KARINCANIN İNTİHARI

 

SALYANGOZKARINCA
YASSI PARAZİT VE KARINCANIN İNTİHARI
(Sanıldığının aksine, bu bir politik yazıdır)

 

İdrâk-ı Meâli bu küçük akla gerekmez
Zira ki bu terazi bu kadar sıkleti çekmez!”
Ziya Paşa

Evvel bir zaman içinde, rahmetli annemizin emri üzerine kasaptan bir koyun karaciğeri alıp eve getirmiştik ki, annemizin karaciğeri kesmesiyle, içinde onlarca kelebek benzeri kurtcuğun kıvrım kıvrım kıpırdandığını görüp sevgili annem feryadını ayyuka çıkarmış idi.
Fakire çok zaman sonra malum oldu ki, Ditrocoelium dendriticum (DD) nâm bu yassı parazit meğerse binlerce yıl oturup “lan ne etsem de bir satılmış fedai bulsam, sonra da Hz. Darwin’in kurallarını uygulayıp dünyamıza kazık kaksam” diyerekten düşünmüş ve dahi taşınmış, sonunda karmaşık bir yoldur bulmuş idi.

“Köroğlum der ki kalmışım nâçar
Serçenin gönlünden şahinlik geçer
Şahini görünce ormana kaçar
Gider tenhalarda kahraman olur”
(Köroğlu)

Sığırların ve dahi koyunların karaciğerlerinde sefâsını sürdükten sonra DD’miz, , sığırın, ayıptır söylemesi, boklarıyla yumurtalarını cihana saçmaya başlamış idi. Sığırın dışkısını gayetle leziz bulan salyangoz ise bu yumurtaları kemâli afiyetle tazakkum edip, (zıkkımlanıp) başlamış salyalarını akıtaraktan dolanmaya.
Karınca kardeş ise öteden beri salyangozun salyasına meftûn olup, hain tuzaktan bihaber, ol dahi kurumuş salyaları bir güzel afiyet etmesiyle, amanın ki inanılmaz bir huy değişmesine duçar olayazmış idi.

Billahi ben de Sultan Süleyman’ın yalancısıyım:
Güya yârIn boyunu bazı kimseler servi ağacına, bazıları ise elife benzetirmiş. (Alfabenin ilk harfi “elif” ;  “ I“)
Gerçi herkesin anlatmak istediği aynı seymiş ama, nedense yârin boyunu herkes değişik şekillerde tanımlarmış.

“Kadd-i yâri kimi halkın serv okur kimi elif
Cümlenin maksûdu bir ammâ rivâyet muhtelif.”
(Muhibbi)(Kanuni Sultan Süleyman)

Ayni beyiti bir de şöyle yazmış Muhibbi :

“Kadd-i yâre kimi ar-ar demiş kimi elif.                                                            Cümlenin maksûdu bir ammâ rivayet muhtelif”                                   (ar-ar=servi ağacı)

Af buyurun, boku yiyen karıncamızdır, gün boyu diğer karınca yoldaşları ile çalışıp yuvasına yiyecek toplar, gecenin nilgünü (laciverdi) çöktüğünde ise en uzun boylu, en taze, en yeşil bir ot yaprağının en tepesine tüner, sabah horozları ötene kadar vicdanlı bir sığırın gelip kendisini ot ile birlikte çiğneyip yutmasını bekler olmuş idi. Sığır karıncamızı yedi yedi, yemedi ise ertesi gün gene karıncalığını yapar tekrar yüksek bir ota tırmanır, taa ki vicdanlı bir sığır tarafından tazakkum edilene kadar, ya da başkaca bir emri hak vuku olana kadar.
Karıncamızla birlikta DD parazinin yumurtaları böylecene sığırın işkembesine , oradan da karaciğerine ulaşıp, yeniden sefahat alemine başlar idi.

Kıssadan hisse:

Şaşkın oldukça bizim gibi karıncalar
Parazitler ebediyen kıçımızı kurcalar.

Dicrocoelium-Drawing

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s