CENAP’IN FENTON’A ZUHURU

cenap1

CENAP 3

Sevgili Tarsuszede’ler:
Nedir lan bizim bu İntik Cenap’tan çektiklerimiz
birader; anlatsam billa parçalanmadık yürek kalmaz.

Bu rezil aylardır, bizi Kanada’nın Toronto sancağından yola çıkıp, Fenton köyümüze gelmekle
tehdit eder idi. Lakin bizdeki kalp temizliğine bakın
ki, fakir bu uyarıları katiyyen ciddiye almayıp kulak
ardına atmışsak da doğrusu içimize de bir korkudur
düşmüş idi. İki hafta öncedir, “aha bu hafta
geliyoruz” demesiyle “heyvah” deyip dövünmeye
başladıysak da iş işten geçmiş olmakla, can ve canan havliyle
bir umuttur diyerekten alçağa adresimizi yanlış
olaraktan bir bir yazdırdık.
Derken “zır” telefon:
Kebaplık et neyim almak üzre gittiğimiz bakkal
dükkanında cebimizin telli fonun çalmasıyla, karşı
cenahtan bir gümrük mustantikidir, “Cenap nam bir adem
size gelecekmiş, doğru mudur ? ” diyerekten sual
etmekte. Amerikan mustantikindeki ferasete dikkat
isterim; bu cenabet herifin ne mal olduğunu “şıp” diye
anlayıp, Kanada çıkışında derdest etmekle, “bırakayım
da gelsin mi ?” diyerekten fakire sual etmekte.
“Gözel Allahım, hikmetinden sual mi olur ? Kıçına copu sokup,
her bir şeyi bir güzelce itiraf ettirsinler de, oh ne
güzel” dememize kalmadan, karısı Lucy, alsın telli
fonu, bir yalvarsın.., “Amanın Timur abicim, kocamdır
söyle de bıraksınlar demesiyle” fakir,  haliyle vicdan yaptık ve “Tüh Allah mustehakınızı  versin” diyerekten, ister istemez bu rezili serbest bıraktırdık.

Uzatmıyalım, bir saat sonra, yanlış manlış demeden
adresi bulmuş, “zır” kapı, sırıtaraktan fakirhaneye
girdi. Bana kalsa katiyyen içeri almam; Lakin Lucy ve
güzel kızı Defne’nin hatırına memnun olmuş ayaklarına
yattık. Gelir gelmez zehirli cığaralarını yakıp,
gümrükten ucuza düşürdüğü kahve rengi ispirtoyu
leblebi refakatinde zıkkımlanmaya soyundu ki taa
ayrılıp gidinceye kadar.
Biz bu mülevvesi, acep suya düşüp boğulur da pislik
temizlenir mi umuduyla göle çıkardıysak da heyhat,
herif bir yüzmekte ki, fok balığı kaç para.

Akşam olunca da gök bakıcısıyla bir güzel semada
dolandırdıp yıldızları ,ahireti cenneti cehennemi
neyim gösterdik. Göğümüze sığır misali bakıp, saatler
sonu hala Satürn (Zühal) gezegenimize “Jüpiter amanın
oh ne güzel Jüpiter, gel Lucy sen de bak” diyerekten
çırpınıp durdu da Zuhal’imizin de gururuyla
oynayıverdi.
Devrisi gün, adetimiz üzere Attila Yaprak kardeşimizle
sevgili karısı Ece geldi de, derdimize az bir derman
oldular. Gemi ile gölde tenezzühe çıkıp, Attila’nın
gitarı eşliğinde, şarkılar türküler çığırıp hoşça
vakit eyledik.
O gece dahi etleri kebap edip içki içip fasıl icra ederken bu rezil bizim kebap ocağında bir yangın çıkarsın; cümle aleme, kurda
kuşa ve de konu komşuya rezil olduk. Yangın söndürme
pufu ile zor bela söndürdük de yine sayemizde yanıp
kül olmaktan kurtuldu bu rezil.
O gece de, Allahın bir lütfu, sema yine bulutsuz olup gök yüzünü tamaşettiysek de bu herif Zühal gezegenimizi Attila’ya Jüpiter diye yutturmaya kalkınca anladık ki heyhat tüm emeklerimiz boşuna imiş.

Devrisi gün ise Attila ve Ece’nin Ann Abor’daki
evlerinde toplantının gerisini getirip bol bol mavra
ve fıkra anlatıp sayenizde çınlatmadık kulak komadık.
Hoş kalasınız.
Fakir-i pür taksir,
Timur

CENAP4

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s