
BEYAZ EŞYA TRENİ



ŞEB-İ YELDA (UZUN GECE)
JÜPİTER(BERCİS)- SATÜRN (ZÜHAL) KAVUŞMASI (CONJUNCTION)
Sevgili yâran:
Yılımızın en uzun gecesi olan 21 Aralık’ta (Gündönümü, “Winter Solstice”) müthiş bir olay daha olacaktır ey yâran, sevabımıza şuracığa yazalım dedik. “Conjuction” ya da “Konum kavuşması” denilen bu olay neredeyse her 20 yılda bir olur. Nitekim sonuncusu 2000 yılında olmuştu da, güneşe yakınlığı nedeniyle şöyle bir tadını çıkaramamıştık. Bu “kavuşma” olayında iki gezegenimiz, Jüpiter (Bercis) ve Satürn (Zühâl), yörüngelerinde kendi halinde dönerlerken, hop diye dünyamız ile hemen aynı hizaya gelecekler, dış yörüngedeki Zühâl gezegeni Bercis’in arkasına saklanacak, sevgili dünyamızın fânileri ise Bercis ile Zühâl’i sanki tek gezegenmiş gibi gözleyeceklerdir ki vay başımıza. (Bak Şekil 1)

Şekil 1


Şekil 3 : 20 ARALIKTA BÖYLE OLACAKLAR

Ne yazık ki atalar, “Savuşma savuşmaya, kavuşma kavuşmaya benzemez” diye bir vecize buyurmamışlar. Keşke buyursalardı. Jüpiter ve Satürn gezegenlerimiz, kısmet olursa, 21 Aralık’ta (En uzun gecede) 1623 yılından bu yana oluşmuş en görkemli kavuşmayı (“Conjuction”) gerçekleştirecektir. Lâkin hatırlayacaksınız, 1623 yılının kavuşmasını da güneşe yakınlığı yüzünden hiçbirimiz iyi görememiştik. Yine hatırlarsanız, en güzel ve de en yakın kavuşmayı Osmanlı imparatorluğunun kurulmasına 75 yıl kala 1226 tarihinde birlikte görmüştük. Bu yılın kavuşması daha da bir görkemli olacak ve yeryüzümüzde hayretten ısırılmadık parmak kalmıyacaktır. GÜNEŞ BATTIKTAN SONRA BATI-GÜNEYBATI YÖNÜNE BAKMANIZ YETERLİDİR. Bu kavuşmada Jüpiter ve Satürn birbirine 0.1 derece yaklaşacaktır. Beş kuruşluk parayı baş ve işaret parmağınızda tutup kolunuzu uzatırsanız, paranın eni 0.1 derece kadardır. Ya da kolunuz uzandığında küçük parmağın tırnağının eni 1 dereceye yakındır. (Bunlar astronom akıllarıdır ki sevabıma öğretiyorum.) İnanmayan Şekil 5’e baksın.

Bence kavuşma sırasında af buyurun, üst üste binen Jüpiter-Satürn çiftini iyi bir dürbün ile hafifçe birbirlerinden ayrık olarak görebilirsiniz ki tadına doyum olmaz. Bu videoyu bir zahmet izleyin. https://vimeo.com/487864777
Bu kavuşmayı hele bir kaçırın… artık ne diyim size bilmem ki , bundan sonraki kavuşma 15 Mart 2080’de olacaktır ki, bence o kadar beklemeye de pek değmez. Çünkü o zamanki kavuşma (“conjunction”) şimdiki gibi 21 Aralık gündönümüne (“Winter Solstice”) falan denk gelmiyeceğinden, bence o gol hiç sayılmaz.
“ŞEB-İ YELDA (EN UZUN GECE)” başlıklı yazımızi okumak için bir zahmet bağlantıyı tıklayın ki anlayana ne hikmetler vardır. ŞEB-İ YELDÂ (UZUN GECE)
Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir Mübtelâ-yı gâma sor kim geceler kaç saat (Sabit) (Açıklaması : En uzun geceyi gökyüzüyle, yıldızlarla uğraşan ve saatleri ayarlayanlar ne bilsin. Sen gecelerin kaç saat olduğunu dertli aşığa sor.)
Gözleriniz hep yükseklerde olsun. Dr. Timur Sumer


80 year old guy goes into a jewellers with a gorgeous 25 year blonde. He tells the jeweller he just met this fine young lady and wants to treat her to something special. The jeweller pulls out a $5000 dollar ring and asks if that will do? The old guy says damn no this lady is way more special than that. So the jeweller pulls out a $20,000 rings and asks if that is special enough? The blondes eyes light up and the old guy says they will take it. He gives the jeweller a cheque for $20,000 and says when the cheque clears on Monday they will come back and pick the ring up.
Monday rolls around and the jeweller calls the old up and says the cheque bounced. The old guy says ”yeah I know, I had the weekend of my life though!!”

An old man is walking in Amsterdam and passes a hooker standing at her door.
She asks him: “Granddad, why don’t we give it a try?”
He replies: “No girl, that’s no longer possible for me.”
Says the hooker: “Come on, what have we got to lose, we can give it a try!”
They both go inside. They undress and he performs like a young buck,
giving it to her 5 times in a row.
“Oh my goodness”, says the hooker, breathless, “and you said that it
was no longer possible for you?!”
Says the old guy: “Oh, screwing is still going well, it’s the paying
that is no longer possible!”

FARELERİ KİM DELİRTİYOR?

Protozoan delilik:
Memeli hayvanlar çok daha kompleks diye biliyoruz değil mi? Bakalım memelilerde ne tür enfeksiyona bağlı “delilikler” varmış.
Sıçanlar tek hücreli bir parazit olan toxoplasma gondii için ara konak görevi görürler. Toxoplasmaların yaşamları evcil kedilerde başlar, evcil kedilerde sona erer. Kedilerin immün sisteminin saldırısı karşısında toxo paraziti çok dayanıklı kistler oluşturur ve bu kistler kedinin dışkısıyla atılır. Bu kistler toprakta bazen yıllarca bir sıçanın onları yemesini beklerler.
Toxoplasma kistleri; (sekil 1)

Sıçanların içine girince toxo yaşam döngüsünü sürdürür. Parazitin hedefi esas konak olan kediye geri dönmektir ve bunun için inanılmaz bir yöntem kullanır. Kediler ölü sıçanları yemekten hoşlanmazlar onun için toxo, fareleri öldürmek yerine başka bir yöntem kullanır. Toksoplasmanın hızlı bir biçimde kedinin vücuduna dönmesi için sıçanlardaki en temel dürtülerden biri olan “kedi korkusu”nu yenmeleri gerekmektedir. Sıçanlar kedilerin kendisinden olduğu kadar onların idrar vb kokularından da korkarlar. Bu önemli ayrıntıyı ortadan kaldırmak için parazit sıçanları “delirtir”. Tokso ile enfekte olmus sıçanlarda bir takım değişiklikler olmaya başlar.

Tokso ile enfekte olmus sıçanlar kediden korkmaz hale gelirler kedi idrarının kokusu onlarda bir kaçma reaksiyonu yaratmaz olur. Tersine kedi idrarının kokusu onları çekmeye başlar. Bu gelişme sanıldığı gibi sıçanların koku alma duyusunu kaybetmek değil tersine kedi idrarına daha önce olmayan bir çekicilik hissetmelerinden olmaktadır. “Fatal attraction” ya da Ölümcül cazibeye yakalanan sıçanlar kedilerin bulunduğu bölgelerde korkmadan, saklanmadan dolaşmaya başlarlar ve kedilerin kendilerini yakalamalarına sebep olurlar. Geçici konakçısı farenin kedi tarafindan yenmesini sağlayan tokso başarılı olmuş yeni oluşmuş nesillerin kalıcı konağa dönmesini sağlamış oluyor..
sicanin beynindeki toxoplasma kistleri

farenin cesaretine anlam veremeyen kediler, toxo ile enfekte fare kedilerden korkmaz oluyor peki toxo ile enfekte insanlar? Kedi ne yapsin içgüdülerine uymak zorunda, fareyi yakaliyor ve yiyor.

Ve dongu tamamlanmis oluyor.
Toxo, fare, insan, parazit donguleri
4. ÖRNEK
BİZİ KEDİLER Mİ DELİRTİYOR?
Toxoplasma gondii life cycle (from CDC)

İlginç konu şimdi başlıyor. Toxo hastalığı insanlarda da görülüyor. T. gondii insanları da enfekte ediyor. Hatta hangi ülkede toxo enfeksiyonu ne sıklıkta görülüyor internetten bulabilirsiniz. (Örneğin Fransa’da ne kadar, İtalya’da ne kadar, İsrail ya da S. Arabistan da ne kadar bakın bakalım :)).
Pis şartlarda kesilmiş bulaşmış ya da enfekte hayvanlardan hazırlanan etlerle , sistlerle bulaşmış topraklarla uğraşanlarda, evde kedi besleyip kedilerinin infekte olmuş kaka kutularını boşaltanlarda tokso enfeksiyonu oluşuyor. Bazı toplumlarda insanların yüzde elliye yakınında beyinlerde toxo kistleri var. (kedi beslesin beslemesin, kedi sevsin sevmesin ulkenin genel olarak temiz olup olmamasi onemli sanirim)

Akla gelen soru: acaba tokso enfeksiyonu olan insanlar kedileri daha mı çok seviyor? Henüz T. gondii bunu başarmış değil :))
Peki tokso ile enfekte olan insanlar hiç etkilenmiyor mu: yapılan psikolojik testler toxo taşıyan kadınların daha cana yakın, dışa dönük ve arkadaş canlısı oldukları; daha flört etmeye yatkın olduklarını gösteriyor. Erkekler ise daha kıskanç ve şüpheci oluyor, daha fazla içine dönük ve yeniliklerden kaçan tutucu kimseler oluyorlar.
Benim sizlere sorum şu: Acaba biz Türkler tokso yüzünden mi herşeyi bir komplo teorisiyle açıklamaya çalışıyoruz. Ya da tokso mu erkeklerimizi başka erkekle konuştu diye karılarını öldürmeye dek götüren kıskançlığa sürüklüyor. Futbol’da kaybettik diye statları yıkıp parçalıyoruz. Trafikte ölümüne olsun birisinin bizi geçmesine izin vermiyoruz. Önümüze geçeni evine dek kovalayıp gerekirse öldüresiye dövüyoruz. Yüzde elli toxolu diye mi “ya sev ya terk et” diyor. Spekülasyonları çoğaltmak mümkün. Yanıtlarını bilmiyorum. Araştırmalar devam ediyor.
Bu soruları sadece ben değil Türkiye’deki doktor arkadaşlar da sormuş ve Toxo enfeksiyonunun trafik kazalarındaki etkileriyle ilgili bilimsel makaleler yayımlamışlar. Kendilerini tebrik ediyorum.
Çok yaygın bir şekilde insanlarda beyinde parazitlik yapan toxoplasma gondii acaba kültürel farklılıkların nedeni mi?
Toxo enfeksiyonunun insanlarda ne tür neuro – psikiyatrik davranış farklılıkları yarattığı epeydir inceleniyordu. Özellikle toxoplasma ile infekte farelerin garip davranışlar göstermesi yayınlandıktan sonra, bu konudaki çalışmalar artmıştı.
Sonunda araştırmacı Kevin Lafferty birçok ülkedeki toxo görülme sıklığı ile ilgili bir yazı yayınladı :
http://rspb.royalsocietypublishing.org/content/273/1602/2749.full.pdf+html
Bu makale internetten serbestçe tam olarak indirilebilir.
Bu tabloda nörotiklik, belirsizlikten kaçınma ve maskülinite gibi özellikler ile tokso prevalansı karsılaştırılmış.
Gidip makaleyi okumanız için herşeyi aktarmayacağım ama Türkiye’de toxo yüzde 47-50 oranlarında görülüyor. En düşük Norveç’te yüzde 5 ten az.
Tokso’ya bağlı kişilik değişiklikleri arasında tarif edilenler sunlar:
Enfekte kadınlar daha akıllı, kurallara bağlılık gösteren, saygılı, vicdanlı, akıllı, uygun, ahlakçı, ağırbaşlı, kuralcı, sıcak, başkalarına dikkatli, bağlı, nazik, uyumlu ve katılımcı olarak tanımlanmış. (ki neredeyse her eve insanın bir kedi hediye edesi geliyor :))
Enfekte erkekler ise daha az akıllı, ve daha tepkisel, sert, sadık, sabırlı, yavaş, tutumlu, duygusal reaktif, değişken, duygulardan çabuk etkilenen, duygusal olarak daha dengesiz ve kolayca üzülen olarak tanımlanmış. (Erkekler kedilerden uzak durun demek yanlis olacak çünkü tokso kistlerinin cogu sokaklardaki kistlerle bulasmis yiyeceklerden geciyor. Sokak simitleri!)
Acaba bu farklılık örneğin Norveçliler ile Fransızların kültürel farklılıklarını açıklar mı? Özellikle neurolog ve psikiyatrist arkadaşların yorumlarını merak ediyorum.
Toxoplasma ile istediğiniz kadar okumanız için:
1.http://www.toxoplasmosis.org/index.html toxoplasma araştırma merkezi.
2.http://www.plospathogens.org/article/info:doi/10.1371/journal.ppat.0020013 interrnetten indirip okuyabilirsiniz. Toksoplazmaların konak hücreleri nasıl invaze ettiğini sitoskeletal yapısını şekillerle göstererek anlatıyor.
3. Rank the top 25 FIFA team countries by Toxo rate and you get, in order from the top: Brazil (67 percent), Argentina (52 percent), France (45 percent), Spain (44 percent), and Germany (43 percent). Collectively, these are the teams responsible for eight of the last 10 World Cup overall winners. Spain, the only one of the group never to have won a cup, is no subpar outlier—the Spaniards have the most World Cup victories of any perpetual runner-up.
Toxo enfeksiyonu ile futbol kupasındaki başarıyla ilgili bu spekülatif yazıyı aşağıdan okuyabilirisiniz:
http://www.slate.com/id/2259350/pagenum/all/
Dunya’da toxoplasma enfeksiyon oranlari
Toxo’dan etkilenmemis bir kedi

