DR. ZAFER ÖNER’DEN “BOYNUNDAN İŞEYEN KÖPEK”

 

Boynundan işeyen köpek.Çook eski günlerde , transplantasyonların henüz başlamadığı günlerde…
Cerrahî araştırmada çalışırken , iki köpek alırdık , bunlardan birinin , böbreklerinden birini alıp diğer köpeğin boynuna takardık. Böylece heriki köpek de boyunlarından işemeye başlardı. Ta ki takılan yabancı böbrek reddelilinceye kadar!
Kendi böbreği de çalıştığı için hayvancıklar ölmezdi.
Ama devamlı bir şekilde ,hayvancığın boynundan idrar geldiği için gezdiği yeri KİRLETİRDİ , KOKUTURDU.

Bazı hastalarda , barsağın son kısmındaki kapak mekanizması bozulur ve o kişiler dışkılarını tutamazlar. Bu kişiler de önce kendilerini , sonra da oturdukları  yerleri kirletirler. Tıpkı boynundan işeyen köpekler gibi.
Ama inkontinanslı olmak daha beterdir.

Bazı insanlar da ruhen hastadırlar. Bunlardan bazıları hasta olduğunu bilir ve tedavisi peşinde koşar.
Bazıları da hasta ya da kişilik sorunları olduğunu bilmezler ve bulundukları ortamı bozarlar , kirletirler. Hep suçu başkasına atarlar , kendi marazatlıklarının farkında değillerdir. Kendilerine ve çevrelerine huzursuzluk verirler. Şikayet ederler , soruşturma açarlar. Hem kendileriyle hem çevresindekilerle uğraşır dururlar.
Bunların bozduklarını düzeltmenin imkânı vardır ama zordur.

Bazı ülkelerdeki bazı yöneticiler de , ister devlet bazında olsun ister üniversite ,
aynı, boynundan işeyen hayvancıklarım gibi , ya da altına kaçıran hastalar gibi , ya da diğerleri gibi,
yönetmeye taliboldukları yerleri ,
bilerek veya bilmeyerek , isteyerek veya istemeyerek ,
kirletmek için , bozmak için ya da karıştırmak için
Ellerinden geleni arkalarına koymazlar!

Hele bir de bir misyon icabı o göreve geldilerse ; vay ki vay!
Hele bir de arkaları kuvvetliyse ; vah ki vah !

Boynundan işeyen köpeğin idrarı , doku reddi ile durur ; tesadüfen reddolmazsa o böbreği yerinden alırız ve sorun çözülür.

Bir adele vardır , bacağın iç yanından başlayıp , aşağı doğru bacağı çaprazlayarak iner ve dizin dış yanına yapışır ; terzi kası derler, işte o adeleyi kullanarak , kıç kapağının etrafına sararız ve inkontinansı da halledebiliriz …

Ama bu yöneticilere ne yapılması gerektiğini ben bilemiyorum !
Akıllarına geleni ya da yukardan geleni , sormadan – incelemeden ,
o kadroları bekleyenlerin gözünün içine bakarak ,
utanmadan , sıkılmadan yapabilmek için nasıl bir
anatomik, fizyolojik, psikolojik , kültürel bir yapıya sahip olmak gerekir ?
Bilemiyorum !

Ey Hüseyin , ey Tayyip , ey Moursi , ey Mısır’a yeni gelen diktatör ve ey diğer yönetici kılıklı kifayetsiz muhterisler ,  ey kural ,   kurul tanımayan kendini bilmezler ,
boynundan işeyen köpekcikler  gibi , ya da inkontinanslı
insancıklar gibi ortalığı kirletmeyin.

Tarafkâr olmayın. Sadece sizinkiler için değil herkes için çalışın.
Bozmayın.
Yapın.
Beceremiyorsanız  …
Gidin!

Bizim idare , yani yeni idare,  üniversiteyi kâr ettirmek amacıyla geldi.
Bu , AKP ile birlikte hızlanan , sağlıkta dönüşüm politikası sayesinde , bizim okulumuz ,
2003 den beri her YIL  yaklaşık otuzmilyon TL zarar eder hale gelmişti.
Bu bir sistem sorunudur. Ve hesaplama hatası da söz konusudur.
Onarımı  , sistemin ve hesap hatasının düzeltilmesi ile sağlanabilir.

Yeni yönetimin ilk senesinde bu zarar 90 milyon TL ye çıkmış ; dedikodular bu mahiyette!
SSK dan SGK  dan ekipler halinde curcuna ile ,
afra tafra ile geldiler ama , gördüğünüz gibi olmadı.
Halbuki hepsi de çicili bicili çocuklar ! Ama beceremediler.
Bizim eski emektarları darmadağın ettiler.
Üniversitemizi darma duman ettiler .
Hiçbiryerde huzur bırakmadılar.
Sonuç kocaman sıfır. Ne sıfırı nâkıs !

Yeni acil inşaatındaki yaptıkları usulsüzlüklerle ilgili dedikoduları duysanız şaşarsınız! Mesela enfeksiyonla inşaat arasında nasıl bir bağlantı olabilir sizce ?
Bunlar ayrı bir yazı konusu ; bekleyin …

Şimdi bir dedikodu  daha var ; sekreterlik hizmetlerini de özelleştireceklermiş. İnşallah doğrudur.
Arkasından hekimlik hizmetlerini de özelleştirin olsun bitsin.

Bu konuda size Medicana , Memorial , Medical Park , John Hopkins ,Acıbadem
can ı gönülden yardım eder.
Memorial’dan yardım alırsanız Mevlanayı da başhekim pardon CEO yaparsınız.
Oradakileri  getirin , bizleri eski idarecilerimiz gibi darmadağın edin. Bakın bu işler Harran’ dan , Marrandan gelenlerle olmadı…
Bana karışmayın , benim az kaldı.
Ama mesela bizim bölümden , benim dörtlü ve yeni gelen iki kastocuya da karışmazsınız herhalde , malum onlar sizden , ama bunların dışındakilerden herhangibirini , Polatlı’ya sürebilirsiniz. Ama bizim iki doçent ve bir yardımcı doçent arkadaşımız da size oy vermiş olabilirler, yani bir hata yapmayın.
Bu durumda geriye üç kişi kaldılar ; biri yeni ameliyat geçirdi , diğeri stentli , ötekinin aşil tendonu şaibeli …siz en iyisi beni sürün Polatlı’ya …
Eğer Polatlı’da yer kalmadıysa :
Oraya daha önce sürdüğünüz özürlü ,
ama bedenden özürlü bir arkadaşımız varmış ,
dördüncü kattaymış , binanın asansörü de yokmuş , onu da oradan alıp , asansörsüz daha yüksek bir binaya sürebilirsiniz.
O açılan yere de beni …
Neyse bunlar sizin işleriniz ben karışamam.

Ben anladığım kadarıyla hastane işlerine döneyim.
Bunlar büyük hastaneler kurdular , daha da kuracaklar.
Buradaki amaç para kazanmaktır. Hastalar iyileşmiş ya da iyileşmemiş umurlarında değildir.
İstedikleri kâra ulaşabilmek için , hastaların yönünü değiştirmek lazım ,
devlet hastanelerini  gidilemez hale getirmek lâzım ,
üniversite hastanelerini  bitirmek ,
muayenehaneleri kapatmak lâzım ,
özellikle hekimlerin ve diğer sağlık personelinin ücretlerini düşürmek ,
hastaların özel hastanelere sevklerini sağlamak lâzım ,
böylece   özel hastanelerin kâr oranlarını arttırarak global ekonomiye de katkıda bulunmak lâzım.

Yani hastane sahibi diyor ki ;
Arkadaş , ben buraya dünyanın parasını yatırdım.
Öncelikle çok kazanıp az harcamam lâzım …
Kazandığımın % 90’ı benim , geri kalanı hepinizin!
Yerseniz !

Bakın önce sağlık rantını arttırdılar.
Yıllık harcamamız , üç – dört milyar TL’den nerdeyse altmışmilyar TL ‘ye çıktı.
Yani ülkenin yıllık sağlık harcaması !
Sanmayın ki bu fark , insanımıza sağlık olarak aktı !

Önceleri yapamadığımız aletleri bize satarak , kazanan gelişmişler ,
şimdi hizmet sektörüne de girdi. Ve sağlıktaki rantı bu nedenle arttırdılar.

Ne yapalım , boynundan işeyen köpeği de ,
kıçını tutamayanların çoğunu  da biz yapıyoruz.
Aslında söylenecek söz yok.
Ama çenemi tutamıyorum işte..

Dr. Zafer Öner

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: