ŞEHÜLİSLAM YAHYA EFENDİ VE GALİLEO VE IV. MURAT

 

Sevgili arkadaşlar be:                                         ŞUBAT 2006
Karanlık çöktükte güney semalarında parıldayan Jüpiter
gezegenini tamaşa ederken aman küçük dilinize mukayyet
olasız ki maazallah hayretinizde “gurp” diye
yutuverirsiniz de katiyyen mesuliyet ney kabul
etmeyiz. Hele bir de dürbünle baksanız Hz.Galileo’nun
1630’lu yıllarda keşfettiği dört adet uydusunun da ip
misali Jüpiterimizin yanında dizilmiş olduğunu da
görürsünüz ki, başlar fikirleriniz uçuşmaya.
Hz.Galileo’dur “amanın Jüpiter’imiz yanındaki bu
yıldızlar da nice ola” diye efkar edinmiş, kendi icadı
gök bakıcıyla az bir az dikkatlice baktıkta bunların
yıldız değil, Jüpiterimiz’i tavaf etmekte olan uydular
olduğunu gördükte, bunları, İo, Ganymede, Callisto ve
Europa diye tesmiye edivermiştir (isimlendirmiştir).
Tam bu sırada ise sultan İV Murat, içki yasağını
fermanlayıp, bizzat kendisi İstanbul’umuz sokaklarında
tebdil gezip ayyaş aramakta iken nice kelleler
uçurmuş, hatta rivayet oldur ki meşhur ayyaşımız Bekri
Mustafa ile de bu tebdil gezintiler sırasında
karşılaşıp kendisini saraya aldırıvermiştir.
Valla ben de Sultan İV. Murat’ın Şeyhülislam’ı Yahya
efendinin yalancısıyım. Yahya efendi güya meyhaneyi
kendisi hiç görmemiş amma, görenlerden işitmiş
ki, meyhane sevinç arttıran (nesat-efza), gönül
açan (dil güşa) bir yer imiş.

“Harabatı eğerci görmedik amma görenlerden işittik
Bir nesat-efza makam-ı dil güşa derler”
(Şeyhülislam Yahya efendi)

Verilmiş sadakamız her daim bulunduğundan,
hatta seyyaramızda(arabamızda) devamlı mavi göz
boncuğu da bulundurduğumuzdan bu çeşit durumlardan,
Hüda’ya şükür katiyyen korkmamaktayız da,
lakin bakın vakit öğle oldu,hala mecnun misali
titremekteyiz.. Gelelim sohbetimizin zamirine; hanım
arkadaşlarımız sakın ola alınmasınlar,
meclisimizden epeyce taşra (dışarıda) bazı kadın sürücüler vardır
ki, araba kullanırken katiyyen nazarlarını yaptıkları
ise yoğunlaştırmayıp hepimizin hayatını tehlikeye
atmaktadırlar.
Sabahın mahmurluğu içinde seyyaramıza süvar olmuş
(taşıt vasıtamıza binmiş) masumane ekmek teknesine
doğru gitmekteyiz. Sedamızın oldukça nahoş olduğu bize
birçok kez belirtilmiş olduğundan, fakir umumi
mekanlarda türkü çığırmaktan hassaten imtina aderim
(kaçınırım). Lakin, araba içre yapayalnız olduğumuz
sıralar, haliyle, muzik sidisinde çalan şarkılara yüksek bir
seda (ses) ile de, hasbel kader eşlik etmez de değiliz. Yine
bu sabah uykudan yarı açık gözlerimizle araba
kullanırken, “Kimseye etmem şikayet ağlarım ben
halime” şarkısını Zeki Müren’e eşlik ederekten yüksek
bir avaz ile taganni (söylemekteyiz) etmekteyiz ki birden uyanıp da ne
görelim, genç bir kadındır arkaya bakma aynasına nazar
edip dudak boyasını tazelemekteyken önümüzü “hırp”
diye kesip bizim şeritten ağrı bir geçişi var..
korkudan siyahciğerimiz ağzımıza gelip, elimizdeki
traş makinesidir, “cuup” deyip kahve fincanımız içine
bir düşsün, hatta diğer elimizdeki cep telefonumuz ise
ser-i pay (baştan ayağa) kahveye bulanıvermiş idi. Can
havlimizle şarkımızı hemen kesip anında baş
parmağımızla damağımızı kaldırmak zorunda kalmış idik
ki, işte bu sebepten araba kullanırken dudağa boya
çalan zihniyete hep karşı olmuşuzdur.

“Mescitte riymişler (iki yüzlüler) etsin ko riyayı
Meyhaneye gel kim ne riya var ne mürai”
(Şeyhülislam Yahya)

Sizi bilmem amma doğrusu biz Jüpiter’imizin bulunduğu
yerden gayetle memnun bulunmaktayız. Neden derseniz;
bu devasa gezegen güneşimiz çevresinde öyle mükemmel
bir yörüngede dönmektedir ki uzaydan bize doğru gelen
hemen tüm koca taşları “hüüp” deyip içine çekmekte
sevgili dünyamızı taslanmaktan korumaktadır.
Jüpiter’imiz olmasa idi fakir başımıza nice taşlar
yağar idi bileşiz.

“Peymanesini (kadehini) her kişi doldurmada bunda
Şimden gerü bu meclise meyhane desunlar”
(Şeyhülislam Yahya)

Güneşimizi çevreleyen tüm gezegenleri bir araya
getirseniz, yine de Jüpiter’imiz cesametinin yarısına
dahi erişmez. Üstelik dış yüzü tamamen gaz halinde
olup merkezine gittikçe yoğunlaşan bu gazlar
gezegenımize çarpan gök taşlarını pamuk dağına düşen
çakıl taşı misali “pof” diyerekten nazikçe içine alıp
yutmaktadır ki görenin hamiyetinden gözleri yaşarır.

“Sun sagarı saki bana mestane desunlar
Uslanmadı gitti gör o divane desunlar”
(Şeyhülislam Yahya)

Geçtiğimiz hafta sonu yine Sen Luiz şehrine gidip hem
oğlumuz Baran’ın beş yıllık KBB ihtisasını bitirme
törenine katıldık, hem de torunumuz Ayla’nın birinci
yaş gününü kutladık. Baran artık resmen KBB’ci
olduğundan, siz teyze ve amcalarına beleş bakacaktır
haberiniz ola. Ekimizde ise Ayla ve babası Baran’ın
suretlerini ve de Jüpiter’imizin güzel bir görüntüsünü
hizmetinize sunmaktayız.

“Aşka kabil dil mi yok, şehr içre ya dilber mi yok
Mest yok mecliste bilmem, mey mi yok sagar mı yok”
(Şeyhülislam Yahya) (sagar= içki kadehi)

İçkiye bu denli methiye yağdıran bu büyük ozanın nasıl
Şeyhülislam olduğu bir yana, IV Murat sultanımızdan
kelleyi nasıl kurtarıp da 90 yaşına kadar yaşadığını
bilen varsa fakire de söyleyiversin, çok sevaptır.
Gözleriniz hep yükseklerde olsun,
Fakir-i pür taksir,
Timur

JUPITER

BARAN AYLA

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s