbreaking medical advances and is committed to translating science-driven research quickly to new clinical treatments. UT Southwestern physicians provide care in about 80 specialties to more than 100,000 hospitalized patients, 600,000 emergency room cases, and oversee approximately 2.2 million outpatient visits a year.

Media Contact

Cathy Frisinger
cathy.frisinger@utsouthwestern.edu
@UTSWNews

http://www.swmed.edu

CLICK ON LINK : Dr. Baran Sumer & nanosensor       

Hırsızlık

Hırsızlık insanın fıtratında vardır

Hırsızlık insanın yaradılışında vardır. Kişi, bu ifadeyi kendine yansıtırsa, bozulabilir. Ne yani? Ben de insanım, ben de fıtraten hırsız mıyım diye öfkelenebilir. Bunun yerine insan fıtraten “homo-ekonomikus”dur denince kimse alınmaz. Hatta bundan hoşlanabilir. (Homo, insan; ekonomikus, iktisadi anlamına gelir). Aslında her ikisi de aynı gözlemden türetilmiş önermelerdir. Şöyle ki; tüm canlılar, ister bitki ister hayvan olsun (ki insan da bir hayvandır) “en az enerjiyi sarf ederek, en çok enerjiyi almak” ister. İnsan yaşamında “enerji=para”dır. Hırsızlık da az emekle çok kazanç elde etmenin bir yoludur. Yakalanmadıkça çok iktisadidir. Sırası gelmişken bir şey açıklamak istiyorum. İktisadi davranmak, para peşinde koşmak değildir. İktisadi davranmak, en yüksek “tatmine” ulaşacak şekilde hareket etmektir. Para, çoğu tatmin aracını satın alabildiği için öyle sanılmıştır.

HAYVANUS-EKONOMİKUS

İsterseniz ormanlar kralı aslanın avlanma teori ve pratiğini ele alalım. Aslan, hayatta kalabilmek için, başka hayvanları yemek zorundadır. Çünkü ne bitkiler gibi fotosentez yoluyla karbonhidrat üretebilir, ne de otoburlar gibi, bitki yiyerek ihtiyacı olan gıdayı sindirebilir. Hayatta kalmasının tek çaresi hareket eden diğer canlıları yemektir. Aslan bunu yaparken, boyuna posuna bakmadan ve hiç utanmadan çitaların avladıkları geyikleri onların elinden alır veya gizledikleri yerden çalar. Hakeza o koskoca kartallar, küçük şahinlerin ağzındaki avları havada kapar. Bunlar yolsuzluk olmasa bile düpedüz soygun veya hırsızlıktır. Aynı yırtıcılar çaldıkları gıdaların hepsini yemez. Bir kısmını soyları sürsün diye avlanma yeteneği henüz gelişmemiş yavrularına götürür. Buna “aileyi ve akrabaları kollama” denir.

İnsanlar, iş birliği ve iş bölümü yaptıkça, kişi başına daha çok ve daha kaliteli ürün elde edebildiklerinden dolayı, cemiyet halinde yaşamada karar kılmışlardır. Böylece, parçaları birey olan adına “toplum” denilen yeni bir canlı/organizma doğmuştur.

DİNLER BİRER TOPLUMSAL SÖZLEŞMEDİR

Ancak bireyler, zaman zaman, üretime katkı yapmak yerine, başkalarının ürettiklerini çalmaktan vazgeçmemiştir. İnsanların bu davranışı, ortaya “toplum-birey” çatışmasını çıkarmış bu da insanda “vicdan” (başkalarının hakkına saygı) teşekkül etmesine vesile olmuştur.  Bireysel vicdanın yaygınlaşması “maşeri vicdanı” yaratmıştır. Netice de “bireylerin, kendi çıkarlarını kollarken diğer insanların bireysel ve toplumun ortak çıkarlarına zarar vermesini engellemek maksadıyla” bir toplumsal sözleşme yapmak şart olmuştur. Bu toplumsal sözleşmeye din denmiştir. Din kelimesi her kültürde “yasalar, yasaklar, şartlar, kurallar” demektir. “Çalmayacaksın”, Musa’nın tebliğ ettiği “On Emir” den biridir. On Emir’e uyanlara bonus olarak “sonraki yaşamda” cennet vaat edilmiştir.

DİNLER NASIL YOZLAŞMIŞTIR?

Fıtraten hırsız olan insanlar en çok “çalmayacaksın” yasağından sıkılmıştır. Bu cendereden kurtulmak için Tanrı bize “günah işleme özgürlüğü verdi” demişlerdir. Dolaylı, dolaysız yol ve yöntemlerle hırsızlığı sürdürdükçe, az da olsa vicdanları sızlamış, toplumsal sözleşmenin “kul hakkını yeme” emrini atlayıp, puta tapınarak bu azaptan kurtulmaya çalışmışlardır.

Son söz: Bu dünyanın hesabı, bu dünyada görülmelidir.

2017 YILI özeti

Sevgili dostlarımız,

Bu yıl yurtta kavga, cihanda kavga vardı. Yılbaşı akşamı Reina’da başlayan terör tüm dünyayı dolaştı.Türk askeri birkaç cephede kahramanca savaştı. Hollanda ile takıştık, ineklerini sınır dışı etmeye kalktık. Portakalını bıçakladık. Hollanda bayrağı diye Fransız bayrağını yaktık. Arap Emirlikleriyle  Fahrettin Paşa krizi yaşadık. Amerika ile iyice gerildik. Zarrap için nota verdik. Nato’yu üyelikten çıkmakla tehdit ettik. Ruslarla domates konusunda pek anlaşamadık. TBMM de bacak bacak üstüne atan yabancı diplomatları da münasip bir dille uyardık.

