14 MART TIP BAYRAMI


          ÇANAKKALE SAVAŞINDA DOKTORLAR    

Vaka-i Hayriye ile yeniçeri belâsının kökünün kazınmasından bir yıl sonra, 14 Mart 1827 tarihinde, Hekimbaşı Mustafa Behçet efendinin önerisiyle, I. Abdülhamid ve Fransız Amee’den (Nakşidil) doğma ,Sultan Mahmut  Han-ı Sani’nin iradesiyle “Tıphane-i Amire ve Cerrahâne-i Mamûre” kurulmuş, saray müzikçibaşısı don İzzettin’in (Donizetti) bandosunun icra ettiği Frenk müziğiyle de okulun açılışı yapılmıştır.

İki yıl sonra da İngiltere’den satın alınan ilk buharlı gemi, İstanbul’a ulaşmış, tıp öğrencilerini  boğazda “tenezzühe” (geziye) çıkarmıştır.
Saniyen ,içinizde Tıphane-i Amire’nin açılışına senelerinde,  Hamâmizâde İsmail Dede Efendi tarafından bestelenmiş, ve de sözleri büyük olasılıkla “Adlî” mahlâsı ile şiir yazan II. Mahmut’a ait hicaz eseri, rahmetli Zeki Müren tagânnî ederken (söylerken) dinleyeniniz var mı ?
 
 
“Yine neş-eyi muhabbet dîl-i cânım etti şeyda
Yine bezmi ayş-ı vuslât idûp ehli aşkı ihyâ
Ah o güzel bâşın için, ah o hilâl kâşın için
Men aşık-ı nalân, men bende-i fermân….”
 
(Açıklaması)
Yine gönlümü sevginin sevinci çılgın etti
Yine kavuşturup (sevgiliye) aşk ehlini yüceltti
Ah o güzel başın için, ah o hilal kaşın için (Bunu Bilal bile anlar)
Ben ağlayan aşık, ben buyruğunun kölesi)

 

İlk kutlama, 1919 yılının 14 Mart‘ında işgal altındaki İstanbul‘da gerçekleşmiştir. O gün, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran‘ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri işgali protesto için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları da destek vermişti. Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır.

“HİKMET BORAN HEPİMİZİN TANIDIĞI MEŞHUR ORHAN BORAN’IN BABASIDIR. HİKMET BORAN, 1901 YILINDA BALIKESİR’İN SAVAŞTEPE BUCAĞINDA DÜNYAYA GELDİ. BABASI, POSTA-TELGRAF MEMURLARINDAN HAKKI BEY’DİR.ABHAZYA’DAN SÜRÜLEN ÇERKES GÖÇMENLERİ ARASINDA TRABZON’A GELMİŞ BİR AİLENİN ÇOCUĞUDUR[1].

YÜKSEK ÖĞRENİMİNİ İSTANBUL’DA TIBBİYE MEKTEBİ’NDE YAPTI. İSTANBUL’UN İŞGALE UĞRADIĞI GÜNLERDE İNGİLİZ BİRLİKLERİNİN İŞGALİ ALTINDA BULUNAN OKULDA DÜZENLENEN GÖSTERİLERDE ÖNCÜ ROL OYNADI. ÜÇÜNCÜ SINIF ÖĞRENCİSİ İKEN SİVAS KONGRESİ’NE KATILMAK ÜZERE TIBBİYELİLERİN TEMSİLCİSİ OLARAK SEÇİLEN HİKMET BEY VE TIBBİYELİ ARKADAŞLARI KENDİ ARALARINDA DOKUZBUÇUK LİRA PARA TOPLAYIP, BU PARAYI SİVAS KONGRESİNE BAĞIŞLAMIŞLARDIR.

İSTANBUL’DAN KAÇARAK SİVAS’A GİTTİ. KONGREYE İSTANBUL’DAN KATILAN ÜÇ DELEGEDEN BİRİSİYDİ. SİVAS KONGRESİ’NDE, MUSTAFA KEMAL’E HİTABEN YAPTIĞI KONUŞMASI İLE TANINDI.” (Büyük harfer alıntıdır)

 

TBMM kurulunca arkadaşı Yusuf Bey (Balkan) ile birlikte eğitimini yarıda bırakarak Ankara’ya gitti. İki arkadaş, Cebeci’deki Asker Hastanesinde İbrahim Talî Bey’in başkanlığında tifüse karşı aşı üretmek için çalıştılar.

