HER DERDE DEVA HAYIRLI ŞİFALAR

 

HER DERDE DEVA HAYIRLI ŞİFALAR
 
Yeniden başlat tuşu..
 senile
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Bölümünde Prof Dr Mehtap Köksal var. Bu noktaları ve çok daha iyisini biliyor. Bana ve eşime öğretti. Bizler de her sabah bu noktalara basınç uyguluyoruz. Ne var ki uzun ömür noktası üç adetmiş. Kendisinden öğrenebilirsiniz.  Uygulamanın hiç bir zahmeti ve zararı yok.
 
Akupunktur de  biliyor ve uyguluyor.
 
İlginize ve bilginize…
 
Dr. Erdem Alptuna
 coke
 İnsanların da bilgisayar gibi ‘yeniden başlat’ tuşu varmış!

 Babasından miras olarak çok değerli bir bilgi alan Zu San Li hakkında bir Japon efsanesi vardır: “uzun ömür noktası” veya “yüz hastalığın noktası”.

Babasının tavsiyesine uyarak Zu San Li her gün bu noktaya masaj yapmış ve onlarca imparatorun doğumuna ve ölümüne şahit olacak kadar yaşamış. Bu noktaya masaj yapmak, Uzak Doğu’nun binlerce yıldır uygulanan en eski tedavi metodlarından biridir. İnsan vücudunda bir yılın aylarını ve günlerini anımsatan 365 nokta ve 12 majör meridyen vardır.

Spesifik noktalara parmak baskısıyla uygulanan akupresur yöntemi belirli organlarla bağlantılı meridyenlerin ve kanalların öğretilerine dayanır. Çin tıbbında vücut bir enerji sistemi olarak görülür ve masaj organların fonksiyonel aktivitelerini ve enerji akışlarını etkileyebilir.

malmoro

 Zu San Li noktasını aktive etmek yenilenme ve iyileşme etkisi yaratabilir, yaşlanmayı önleyebilir. Çin’de bu nokta “uzun ömür noktası” olarak bilinirken, Japonya’da “yüz hastalığın noktası” olarak adlandırılır.

Zu San Li Noktasını Nasıl Bulacaksınız?

Vücudumuzda Zu San Li noktası diz kapağının biraz altındadır. Bu noktayı doğru tespit edebilmek için elinizi parmaklarınız aşağıya gelecek şekilde aynı dizinizin üstüne yerleştirin. Avuç içiniz dizinizi kaplasın.

Örneğin sağ eliniz sağ dizinizin üstünde olsun. Zu San Li küçük tırnağınız ile yüzük parmağınızın tırnağı arasındaki noktadır. Eğer bu şekilde doğru noktayı bulamıyorsanız yere oturup dizlerinizi kendinize çekin. Ayaklarınız hala yerde olsun. Dizinizin altında daha yüksek bir alan fark edeceksiniz, parmağınızı onun üzerine koyup hafifçe bastırın. İşte bu nokta Zu San Li noktasıdır.

Japonlar Neden Bu Bölgeye “Yüz Hastalığın Noktası” derler?

Zu San Li noktası bedenimizin alt yarısındaki organların çalışmasını kontrol eder. Adrenal bezleri, böbrekler, cinsel organlar, sindirim kanalının uygun bir şekilde çalışmasından sorumlu bölümlerin içinden geçen omuriliğin fonksiyonlarını yönetir. Zu San Li noktasına masaj yaparak insan sağlığının koruyucusu rolünü üstlenen en güçlü salgı bezleri olan adrenal bezlerinizin (böbrek üstü bezleri) aktivitesini artırmış olacaksınız.

Bu bezler kandaki hidrokortizon, adrenalin ve diğer önemli hormonları salgılarlar. “Uzun ömür noktası”na her gün düzenli masaj yaparsanız bedeninizdeki adrenal bezlerinin fonksiyonlarını şu şekilde normalize etmiş olursunuz:

Kan basıncının dengelenmesi

2. İnsülin, glikoz seviyelerinin dengelenmesi

3. Vücuttaki inflamasyonun azaltılması

4. Bağışıklık sisteminin düzenlenmesi

Zu San Li noktasına masaj yapmanın diğer faydaları:

Sağlıklı sindirim sistemi

Bağırsak ve sindirim sorunlarının giderilmesi

Felç sonuçlarının tedavisi

Özgüven kazanılması

Stres ve tansiyonun üstesinden gelinmesi

İçsel denge

Bu noktaya masaj yapmanın cinsel güçsüzlüğe, hıçkırığa, kabızlığa, gastrite ve idrar kaçırmaya da iyi geldiği düşünülüyor. Hatta bağışıklık sistemini güçlendiren bu masajın daha fit ve sağlıklı bir bedene sahip olmayı da sağladığına inanılıyor.

Zu San Li noktasına ne zaman masaj yapmalısınız?

Bu masaj sabah saatlerinde, öğle yemeğinden önce yapıldığında daha etkilidir. Her diz için saat yönünde dairesel hareketlerle (parmağınızı yavaşça bastırarak ve bastırdığınız noktada bir süre kalarak) yaklaşık 10 dakika kadar yapılmalıdır. Başlamadan önce sakin nefesler alıp vererek ve hislerinize konsantre olarak kendinizi sakinleştirin. Masajı oturur pozisyonda yapın.

Mümkün olduğunca masaja konsantre olun ve şifa sürecinin başlamasına izin verin. Bu masajın uyarıcı bir etkisi vardır.

Akşamları Zu San Li noktasına saat yönünün tersine masaj yapanların haftada 400-500 gr kilo verdikleri de söyleniyor.

Siz yine de uyarıcı etkisizliğinden dolayı uykunuzu kaçırmaması için yatağa gitmeden önce bu masajı yapmamaya dikkat edin. Yeni Ay zamanı masajın etkisinin arttığı da akupresur uzmanlarının iddialarından biri.

Zu San Li noktasına masajı Yeni Ay’dan 8 gün önce her sabah yapmaya başlarsanız yaşlanma sürecini yavaşlatması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve yukarıda saydığımız faydaları sağlaması söz konusu.

Öğle yemeğinden önce bu noktaya yapacağınız masaj hafızanızı, kardiyovasküler ve sindirim sisteminizi de güçlendirebilir.

Öğleden sonra ise stres, baş ağrısı, huzursuzluk, uykusuzluk için bu masajı yapabilirsiniz.

Not: Saat yönünü ayarlarken masaj yapan siz olduğunuz için kendi açınızdan olmasına dikkat ediniz.

 BM5

EVREN’IN BOYUTLARI

 

Evren Gerçekten Ne Kadar Büyük? 

 

Gezegenlerden galaksilere bilinen evrenin 30 harikası

 

Evren’de mesafelerin astronomik olduğunu söylersek abartmış olmayız. 

Ancak bilinen evrenin en ilginç yanlarından biri bazı galaksilerin bizden milyarlarca ışık yılı uzakta olması değil. 

Asıl ilginç yanı, Evren’de büyüklüklerin göreli olması.

Örneğin Güneş Sistemi’nin çapı nedir? 

Bu soruyu “Neye göre?” sorusunu eklemeden cevaplamak imkansız. 

Çünkü Güneş Sistemi’nin 4 farklı boyu var ve büyüklüğü de hangi kriteri baz aldığınıza göre değişiyor.

Evren’in 30 harikasını anlatan yazımızın sonunda bu sorunun da yanıtını bulacaksınız.

Öte yandan, Evren’deki en büyük gökcisimleri aynı zamanda Evren’deki en kütleli cisimler olmak zorunda değil. 

Nitekim bazı galaksilerin merkezindeki süper kütleli kara delikler bilinen en büyük yıldızların yanında ufak kalıyor.

Ayrıca Evren’in en parlak yıldızları aynı zamanda en büyük yıldızları olmak zorunda değil.

İşte Evren’in 30 harikasını anlatan yeni yazımızda cüce gezegenlerden kara deliklere

ve Dünya’dan uzak galaksilere uzanarak bu tür sıra dışı sorulara cevap arıyoruz. 

Siz de bu Pazar farklı bir şey yapın ve Evren’in harikaları arasından size en ilginç geleni seçin.

 

1. Burası Dünya!

Burada yaşıyoruz.

1

2. Burası da Güneş Sistemi ve kırmızı oklar

Dünya’nın konumunu gösteriyor.

2

3. Resimde Dünya-Ay uzaklığını gerçek ölçekli olarak görüyorsunuz.

Yakın görünüyor değil mi?

3

4. Hiç de değil:

Dünya-Ay arasına Güneş Sistemi’ndeki bütün gezegenleri sığdırabilirsiniz (Jüpiter dahil)!

4 

5. Jüpiter’in büyüklüğü dedik de Jüpiter’in

Büyük Kırmızı Lekesinin güneyindeki şu küçük yeşil benek var ya,

ha işte o Kuzey Amerika.

5

6. Satürn, Jüpiter’den sonra Güneş Sistemi’ndeki en büyük gezegen.

Bakın Satürn’ün halkalarına yan yana kaç Dünya sığıyor. :)

6

7. Dünya’nın Satürn gibi halkaları olsaydı (aynı büyüklükte)

yerden işte böyle görünürdü.

7

8. Rosetta uzay sondası geçen yıl 67/p kuyrukluyıldızına Filai sondasını indirdi.

İşte o kuyrukluyıldızla Los Angeles’ın karşılaştırması.

8

9. Oysa Güneş,

Güneş Sistemi’ndeki en büyük gökcismi ve bu mahallede kimse Güneş’in yanına yaklaşamaz.

Güneş’in çapı Dünya’nın 109 katı ve yaklaşık 1 milyon 400 km.

Yüzölçümü ise Dünya’nın 12 bin katı.

 9

10. Ay’dan Dünya’nın görünümü (gündoğumu değil de yerdoğumu diyebilirsiniz).

Çocuklarınız Ay’a yerleşirse hem Güneş’in hem Dünya’nın doğuşunu izleyecekler.

10

11. Mars’tan Dünya’nın görünümü.

Yaklaşık 78 milyon km uzaktan küçük bir nokta.

11

12. Satürn’ün halkalarının arkasından Dünya’nın görünümü

(resmin altındaki beyaz ok ve mavi nokta).

Dünya resimde 1 milyar 284 milyon km uzakta.

12

13. Cüce gezegen Plüton’dan bakınca Güneş (5,8 milyar km uzakta).

Bu temsili resim ama oranlar doğru.

Ancak ne kadar küçük olsa da Güneş,

Plüton göğünde dolunaydan 450 kat parlaktır.

p3ukhnpdav8d4pwflmir

14. Bu arada standart güneş püskürmeleriyle

(uzaya fırlayan sıcak gazlar)

Dünya’yı karşılaştıralım.

14

15. Güneş’e bir de Mars’tan bakalım mı?

228 milyon km uzakta.

15

16. Uzaydaki yıldızları nispeten yakından ve uzaktan gösteren şu iki resme bakın.

Carl Sagan, Evren’deki yıldızların sayısı kum tanelerinden fazla demişti.

16

17. Dünya ile karşılaştırınca dev gibi görünen

Güneş’in aslında küçük bir sarı cüce olduğunu biliyor muydunuz?

Örneğin VY Canis Majoris bilinen Evren’in en büyük yıldızı ve çapı Güneş’in 1440 katı.

17

18. Çapını söyledik ama hacim olarak VY Canis Majoris Güneş’ten 1 milyar kat büyük,

yani içine 1 milyar Güneş sığar.

Şöyle söyleyelim,

Samanyolu Galaksisi’nde irili ufaklı 100 milyar ila 400 milyar yıldız var.

Güneş’le karşılaştırmak için videoyu tıklayın:

19. Elbette bütün bunlar yüzlerce milyar yıldız barındıran galaksimizle karşılaştırılamaz. Galaksimizin büyüklüğünü bir örnek vererek gösterelim:

Güneş’i alyuvar boyuna indirgeseydik (kırmızı kan hücreleri)

Samanyolu Galaksisi ABD kadar büyük olurdu.

19

20. Bu arada Dünya’nın Samanyolu’ndaki konumunu da gösterelim (temsili).

20

21. Bu da kuşbakışı görünüşü.

Samanyolu’nun merkezine yaklaşık 30 bin ışık yılı uzaktayız.

  9.460.800.000.000 X 30.000.000 = ?

21

22. Öte yandan Samanyolu da diğer galaksilerin yanında cüce kalıyor.

Örneğin 1,04 milyar ışık yılı uzaktaki IC 1011 ile karşılaştırırsak.

22

23. Büyük düşünelim.

Bu resim Hubble uzay teleskopu tarafından çekildi ve içinde binlerce galaksi var.

Evet, o noktaların çoğu yıldız değil,

her biri yüz milyarlarca yıldız içeren birer galaksi.

23

24. Evren’deki uzaklıklar gerçekten astronomik.

Bu da UDF 423 galaksisi. Galaksinin ışığı bize 7,7 milyar yılda ulaştı,

ama Evren’in genişlemesi yüzünden bu galaksi bize şu anda 10 milyar ışık yılı uzakta.

Işık hızının sınırlı olması yüzünden Evren’de uzaklara bakmak,

aslında geçmişe bakmak demek.

Örneğin o mesafede Evren’in 5,9 milyar yaşındaki halini görüyoruz, bugünkü halini değil.

24

25. Bu arada 23 numaradaki binlerce galaksiyi içeren resmi hatırladınız mı?

O resim aslında gece göğünün küçücük bir parçası!

25

26. Bir de süper kütleli kara delikler var.

Bunlar galaksilerin merkezinde bulunuyor ve her biri Güneş Sistemi kadar büyük.

Resimdeki NGC 1277 galaksisinin merkezindeki dev kara delik.

Mavi halkanın genişliği 9 milyar km (Neptün’ün yörüngesi).

26

27. Evren’de en önemli şey büyüklük değil.

Örneğin bu gördüğünüz sadece 12 km çapındaki süper yoğun bir nötron yıldızı.

Boyu küçük ama o kadarcık hacme 3 Güneş kitlesi sıkışmış.

Resimde New York’un üzerinde.

27

28. Gerçi bu küçük şey Dünya’ya Ay kadar yaklaşsaydı

güçlü yerçekimi ile gezegenimizi parçalayıp yutardı.

Bu arada resimdeki sarılar aslında milyon derece sıcaklığındaki

gaz akımları ve atom bombası gibi X-ışınları yayıyor,

yani aktif nötron yıldızı ışığı altında güneşlenmeyin olur mu?

28

29. Bu da Evren’in ne kadar büyük olduğunu gösteren bir bilgisayar simülasyonu.

Resmin genişliği 350 milyon ışık yılı ve resimdeki küçük noktalar yıldız değil.

Bunların her biri büyük birer galaksi ve büyük sarı

yuvarlakların içinde de binlerce galaksi var.

Evet,

Evren’e uzaydan bakınca galaksilerin uzayı örümcek ağı gibi sardığını görüyoruz.

30. Oort Bulutu: Güneş Sistemi’nin gerçek sınırı.

Oort Bulutu Güneş’in kütleçekim alanının gökcisimlerini

Güneş’e doğru çektiği son nokta ve Güneş’i uzaktan küre şeklinde saran trilyonlarca kuyrukluyıldızdan oluşuyor.

Voyager 1 sondası Oort Bulutu’na 300 yıl sonra girecek ve buluttan çıkması 7000 yıl alacak.

Bu açıdan da Güneş Sistemi’ni daha terk etmedi sayılır.

Gerçekten de Güneş Sistemi’ni ışık hızına yaklaşmadan makul sürede terk etmek imkansız.

Oort Bulutu’nun dış sınırı 2 ışık yılı uzakta (belki 3,25 ışık yılı).

30 

Bonus:

Uzaydaki yerimizi daha iyi anlamak için resimdeki

Ooort Bulutu’nun eşliğinde Güneş Sistemi’yle ilgili şu büyüklükleri verelim:

İstanbul’un genişliği: 150 km

Türkiye’nin genişliği: 1660 km

Dünya’nın çapı: ~12 bin km

Ay’ın uzaklığı: Ortalama 384 bin km

Dünya’nın Güneş’e uzaklığı: ~150 milyon km (1 astronomik birim – AU)

Gezegenlere göre Güneş Sistemi’nin çapı: 9,09 milyar km

Güneş rüzgarının sırınıa göre Güneş Sistemi’nin çapı: 180 milyar km (Voyager 1 sondası burada)

Güneş’e en uzak cüce gezegen Sedna’ya göre Güneş Sistemi’nin çapı: 287,46 milyar km

Oort Bulutu’na göre Güneş Sistemi’nin çapı: 15 trilyon km, 100 bin AU, yani 2 ışık yılı!

Bize en yakın yıldızın uzaklığı: 4,3 ışık yılı.

Samanyolu Galaksisi’nin çapı: 150 bin ışık yılı

En yakın galaksi Andromeda: 2,2 milyon ışık yılı uzakta.

Evren’de bilinen en büyük yapının uzunluğu:

600 milyon ışık yılı.

Gözlemlenebilir Evren’in çapı:

93 milyar ışık yılı

(yani teorik olarak görebileceğimiz en uzak galaksi yaklaşık 47 milyar ışık yılı uzakta).

**

Işık hızı, ışığın ve tüm diğer elektromanyetik dalgaların boşluktaki hızı olup 299.792.458 metre/saniyedir (yaklaşık 1.079.252.850 km/saat). Daha kolay hatırlamak için  kitaplarda genellikle 300.000 kilometre/saniye şeklinde ifade edilir. 

Işığın hızı saatte 1.080.000.000 km/saat, günde 26.000.000.000 km/gün,

yılda ise 9.460.800.000.000 km/yıl

olarak verilebilir.

 

 

WONDERFUL WORLD MOVES ON

Grieving for a loved one can take months. But life races forward—as it will, someday, without us, too.

By

STEPHEN J. LYONS

April 29, 2016 5:51 p.m. ET

They call it the “dying room.” At a county nursing home in a small Midwest farming town there is a room most often filled with extra supplies like oxygen tanks, walkers and hoists. But almost every week a resident in his or her last days is wheeled in. Extra chairs are brought for relatives. The door is kept closed to give the family privacy, but you can almost feel the sadness when you walk past.

For a time I visited the nursing home once a week to play guitar and sing old-folk standards to Alzheimer’s residents. They were mostly women in every stage of banter, nap and laughter, who had formed a semicircle of wheelchairs and recliners. Music is a muscle memory that worked even after they no longer knew who and where they were. Those who had no reaction to other activities would suddenly come alive with toe tapping, clapping and, in the case of one resident, yodeling in perfect pitch to Patsy Montana’s classic “I Want to be a Cowboy’s Sweetheart.”

ENLARGE
PHOTO: GETTY IMAGES/BRAND X

After one such session I had packed up my guitar and was walking by the dying room when the door opened. A woman poked out her head and asked if I would do her a favor. As it turned out I knew this woman, Margaret, a neighbor who lived three doors down the street from me. She was an only child and had never married. Her father had long since died. There was no one else left but her mother, who had been unresponsive for years. She was one of many residents who spent their days sitting in big chairs staring into space. Who knows what they were hearing, seeing and feeling?