Sıradan enfeksiyonlar davranış bozukluğu ya da ruhsal hastalık yapabilir mi ?
Oncelikle bu bölümün kesin kanıtlara dayanmadığını daha çok acaba mı şeklinde okunması gerektigini söylemeliyim.
Bir çoğunuz Van Gogh’un bu resimlerini bilirsiniz belki yakından da görmüşsünüzdür. Van Gogh depresyondan kendini öldürdü denir. Ancak yaptığı resimlere bakanlar daha doğru tanının BPD (bipolar disease) yada Psikoz Manik Depresif (PMD) olduğunu söylüyorlar.
Örnek olarak “Ayçiçekleri ” gibi nefis, canlı renklerden oluşan bir tablo, kısa süre sonra ise “Yıldızlı gökyüzü” diye karamsar bir tablo yapıyor.
Ayçiçekleri Van Gogh

Yıldızlı Gökyüzü Van Gogh

PROF. DR. NEDİM ÇAKAN
Temelimiz ehliyet yenilemeye baş vurunca zorunlu doktor muayenesine olup gitmiş. Doktor Temelimiz’i bir güzel domaltıp prostatini bir güzel muayene ettikten sonra
“Bu parmak muayenesine her hafta gelecen Temelcigum” demiş, “Prostatının ehliyet alma kıvamına geldiğini anlamama kadar”
Temelimiz çaresiz haftada bir doktora varıp, prostatını masaj ile oğuşturtup visite ücretini de ödermiş.
Sekiz on gidişten sonra “Lan puna para dayanmıyor daa.. bu işi Fadime’ye öğretsem gerek” diyerekten karısı Fadime’ye :
“Böyleyken böyle Fadimecuum…ha pen donumu indireceğum…
ellerimu duvara dayayup eğileceğum..ha sen arkama geçup ha pu eldivenu giyip barmaanı tükrük ilen isladacaksun..
sağ elini penum sağ omuzuma koyacaksun.
sol elini de penum sol omuzuma koyacaksun….”
demesiyle bir an duraklayıp ardından feryada durmuş,
“VAY İPNE DOHTUR VAAAYY..!!!. Damına konarım ha pen pu ehliyetin” FPT Dr. Timur Sümer




You must be logged in to post a comment.