16 Nisanda Anayasa değişikliği oylandı. Evet oyları %51 kazanınca,  Cumhurbaşkanımız partisinin de başkanı oldu. ’’Racon kesilecekse, onu da biz keseriz’’ diyerek yazarlara ters köşe yaptı. AKP bu yıl Atatürk’e sahip çıktı. İnme geçiren Deniz Baykal uyanınca herkesin Atatürkçü olduğunu görerek çok şaşırdı. Meral Akşener ‘’Yeni Parti’’yi kurdu. CHP Ankara’dan İstanbul’a adalet için yürüdü. Adalet gelmediği gibi, KHK ile sivillere yargı dokunulmazlığı geldi. Kadir Topbaş ve Melih Gökçek kapı dışına kondu. Paradise belgeleri ile Binali’nin çocuklarının serveti yeniden konu oldu. Man adasında hayali şirketlerin dekontları bulundu.

TEOG sınav sistemimiz  bir yılda beş kez değişti. Barış isteyen akademisyenler üniversiteden ihraç edildi. Boş kadrolara ilanla şeytan uzmanı arandı. Müftülere nikah kıyma yetkisi geldi. Imamlara şan ve makam dersleri verilecek dendi, 80 desibelin üstünde bağırmaları yasaklandı. Fakir ülkemize varlık fonu geldi. Halkımız da bir garip oldu, cenazelerde selfie çekti, torun maaşı almak için büyükanneler sıraya girdi. Fatih Terim damatlarıyla kebapçı dükkanı bastı. Adriana Lama bir Türk’e gönül verdi. Rıdvan Dilmen Erdoğan’ı parkasız Deniz Gezmiş’e benzetti.

Türkiye MR çektirmede Dünya şampiyonu oldu. 80 milyonluk ülkede acil servislere 110 milyon kişi başvurdu. Geçen yıl 10 dk olan muayene süresi 5 dakikaya indirildi. Doktor kadroları satılığa çıktı. Sağlık Bakanlığı  ventilatör isteyen hastaneye vantilatör gönderdi. Bir ilahiyat profesörü deve sidiğinin şifa veren bir madde olduğunu, bunun hadiste belirtildiğini ileri sürdü. Laboratuarda mini beyin üretildi, yapay rahimden bebek doğdu. 24 yıldır donmuş bekleyen embriyodan bebek oldu. Sertap Erener telomerleri uzatan bir gençlik ilacı buldu. Canan Karatay kafa karıştırmaya devam etti. Aşı karşıtları sayesinde hastalıklar arttı. İtalyan cerrah Canavero Çin’de kafa nakli yapmaya kalktı. Biyolojik saat çalışmaları Nobel Tıp Ödülünü aldı.

Dünyada yeni diktatörler türedi. Kim Jong Un aklına estikçe düğmeye basıp füze fırlattı. Trump bol bol twit atıp, Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapmaya kalktı. Körfez ülkeleri Katar’ı boykot etti. Öte yandan ülkeler arasında yeni yakınlaşmalar oldu. Katar İran’la, S. Arabistan ABD ile, Ürdün Almanya ile, Mısır S.Arabistan ve İsrail ile anlaştı. Fransa 39 yaşındaki Kardon’u cumhurbaşkanı seçti. Merkel 4. kez  başbakan seçildi. Katalanlar İspanya’dan ayrılmak istedi. Suudi Arabistan’ın genç kralı yolsuzluğa savaş açtı, rüşvet alan prensleri, prensesleri beş yıldızlı otelde hapsetti. Lübnan’ın başbakanı Saad Hariri öldürülmekten korkuyorum diyerek istifa etti. Rafsancani ve Talibani ebediyete intikal etti. Nawaz Sharif yolsuzlukla suçlandı. Mübarek 6 yıllık esaretten sonra serbest kaldı. Barzani istifa etti. Zimbabwe’de askeri darbe oldu. 90 yaşındaki Mugabe devrildi, halk göbek attı, genç karısının başkanlık hevesi kursağında kaldı. Bosna Kasabı Mladiç kararı duyunca mahkemede zehir içip yaşamına son verdi. Güney Kore’nin kadın başkanı hapse girdi. Myanmar’da Arakan Müslümanlarına soykırım vardı. Dünyada bunlar olurken Amerika cinsel taciz davaları ile çalkalandı. Prens Harry İngiliz saray geleneklerini zorladı, Amerikalı bir kızla evleneceğini açıkladı.

Dünya dışından yaşam sinyalleri gelmeye devam etti. NASA’nın uzay aracı Juno Jüpiter’in sırlarını Dünya’ya gönderdi. 1997’de Satürn’e giden Cassini uydusu Satürn’de hidrojen var olduğunu bildirdi. Görevi bitince Eylül ayında kendini imha etti. AKP Gençlik Kolları başkan yardımcısı dünyanın düz olduğunu iddia etti, Yuvarlak olduğunu söyleyenler Mason’dur dedi. Yeryüzünde işçilerin yerini robotlar almaya başladı. Robot Sofia, S. Arabistan vatandaşlığına kabul edildi. Marsta koloni kurma planları yapan Elon Musk Türkiye’ye geldi. Hamama ve kebapçıya giderek dünyanın nimetlerinden yararlandı. Orhan Gencebay gökbilime merak sardı, yazlığına bir rasathane kurmak istediğini açıkladı.

Tüm iyimserliğimizle 2018’de huzurlu, güzel bir  dünya diliyor, yeni yılınızı ailece kutluyoruz.

Tülay-Emin

30 Aralık, 2017