Yet every day Margaret had dutifully visited the nursing home and helped feed her mother. She would hold her mother’s hand and quietly talk to her about her day. If there is a greater form of love I do not know what it is.

Margaret was not alone in that devotion. The nursing home had several men who came to the evening meals to feed their spouses. It was not unusual for some of them to continue to visit out of habit and loneliness after their wives had passed.

The favor that Margaret asked was this: Would I come into the room and sing “What a Wonderful World” for her mother? It’s one of mom’s favorites, she said.

I walked in, took out my guitar and placed the lyrics on the bed next to Margaret’s mother. She appeared as she always did: staring at the ceiling, mouth agape. There would be no toe tapping this time. But I was really playing the song for Margaret.

As I began it occurred to me that Louis Armstrong’s song isn’t about a sorrowful ending—it relates a beautiful future. This is perhaps the most disturbing part of grieving a loss or contemplating our own mortality: Life continues without our loved ones and, eventually, it races on without us, too.

I hear babies cry / I watch them grow / They’ll learn much more / Than I’ll ever know.

“It will happen to all of us,” Christopher Hitchens said after learning that he had terminal esophageal cancer, “that at some point, you get tapped on the shoulder and told not just that the party’s over, but slightly worse: The party’s going on, but you have to leave.”

Margaret’s mother died a few hours later. Given the burden of years of caring for a parent, and the fact that death wasn’t unexpected, I thought its final arrival might offer some sense of relief. The opposite occurred. Margaret was distraught for months, sadder than she had ever been. Though her mother had been unresponsive for all those years there was still the body with its beating heart, the soft hand to hold, the eyes to look into, and the presence to which to tell the stories.

Grieving took Margaret months. Work helped, as did exercise and the care and feeding of her two beloved dogs. I would greet her on my afternoon runs if she was in her yard. My wife, who knows the grief of losing a parent, would call on her occasionally, take her some food, listen patiently to her sorrow.

Margaret has never mentioned the moment that we shared in the dying room with her mother. But slowly she began to seem herself again. The next spring, on a particularly warm day filled with birdsong and blossoms, I was raking out the leaves from my flower bed when Margaret walked by with her two dogs. As her pets pulled on their leashes I called out a greeting: “Nice day for a walk.” She gave me a smile, the first one I had seen from her in months, and answered: “Yes, it’s a great day for doing just about anything.”

And I think to myself

What a wonderful world

Mr. Lyons’s most recent book is “Going Driftless: Life Lessons from the Heartland for Unraveling Times.”

DECREASING EAR INFECTIONS

Where Have All the Ear Infections Gone?

When I started practicing pediatrics in the 1990s, it seemed we diagnosed a case of otitis media — middle ear infection — every few minutes. I knew the antibiotic dosages by heart for children of every weight. I knew the risk factors for ear infections: day care, exposure to parental smoking, not being breast-fed. But risk factors or no, it seemed like most small children had ear infections, every now and then.

Now in clinic, ear infections are much less common. When one of the residents gets ready to make this diagnosis, the supervising doctors sometimes get called in to verify: is the eardrum really red, bulging, not moving? (If there’s a buildup of infected fluid behind the drum it bulges out; you blow a little air into the ear, and the eardrum doesn’t move.)

In a study published in March in the journal Pediatrics, researchers tracked 367 babies during the first year of life, regularly swabbing their noses to see what viruses and bacteria had colonized them, and watching to see when — or if — they would get their first ear infections. Six percent had a first ear infection by 3 months of age; 23 percent by 6 months, and 46 percent by a year; the babies who got ear infections had twice as many colds as the babies who didn’t, reinforcing the relationship between viruses and the ear infections that can follow. They were also more likely to be colonized by bacteria that can cause infections. As in many past studies, breast-feeding lowered the risk, for both colds and ear infections.

These rates are lower than the rates found in the older studies, done in the 1980s and 1990s, in which 18 percent of babies had an episode by 3 months, 30 to 39 percent by 6 months, and 60 to 62 percent by a year. Dr. Tasnee Chonmaitree, an infectious diseases specialist and professor of pediatrics at the University of Texas Medical Branch at Galveston, and the lead author of the study, told me, “we all know we don’t see as many otitis media cases as we used to.”

