DR. ZAFER ÖNER’DEN : “İTİRAZ ETMEYİN DÖVERİM”

DR. ZAFER ÖNER’DEN : “İTİRAZ ETMEYİN DÖVERİM”
Zafer Öner
February 4 at 11:46pm · iOS ·
Bir doktor arkadaşımın yanan kızını,kucağında,koşarak ve avazının çıktığı kadar bağırarak acil servise getirişini unutamam!
Hasta sahibi olması hekimliğinin önüne geçmişti…
Buldozer gibiydi sanki…
Kimseyi görmüyordu gözleri,ben dahil…
Bunu neden mi yazıyorum?
Yani kolay değildir hasta ve hasta sahibi olmak…
Bizler için bile…
Ya da şöyle devam edeyim…
Tamam,hekimlik mesleğinin hırpalandığı,adeta itilip kakıldığı doğrudur. İtibar kaybettirildiği de doğru.
Bu durumu kendi meslektaşlarımızın oluşturdukları da doğru…
Dünya bankasının bu işe dünya’nın parasını yatırdığı da doğru…
bu konuda söylenebilecek pekçok şeyin olduğu da doğru…
Ve benim bunları nerdeyse üç yıldan beri dile getirdiğim de ortada…
Performans,paket ücret,düşük maaş,zor,
hem de çok zor şartlar…
Hepsine tamam…
Ama…
Bu iş böyle olmaz!
Bu işin çözümü hasta ve sahibi ile inatlaşarak olmaz…
“Terbiyesizden terbiyeni satın al” diye bir söz vardır. Ve bu söz herkes için geçerlidir!
Nasıl hasta ve sahibinin hekime bağırması veya onu dövmesi hatta öldürmesi yanlışsa…
Hekimin hastaya tavır alması,veya onu reddetmesi de yanlış olur!
Ya da bu amaçla yakın dövüş tekniklerini öğrenmemizin veya silah taşımamızın da doğru olmayacağı gibi…
Hasta sahibi Telaş içinde ve korkuyla bağırabilir. Taşkınlık yapabilir. Ama bence hekimin her zaman mutedil olabilmesi gerekir.
Güvenlik güçlerinin ve adaletin bunun çözümünü bulması onların görevidir.
Hatta daha öncesinde
bizim onu teskin edip telaşını yatıştırmamız gerekmez mi?
Biz dediysem ille de hekim olması şart değil…
Daha iyi bir sistemin bir parçası…
…önceden,olayın o hale girmesini önleyecek tedbirlerin alınması gerekmez mi?
Yani düşmanımız sistemse eğer ki öyle…
Hastanın ve sahibinin suçu ne?
Hasta ve sahibine bunu öğretmenin,farkettirmenin (!) yolunu bulmamız gerekmez mi?
****
Elbette bu düzensizliğin sebebi bizler değiliz. Ama o hasta ve sahibi de değil,bu çarpık sistemin sorumlusu!
Hatta belki de bu sistemi getirenlere oy vermiş bile olabilirler.
Ama “sen getirdin bunları başımıza, katlanacaksın” diyebilir miyiz?
“Bekletildiği için bu kadar bağırırsa ameliyatta bir sorun olursa ne yapar” korkusu ile iş mi yapılır?
Hele,”git başka yere,ameliyatını kim yaparsa yapsın” olur mu?
Eğer o hasta bir bela olacaksa,bana değil bir başka doktora bela olsun denir mi?
Devletin aczini biz mi göğüsleyeceğiz denir mi?
Kim göğüsleyecek peki?
“Devleti aciz olmayan ülkelerin hastanelerine mi git” diyeceğiz?
Devlet her konuda olduğu gibi burda da aciz ise…
Mesleğimizi icra etmeyecek miyiz?
O zaman neden kuyruk olunuyor atanmak için,hatta ülkenin en ücra köşelerine…
Bırakalım bu güçlüklerin üstesinden gelebilenler çalışsınlar,
mı desinler istiyoruz?
Bizler bu mesleğin en güzel yıllarını yaşamışız meğer !
Beni hasta sahibinin elinden rontgen teknisyeni Ünal kurtarmıştı. Adamı pişman etmişti yaptığına.
1972’de…
Ama sadece benim başıma gelmişti,böyle bir saldırı…
Dur yere…
ufak tefek olduğum için herhalde…
mahkemede barışmak için elimi ayağımı öptüler nerdeyse…
Ünal’ı kurtarmak için ben onları,
onlar da ÜNAL ‘ı affetmişlerdi (!)
Ama başka da görmemiştik.
Yani tek tük olan olaylar
son zamanlarda arttı.
Doktor dövmek moda oldu.
Ama moda olan başka şeyler de var…
Dincilik
Bölücülük…
Tesadüf mü acaba?
****
Bu DÖNÜŞÜM denen şey,
neyin başına geldiyse,
sağlık gibi darmadağın oldu!
Yani arkadaşlar neyin kavgasını yaptığımızı bilmezsek olmaz ki!
Bizler hastalar için varız…
Varız varız da her çaba
birlik olunca daha güzel sonuçlanır.
Tabip odası ve birliği bunun üstesinden gelemiyor. Çünkü politize olmuş ve bu nedenle birlik yok!
****
Sendikal düzenleme olmadan
sorunlarımızın üstesinden
gelebileceğimizi sanmıyorum.
Çünkü bizler aynı zamanda ağır işçi gibi de çalışıyoruz…
İşçiyiz yani bir yerde,hem de ağırından…
Mesela grev kararı alındığında grev kırıcıları engelleyecek bir sistem lazım. (Bakın o zaman nasıl mum gibi olur herkes!)
Çünkü böyle bir yol veya yöntem olmazsa grevi en önce ben kırarım inanın !
Dövse bile öyle zavallı,hasta veya sahiplerine
hadlerini bildirmekle bir yere varacağımızı sanmıyorum.
Edepsiz her yerde her zaman vardır. Hasta sahibi oluca bu durum şeddeleniyor herhalde!
Ya hekim edepsiz olursa!
Olmaz mı?
Yok mu?
Hekim herzaman kolay ve korkulmadan ulaşılabilir olmalıdır.
Aç kalmak,uykusuz kalmak,yorulmak…
Yersin,uyursun,dinlenirsin geçer…
Açken yemenin
Uykusuzken uyumanın
Yorulmuşken dinlenmenin…
Keyfi başka olur.
Bir de iç huzurunuz varsa “işimi tam yaptım”diye…
Mazoşist demezsen bundan iyisi olur mu?
****
Tabii bir de devletin acizlikten kurtarılması da gerekir…
ama ona kimin gücü yeter bilmiyorum.
Harcamalarda öncelik sırası
Gelirin Hakça dağıtılması…
Bunlar zor işler…
Kısaca ne mi önerdim:
Vallahi ben de bilmiyorum…
Zaten bilen de yok baksanıza!
Ama tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır derler…
Çıkan yılan bizi sokar mı?
Sokar!
Bu da yılanın ve devletin ayıbı.
Ben diyorum ki
Ayıp bizde olmasın.
Bize yakışmaz!
****
Kızanlar çıkabilir. Benim de kızdığım yerleri var bu yazının.
Ama
İtiraz etmeyin yoksa döverim
vallahi:) !

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s