Sıhhiye subayı olarak Büyük Taarruz’a katılan Hikmet Bey, İzmir‘e giren ilk birlikte subay olarak görev aldı.

Savaş yıllarından sonra İstanbul’a dönüp tıp eğitimini tamamladı (1922). Hayatını genel cerrah olarak sürdürdü. 1940’lı yıllarda gönüllü olarak “şark hizmeti”ne gitti; Sarıkamış’ta görev yaptı. Bu görev sırasında vereme yakalanan Hikmet Bey, İstanbul’da bir senatoryumda bir yıl kadar tedavi gördü fakat sağlığına kavuşamadı; 1945 yılında hayatını kaybetti. Cenazesi Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilmiştir.

1919‘un Mart ayında, İstanbul‘da, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahaneİngiliz birlikleri tarafından işgal edilmişti. İşgalcilere karşı ayaklanmak ve okulu kurtarmak için çareler arayan öğrenciler; okulun kuruluş yıldönümü olan 14 Mart‘ı topluca kutlamaya karar verdiler. Tıbbiye 3. sınıf talebesi olan Hikmet Bey önderliğinde büyük bir gösteri yaparak okulun iki kulesi arasına büyük birTürk Bayrağı astılar. İşgal kuvvetleri bu duruma müdahale ettilerse de durduramadılar. Olayın yıldönümü olan 14 Mart, tıp camiasının emperyalist güçlerin karşısına resmen çıkışının yıldönümü ve bugünkü Tıp Bayramı‘nın sebebini oluşturdu.

Hikmet Bey, tıp öğrencilerinin temsilcisi olarak katıldığı Sivas Kongresi’ndeki konuşması ile tanınır. 7 Eylül 1919’da yapılan ikinci celsede verilen önergede Hikmet Beyin de imzasi vardır Kongrenin 9 Eylül 1919 gecesi, mandacılık tartışmasında bu konuyla ilgili olarak Atatürk’e hitaben yaptığı konuşmada

  « Paşam, murahhası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklâl davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler, mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle red ve takbih ederiz. Farz-ı mahal (örnek olarak), manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz (lanetleriz).[2] demiştir. Duyduğu coşku ve heyecanla söylenmiş bu sözler, kongre salonunda büyük etki yaratmıştır.

Bu konuşmayı Mustafa Kemal şu sözleriyle değerlendirmiştir:

  « Arkadaşlar, gençliğe bakın; Türk millî bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin! Gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır,’” diyerek Hikmet Bey’e donmüş ve “Evlat; müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz, azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: Ya istiklal, ya ölüm! »Dr. Timur Sumer

 

14 MART TIP BAYRAMIMIZ kutlu olsun

Dr. Timur Sümer

CIRCIR BÖCEĞİ VE KÖROĞLU

circir 2

“Üç güzeller indi çaya
Cemâlin benzettim aya
Keten gömlek memen soya
Göğsün düğmele düğmele”

Nusreddin hocadır, gecenin bir yarısı dışarıdan gürültüler duymasıyla, yorganına sarıldığıylan kapı aralığından dışarıya bakmış ise, amanın ne görsün, iki adem kavga edeler.

Birisi, “Ulan siz 600 yıldır ihtilal düzenlermişiniz, tüh yüzünüze alçaklar!” diye ünnerken, diğeri ise, “Bre alçaklar siz dahi şeriatı getirdiniz.. türbanı da zorunlu yaptınız.!” diyerekten yekdiğerinin saçını yolar, birbirlerine tabança (avuç içi) ve dahi yumruk ile tecavüz ederekten mahalleyi ayağa kaldırırlar imiş. Hocadır, korkusundan hem’an yatak odasına dönmesiyle, karısına, “hatuncuğum, bunların derdi her zamanki gibi bizim yorganı araklamak..bırakalım birbirlerini yesinler” diyesi var.

“Çaya indi allı gelin
Al dudağı ballı gelin
Keten gömlek dallı gelin
Göğsün düğmele düğmele”

Sinimiz (yaşımız) on oniki; zurnacı karşısında limon yediğimiz, “ah ulan bir buğday döğen çıksa da ‘hık’ desek” diyerekten dönendiğimiz yaz ayları.
Tarsus sancağının sıcak yazlarında, “cırlavuk” tesmiye edilen (isimlendirilen) cırcır böceklerinin korosu katiyyen kesilmez idi. Çocukluk oyunlarimizdan biriydi, lakin bu hayvancıklara yaptığımız zulümden hâlâ utanırız.

Bu güzelim böceklerden birini yakalar, ard ayaklarından birine 1-2 metre uzunlugunda makara ipliği bağlar, bir elimizle ipin bir ucunu tuttugumuz halde hayvancagızı salıverir idik. Zavallı cırlavuk böceği telâşla uçar, ipliğe bağlı olduğundan uzağa gidemez, başımızın üzerinde, daire çizerekten biteviye (durmaksizin) dönerdi. Bir süre sonra ipin ucunu bırakmamızla, zavallı böcek bir anda özgürlügüne kavuşur, ayağına bağlı ipliği dalgalandıraraktan en yakın ağaçlığa doğru uçar idi. Bilahare, cırcır böceği dünyasında boyasının çizildiğini, “ne lan ayağındaki bu iplik” diye kıkırdayan arkadaşlarına rezil olup, toplum dışı bırakıldığını, hatta intihar bile ettiğini üzülerek düşünüp durmuşuzdur.

“Saçları kat kat örülür
Al dudağa bal sürülür
Yel vurur memen görünür
Göğsün düğmele düğmele”

Hz. Newton’a göre, yer çekiminin hızı sonsuz olduğundan, Hüdâ göstermesin, sevgili güneşimiz bir gün “pof” diyerekten aniden yok olsa, sevgili dünyamiz o anda, ipi bırakılmış cırlavuk misali yörüngesinden firlayıp uzayın boşluklarına doğru yuvarlanır diyesiymis.
Hz. Einstein ise, 200 yıl kadar sonra, Newton’un, af buyurun, “halt etmiş” ve de dışkı (bok) yemiş” olduğunu, yer çekiminin dahi ışık hızını katiyyen geçemiyeceğini, bu nedenle, dünyamızın cırlavuk misâli yörüngesinden çıkmasının, güneşin yok olmasından 8.333 dakika sonra gerçekleşeceğini kanıtlayıp, Hz.Newton’u mezarında mos mor etmiş idi.

“Köroğlu neden titrersin
Akıl baştan al gidersin
Çamlıbel’de seyredersin
Göğsün düğmele düğmele”
(Köroğlu)

Ekimizde, sevgili arkadasim ve astrofotografi hocam Jeff Thrush’in çektigi “Köpük nebulasını” gönderiyorum; güle güle kullanın.

Gözleriniz hep yükseklerde olsun.
Fakir-i pûr taksir
Dr. Timur Sümer

Bubble Jeff Thrush

KÖTÜ TIP KÖTÜ DOKTOR VE KOLESTEROL İLAÇLARI

KARATAY

PROF. DR.CANAN KARATAY  (PSEUDOCTOR)

KÖTÜ TIP KÖTÜ DOKTOR VE KOLESTEROL İLAÇLARI : 

YURDUMUZDA AKADEMİK ÜNVANLARI VERMEK KOLAY GERİ ALMAK ZORDUR ANLAŞILAN. HİÇBİR EVRENSEL BİLİMSEL ARAŞTIRMASI OLMAYAN BİR KİMSENİN ÜLKEMİZDE BU KADAR ÜNLÜ OLMASI ÇOK ACIDIR.

Türk Kardiyoloji Derneği YANITI

 “Kolesterol ilaçları gerekli mi?” tartışması!

Türk Kardiyoloji Derneği Prof.Dr. Canan Karatay’ın kolesterol çıkışına sert tepki gösterdi; Şöhret uğruna hayatla oynanıyor

02 Aralık 2011 Cuma, 09:51:47Güncelleme: 10:03:48
"Kolesterol ilaçları gerekli mi?" tartışması!Sonra Oku

 
 
 
 

Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergenekolesterol ilaçlarının faydasına inanmadığını söyleyen Prof. Dr. Karatay’ın sözleri için “şöhret uğruna binlerce insanın hayatı ile oynamaktalar” dedi

Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay’ın kendi adını verdiği diyetiyle başlattığı ve giderek büyüyen  “Kolesterol ilaçları gerekli mi?” yönündeki tartışmalar sürüyor. Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) dün sabah düzenlediği bir basın toplantısıyla, Prof. Dr. Karatay’ın kolesterol ile ilgili önü sürdüğü tezlere karşı çıktı.

DTKD Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergene, genel sekreteri Prof. Dr. Mehmet Aksoy ve üyesi Prof. Dr. Bingür Sönmez’in katıldığı toplantıda, “Kolesterol ilaçları kullanılmamalı yönündeki açıklamalar halk sağlığını tehdit ediyor” uyarısı yapıldı.

‘Tedavi yarım bırakılıyor’
Statin olarak adlandırılan kolesterol ilaçlarının yararsız oldukları ve yan etkileri nedeniyle kullanılmaması yönünde yapılan açıklamaların bilimsellikten uzak olduğunu söyleyen TKD Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergene, “Birçok hastanın ilaçlarını ve kolesterol tedavilerini yarım bıraktıklarını biliyoruz” dedi.

Toplantıda Prof. Dr. Mehmet Aksoy hazırladığı bir sunum gösterildi.Statinlerin en çok araştırılan ilaçlar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aksoy, Prof. Dr. Karatay’ın “kolesterol ilaçlarının ilaç firmalarının dayatması olduğu” iddialarına şöyle cevap verdi: “Çalışmalar etik kurullar, bağımsız denetim kurulları ve FDA gibi devlet kurumları tarafından titizlikle denetlenir. Bu alanda, bugüne kadar herhangi bir firmanın bir çalışması hakkında bir şikâyet, şüphe bildirilmemiştir.”

TKD’nin Prof. Dr. Karatay’ın tezlerine cevabı sertti:

‘Gerçekleri çarpıtıyorlar’
Kolesterol yüksekliğinin kalp hastalığı yaptığı 60 yıldır bilinen bir gerçek. Yine kolesterol ilaçlarının kalp krizi ve inmeyi azalttığı bilinen bir gerçek.

Bu gerçeklerin aksine ‘Ben kolesterolün kalp hastalığı yaptığına ve ilaçların faydasına inanmıyorum’ demenin bilimsel bir yaklaşımla ilişkisi yok. Statin tedavisi endikasyonu olan bir hastaya statin vermemek malpraktistir (hatalı tıbbi uygulama). Bu kişiler bilimsel gerçekleri çarpıtmaktalar, yalan söylenmekteler, kendi şöhretleri uğruna binlerce insanın hayatı ile oynamaktalar.”

Prof. Karatay ne diyor?
“Karatay Diyeti” ve “Karatay Diyeti’yle Yaşam Boyu Sağlık” adlı kitaplarında ileri sürdüğü tezlerle kolestrol tartışmasını alevlendiren Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay özetle şunları ileri sürüyor:

KARATAY incileri :

–  Hayvansal kaynaklı olan katı yağlar ve tereyağı olmazsa olmaz besin maddeleridir.

–  Yüksek kan kolesterolünün yiyeceklerle bir alakası yoktur ve statin denilen kolesterol ilaçları ile düşürülmesinin bir fayda sağlamadığı artık bilinmektedir. Kolesterolün damarları direkt olarak tıkadığı hiçbir çalışmada gösterilmemiştir.

–  Hiçbir yiyecek kan kolesterolünü yükseltmez. Yüksek kolesterolün altında vücuttaki insülin direnci yatar.

– Kolesterole kesinlikle müdahale edilmemesi lazım. Kolesterol ilaçları diyabete, Alzheimer’a ve halsizliğe neden oluyor.

–  İyi kolesterol ve kötü kolesterol sadece ilaç firmalarının uydurmasıdır.

–  Bütün dünyada ilaç firmaları insanları kolesterolün zararlarına yönlendiriyor. 

BİR YERDE KÜÇÜK İNSANLARIN BÜYÜK GÖLGELERİ VARSA,
O YERDE GÜN BATIYOR DEMEKTİR.
KONFÜÇYÜS MÖ. 551-479

 

KALP KRİZİ TEDAVİSİ (KÖTÜ TIP)

BM2

 

Konu : Bir Çinli Profesörden (!) :)

Bir iğne kalp krizi geçiren bir hastanın hayatını kurtarabilir
Bir Çinli Profesörden.

Bunu yapmak için evinizde bir şırınga  veya iğne bulundurun… Bu çok şaşırtıcı ve bir kalp krizinden kurtarmanın alışılmamış, bilinmeyen bir yoludur. Sonuna kadar okuyun, bir gün birisine faydası olabilir.
İnanılmaz.

Lütfen bu bilgiyi elinizin altında bulundurun. Mükemmel ipuçları.
Bunu okumak için bir dakikanızı ayırın.
Hiç belli olmaz. Birisinin yaşaması size bağlı olabilir.
Babam felçliydi ve daha sonra kalp krizi sonucu öldü. Keşke bu ilk yardımı önce biliyor olsaydım.
Kalp krizi başlayınca, beyindeki kılcal damarlar patlamaya başlar. (Irene Liu)
Kalp krizi başladığında, sakin olun.
Hasta nerede olursa olsun, onu hareket ettirmeyin. Çünkü eğer hareket ettirilirse, kılcal damarlar patlayacaktır.

Hastayı, düşmesini engellemek için oturur konuma getirin ve ardından kan akıtmaya başlayabilirsiniz.
Eğer evinizde bir şırınga varsa, bu en iyisidir.
Aksi takdirde, bir dikiş iğnesi ya da düz bir iğne de olabilir.

1. Enjektör / iğneyi sterilize etmek için ateşe tutun ve daha sonra 10 parmağının da ucuna iğne batırın.
2. Hiçbir özel akupunktur noktası söz konusu değildir. Sadece tırnaktan yaklaşık bir mm kadar derine iğne batırın.
3. Kan çıkana kadar iğne batırın.
4. Kan damlamazsa, parmaklarınız ile sıkın.
5. Tüm 10 parmak da kanayınca, birkaç dakika bekleyin, sonra hastanın bilinci yerine gelecektir.
6. Eğer hastanın ağzı çarpılmışsa, kulakları kızarana kadar sıkın.
7. Sonra her bir kulak memesinden ikişer damla kan gelene kadar her kulak memesine iki kez iğne batırın.

Birkaç dakika sonra hastanın bilincinin yerine gelmesi gerekir.
Hasta herhangi bir anormal belirti olmaksızın normal haline dönünceye kadar bekleyin ve ardından hastaneye götürün.
Eğer hasta bunlar yapılmadan aceleyle bir ambulansa koyulup hastaneye götürülürse, sarsıntılı yolculuk beynindeki bütün kılcal damarların patlamasına neden olacaktır.
Eğer hayatı kurtulur ve zar zor yürümeyi becerebilirse, bu atalarının kerametindendir.
‘Ben hayat kurtarmak için kan akıtmayı, bir geleneksel Çin doktordan öğrendim, Ha Bu Ting, Sun Juke’ta yaşıyor.
Ayrıca, bununla ilgili bir deneyimim de oldu. Bu nedenle, bu yöntemin % 100 etkili olduğunu söyleyebilirim.

1979 yılında, Tai Chung’daki Fung GAAP Kolejinde ders veriyordum.
Bir öğleden sonra, bir sınıfta ders anlatırken bir öğretmen benim sınıfıma koşarak geldi ve nefes nefese dedi ki,
‘Bayan Liu, çabuk gelin, bizim yönetici kalp krizi geçiriyor!’ Hemen 3. kata gittim.
Yöneticimiz Bay Chen Fu Tien’i gördüğümde rengi gitmiş, konuşması peltek, ağzı çarpılmıştı ve bir kalp krizinin tüm belirtileri mevcuttu.
Hemen Bay Chen’in 10 parmağının uçlarına batırmak için, bir uygulama öğrencisinin okulun dışındaki eczaneye şırınga almaya gitmesini istedim.
10 parmağı da kanamaya başlayınca (her bir parmaktan bir bezelye büyüklüğünde kan damlıyordu), birkaç dakika sonra, Bay Chen’in yüzüne renk geldi ve gözleri anlamlı bakmaya başladı.
Ama ağzı hala çarpıktı. Bu yüzden kulaklarını kan ile doldurmak için sıktım.
Kulakları kızarınca,
Sağ kulak memesine iki damla kan akması için iki kez iğne batırdım.
Her bir kulak memesinden ikişer damla kan gelince, bir mucize oldu.
3-5 dakika içinde ağzının şekli normale döndü ve konuşması netleşti.
Onu bir süre dinlendirdik ve sıcak bir fincan çay verdik, sonra onu merdivenlerden aşağı inmesine yardımcı olup Wei Wah Hastanesine götürdük. Bir gece dinlendi ve ertesi gün ders vermek için okula dönmek üzere taburcu edildi. Her şey normale döndü.
Sonrasında hiçbir hastalık etkisi kalmamıştı.

Öte yandan, normal bir kalp krizi hastası genellikle hastane yolunda beyindeki kılcal damarlarda onarılamaz patlamalar yaşıyor.
Sonuç olarak, bu hastalar hiçbir zaman iyileşmiyor.’ (Irene Liu)
Kalp krizi ikinci ölüm nedenidir.
Şanslı olanlar hayatta kalır ama ömür boyu felç kalabilir.
Bu bir insanın hayatında olabilecek çok korkunç bir şeydir.
Eğer hepimiz bu kan akıtma yöntemini hatırlarsak ve hayat kurtarma işlemlerini kısa süre içinde başlatırsak, hasta canlanacak ve % 100 normale dönecektir.

MÜMKÜNSE OKUDUKTAN SONRA FORWARD edin lütfen. BELKİ KALP KRİZİ GEÇİREN BİRİSİNİN HAYATINI KURTARMAYA YARDIMCI OLUR.

(SAKIN HA !!!) TS

SENILE AGITATION & PINEAPPLE (A EXAMPLE OF BAD MEDICINE)

 

 

 

 

A SAMPLE OF “BAD MEDICINE” FLOATING IN INTERNET

TS

BM11

Good things you should know about the pineapple…

The pineapple is a member of the bromeliad family.  It is extremely rare that bromeliads produce edible fruit.  The pineapple is the only available edible bromeliad today.

It is a multiple fruit. One pineapple is actually made up of dozens of individual flowerets that grow together to form the entire fruit.  Each scale on a pineapple is evidence of a separate flower.

Pineapples stop ripening the minute they are picked.  No special way of storing them will help ripen them further.  Color is relatively unimportant in determining ripeness.

Choose your pineapple by smell.  If it smells fresh, tropical and sweet… it will be a good fruit.

The more scales on the pineapple, the sweeter and juicier the taste.

After you cut off the top, you can plant it.  It should grow much like a sweet potato will.

This delicious fruit is not only sweet and tropical; it also offers many benefits to our health.  Pineapple is a remarkable fruit.

We find it enjoyable because of its lush, sweet and exotic flavor, but it may also be one of the most healthful foods available today.  If we take a more detailed look at it,

we will find that pineapple is valuable for easing indigestion, arthritis or sinusitis.

The juice has an anthelmintic effect; it helps get rid of intestinal worms.

Let’s look at how pineapple affects other conditions.

Pineapple is high in manganese, a mineral that is critical to development of
strong bones and connective tissue.  A cup of fresh pineapple will give you nearly 75% of the recommended daily amount.

It is particularly helpful to older adults, whose bones tend to become brittle with age.

Bromelain, a proteolytic enzyme, is the key to pineapple’s value. Proteolytic means “breaks down protein”, which is why pineapple is known to be a digestive aid.

It helps the body digest proteins more efficiently. Bromelain is also considered an effective anti-inflammatory.

Regular ingestion of at least one half cup of fresh pineapple daily is purported to relieve painful joints common to osteoarthritis.  It also produces mild pain relief.

In Germany, bromelain is approved as a post-injury medication because it is
thought to reduce inflammation and swelling.

Orange juice is a popular liquid for those suffering from a cold because it
is high in Vitamin C.  Fresh pineapple is not only high in this vitamin, but because of the Bromelain, it has the ability to reduce mucous in the throat.
If you have a cold with a productive cough, add pineapple to your diet.  It is commonly used in Europe as a post-operative measure to cut mucous after certain sinus and throat operations.

Those individuals who eat fresh pineapple daily report fewer sinus problems
related to allergies.  In and of itself, pineapple has a very low risk for allergies.

Pineapple is also known to discourage blood clot development.  This makes it a valuable dietary addition for frequent fliers and others who may be at risk for blood clots.

An old folk remedy for morning sickness is fresh pineapple juice. It really works!  Fresh juice and some nuts first thing in the morning often make a difference.

It’s also good for a healthier mouth. The fresh juice discourages plaque growth.

SOPHIA LOREN & JAYNE MANSFIELD & HILLARY CLINTON

Kıskançlık mı, tecessüs mü gıpta mı ?
İlaçta mı, iğnede mi hapta mı ?
Bir yeri var mutlaka acep nerede ?
Cennette mi, Kitap’ta mı tıpta mı ?                 ( tecessüs = merak)
TS                                                                       ( Kitap = Kutsal kitap)

Is it jealousy or curiosity or envy ?

Is it in drugs or in a shot or in a pill ?

It has a place somewhere, but where?

Is it in heaven, or in holy book or in medicine ?

052_jayne_mansfield_theredlist
HILLARYENGLISH VERSION
HILLARY