What they were trying to do in this study, she said, was look carefully at the actual incidence of ear infections now, in this new environment, in which children are routinely vaccinated against Streptococcus pneumoniae, or pneumococcus, one of the types of bacteria that can cause ear infections (it can also cause more serious infections, including pneumonia and meningitis), and also against influenza, since viral infections like flu may precede bacterial ear infections. Neither vaccine is directed specifically at ear infections, but both have probably affected the incidence since my children were young.

study published in 2014 in JAMA Pediatrics looked at the number of medical visits for otitis media made by children up to the age of 6 and found a downward trend from 2004 to 2011, with a significant drop in 2010-11. The first routine childhood pneumococcal vaccine was introduced in 2000; we changed to a vaccine effective against a wider set of bacterial serotypes in 2010.

There’s another factor that is probably contributing to the decline in ear infections, and it has to do with tightening the definition of what we call a true otitis media, and even beyond that, what we treat. There’s been a push in pediatrics to prescribe antibiotics only when really necessary. The reason my pediatrician’s behavior 20 years ago made me trust him was that I was clearly shopping for a bottle of pink medicine. It would have made me feel better to be treating something. When our doctor resisted that pressure, and instead looked carefully at the ear, I knew my child was in good hands.

It’s not always absolutely clear whether an ear infection is present. Crying can make a small child’s eardrum appear red — or at least pinkish — and having a doctor look in an ear can make a young child cry.  But we’re trying hard these days not to overprescribe antibiotics, both because we worry that we’re breeding resistant bacteria, and also because of concerns about the effects that antibiotic treatment can have on the microbiome, the bacteria living on and in a healthy child.

So in clinical practice guidelines that were revised in 2004 and then again most recently in 2013, the American Academy of Pediatrics has pushed hard to tighten the diagnostic criteria for otitis media to cases where the eardrum is clearly bulging, and to suggest that older children without bad ear pain or high fevers do not have to be treated immediately with antibiotics.

“Protecting people from unnecessary antibiotics exposure helps people have a healthier microbiome, which is important for a healthy immune system,” said Dr. Carrie Byington, a professor of pediatrics at the University of Utah and chairwoman of the A.A.P. committee on infectious diseases.

So ear infections, once the very definition of “bread and butter pediatrics,” have become rarer, as a result of a combination of vaccines, breast-feeding, decreased parental smoking and increased medical vigilance about making the diagnosis and treating young children with antibiotics. It’s a happy pediatric story of the convergence of improved preventive measures, healthier environments for young babies and the medical profession’s trying to be scrupulous about limiting interventions.

“The reason goes back to the parents and the good decisions they’re making, to immunize their children, to breast-feed their children, to not smoke around their children says Dr. Carrie ByingtonIt.  “Parents making these good decisions for their kids, and it’s paying off.”

Related:

DR. UĞUR CİLASUN’DAN CİNSELLİĞİN TEOLOJİSİ

UGUR
Değerli Dostlarım,
18 Nisan tarihli Yurt Gazetesinde yayınlanan köşe yazımı bilgilerinize sunuyorum.
Uğur Cilasun

                                                                 
CİNSELLİĞİN  TEOLOJİSİ

Şimdiye kadar, başlıkta yazdığım gibi bir açılım, bir kategorizasyon  duymadım. Kitap-mitap, google-moogle taradım, orada da bulamadım. Demek ki bunu şu anda ben uyduruyorum. Eğer daha öncesinde var olduğunu bilenler varsa söylesinler, beni de ikinciye yazsınlar. Hiç alınmam.
Büyüklerimiz gibi İmam Hatip okullarından mezun değilim. İlahiyatçı hiç değilim. Mesleğim gereği biraz psikoloji, biraz da psikopatoloji okumuş sıradan bir hekimim. Bu kimliğimle, aczimi peşinen kabul ederek, İlâhiyat Fakültelerinde böyle bir bölüm açılmasını öneriyorum. Gerekçesini açıklayacağım.
Bir arkadaşımın pek muhterem babası, yaşlılıkla ilgili sorunları nedeni ile göründüğü doktor, cinsel hayatı ile ilgili bir  kaç soru sorunca, ”ben o pis işleri bıraktım” diye yanıt vermiş.
Dikkat! Merhum amcamın verdiği bu yanıt, erkekliğin ”şâhikası” ve ”Nirvanasıdır”. Hemen Allah cümlemizin o mertebeye ulaşması için muini olsun!
Muhterem amcamın ulaştığı seviyeye ulaşmak için, kendi payıma, esaslı bir gayret gösteriyorum ama insanı kendi haline bırakmıyorlar ki birader!
Gazetelerin üçüncü sayfaları, internetteki haber portallarının neredeyse tamamı cinsel informasyonlarla dolu. Batıda böyle yoğun bilgi akımına uğranmasına, hangi konuda olursa olsun olsun,  ”informasyon intoksikasyonu” (bilgi zehirlenmesi) diyorlar. İnsanı çok kötü ediyor.
AKP’nin ”mutlak iktidar”, Reis’in ”mutlak güç” olmasından sonra, ülkeyi islâm dininin (doğru-yanlış) cinsellikle ilgili açıklamaları, o açıklamaların erkeklere sağladığı olağanüstü ayrıcalık, o zamana kadar kimsenin aklına gelmeyen, sadece erkeklere mahsus ”ruhsatlar”(izinler) sardı.
Kendini ”islâm âlimi” ilan eden bazı kişiler, hocalar, şeyhler, bazı kurumların yöneticileri, hâttâ Devletin resmi organı ”Diyanet İşleri Başkanlığının” ”Fetvâ Kurulu”  ardı ardına açıklamalar yapmaya başladı. İslâm Teolojisi ile insanların cinsel yaşamı, başka hiç bir konuda olmadığı kadar ilişkilendirildi.
Örneğin bir islâm âlimi, ”6 yaşındaki kız çocukları ile evlenmek câizdir” dedi. Bir diğeri, ”hamile kadınlar sokağa çıkmasınlar”dedi.Her halde hamile kadının şiş karnı kendisine cinsel birleşmeyi hatırlattığındandır. Diyanetin fetvâ hattında, ‘Bir erkek öz kızına sarıldığında  erkekliği uyanırsa nikâhı düşer mi?” sorusuna, ”düşmez” yanıtı verildi. Bir tarîkat şeyhi, müritlerine (kadın-erkek) oral seks yaptırdığını kabul ederek, ‘buna badeleme denir. Şeriatta yeri vardır” dedi.
Bir kadın yazar, ”Reisim isterse hemen ailemi bırakıp O’na eş olurum” gibi bir şeyler söyledi. TV’de bir kadın, kocasının yanında ”O’nun (Tayyip Bey’in) götünün kılıyım” dedi. Cübbeli Ahmet Hoca, erkeklerin cinsel yetersizliğine karşı okunup, cinsel organa üflenecek duaların kitabını yazdı.
Pek dindar biri sayılmam ama gene de islâm kültürü ile yoğurulmuş bir ülkede doğup-büyümüş bir ”erkek’ olarak, cinsel alandaki bu yoğun ”teolojik informasyondan” etkilenmemem mümkün değil. Bu nedenle bir türlü ‘ Nirvanaya’ ulaşamıyorum.  Hele bir de ölünce, ”bas-ı badelmevt günü” 33 yaşında uyanınca, o sayısız hûrilere kavuşma düşüncesi beni fevkâlade etkiliyor.
Ama diyeceksiniz ki ” o cennet sadece günahsız erkekler içindir”, peki bana öyle bir erkek gösterin…. Tövbe tövbe!  
UGUR2
%d bloggers like this: