Author: timursumer
EYUP RESIM CEKICI
EYUP MUSTAFA NURI SELO MUZO
ISKO SAMSUNDA
YAVUZ ATES
SELO EYUP GULSEV
EN UZUN GÜN
EN UZUN GÜN VE TESİSATÇI
Sevgili arkadaşlar be..
Yabana atarlar beni, ok gibi doğru olsam
Elde tutarlar heyhat, yay gibi eğri olsam.
TS
Geçtiğimiz yıl başımıza gelmiş tuhaf bir fıkrayı nakletsem gerek.
Evimizin çatısı akmış, dibini sular basmış, günlerdir tesisatçı ve çatı tamircisi beklemekteyken, kapu zilinin dınlamasıyla bir de açsak ki, karşımızda elinde çantası bir tesisatçı âdem dikilmekte değil mi ?..
Sevincimizden böbreğimiz hoplamış, bu sevgili âdemi bağrımıza basıp yanaklarından bûs etmemize ramak kalmış iken, gayetle edeplice, ve de İngilizce olaraktan tesisatçı âdem lâfa girmiş idi ;
“Zât-ı âlinizi haddim olmayarak rahatsız etmek cüretini gösterdiğim için affınızı istirham ederim efendim. Bendeniz, komşunuzun çağrısına icâbet eden tesisatçıyım. Ne yazık ki kapılarını nice çaldık ise de cevap veren hiçbir kimse olmadı” deyû eyitmesiyle, bu fakir de gayetle taaccüp ederekten (şaşıraraktan);
“Bre tesisatçı kardeşim.. zâtının bize geldiğini ummuş idim. Komşumuz heyhât, bu mahalleden taşınalı 3 aydan ziyâde olmuş değil midir ?” dememizle, tesisatçının cemâli ossaat nâr misali kızarmış, lehçesi ise ziyâde bozulmuş olaraktan ;
“Hem çağırıyorlar hem de oturup beklemiyorlar şerefsizler.!!.” diyerekten avâz etmeye koyulmuş, hatta komşumuzun validesinin, birçok erkekle para karşılığı cinsi münâsebette bulunduğu iddiasını, bütün mahalle ahâlisine yüksek bir seda ile âyan etmiş idi.
Dideler rûşen (gözünüz aydın) olsun ey yâran; bu yılın YAZ GÜN DÖNÜMÜ, babalar günününü dört gün geçe, 20 Haziran 2024’te saat tam 11:30’da gerçekleşecektir. Bu en uzun günümüz, Aralık ayındaki En kısa günümüzden tam 5 saat 54 dakika daha uzun olacaktır.
‘Yaz gün dönümü’ (“summer solstice”), Latince’de, ‘güneş’ ve ‘durmak’ sözcüklerinin birleşmesinden oluşmaktadır : (“SOL”= Günes , “Sistere” = durmak = Ìngilizce ,“To stand still”)
Adından da anlaşılacağı üzere, 21 Haziran, güneşin göğümüzde bir an için, güya (anatomi hocamiz Dr. Dogan Taner’in deyişiyle ‘sözüm ona’), duraklayıp, ardından sanki hiçbir şey olmamış gibi yoluna revân olduğu ve ;
1. kuzey yarım küresinde güneşin en yüksek konumuna erişip doğusundan batısına kadar gök yüzündeki en büyük kavsi çizdiği,
2. Ekvatorumuzdan bakıldığında, gökteki en düşük konumuna geldiği, ufukta ise en soldan (en kuzeyden) doğduğu, ve en sağdan (yine en kuzeyden) battığı ve hâliyle gündüzümüzün EN UZUN , izleyen gecemizin ise EN KISA olduğu ,
3. Sevgili dünyamızın eksenini güneşimize doğru iyicene kaykılttığı ve yazın başlangıcının habercisi ve de tüm yurtta, dış temsilciliklerimizde ve de yavru vatan Kıbrıs’ta törenlerlerle katiyyen kutlanmayan güzeli bir gündür ki cümlemize kutlu olsun.

Billâhi ben de Abdülhak Hamid’in yalancısıyım : Üstâd Hamid’in istediği şu ki, ‘çıksın bu sırrı öğretecek biri de anlayalım bakalım; madem ki ruhumuz ebediyyen kalıcıdır, öyle ise bu tene (gövdeye, vücuda) ne gerek vardı ?’
“Çıksın şu sırr-i hikmeti bir öğreten bize
Bâki idiyse ruh ne lâzımdır ten bize”
En yukarda Clayton Kessler arkadaşımızın “Markarian zinciri” diye adlanan gök adaları (“galaxy”) zinciri görüntüsünü, bâd-i hevâ (bedava) olarak görüşlerinize sunmaktayız ; güle izleyin.
Bu da
“Bir yerde ki yok nâğmeni anlayacak gûş
Tazyî-i nefes eyleme tebdil-i makâm et” (Ziya Paşa) ( Ya da bu fakirin durumuna uyarlarsak “tebdil-i mekân et”)

Fakirin göruntülediği ay dedemizinden muhteşem bir poz
Antep fistığı gibi sırıtaraktan,
Fakîr-i pür taksîr
Dr. Timur Sumer
PAPA’NIN BAŞAKLARI
Sevgili arkadaşlar :
Sırp’lı caniler Saraybosna’yı kuşatıp da kadın, erkek,
çocuk demeyip, her dışarı çıkanı dangadanak vurdukları
sıra, AB’nin pek uygar(!) ülkeleri, zevkten sırım
sırım sırıtaraktan, “Müslümandır gebersinler gerek”
demişler, “Bosna’ya sakın ola hiç kimesne silah
satmaya, Rus karındaşlarımızın ise Sırp’lı
karındaşlarımızı silahlandırmaları câizdir” diyerekten AB’nin uygarlığına nazar boncuğu takmışlar idi.
Papa Paul ise halbuki tam bu sırada Amerika’ya ayağını basmış olup, bu fakir de, aksilik bu ya, ossaat telli-vizyon başında
canlı haber izlemekte idik. Papa’nın, “Bosna’daki katliam durmalıdır” demesiyle, felli ve dahi kelli bir herifin Papa’nin kulagina eğilip, “fıs fıstır da kos kostur” dediğini tüm izleyiciler görmüş idi.
Yalanım varsa gözüm çıksın, papa (ğan) hazretleri derhal dilini kıçına sokmuş, ve de, bu konuda ölünceye dek hiçbir kelâm etmemiştir. Bu fakir ise papa(ğa)nın fiyatını ossaat biçmiş ve de “bu da bizim gûşumuza mengûş ola” (kulağımıza küpe ola) diyerekten, tüm yârene iletmiş idim .
Yirmi küsur yıllık saltanatı boyunca sapık papazların erkek
çocuklara tasallutunu görmezden gelen papağanımız ,
kadınların ikinci sınıf insan olduğunu kanıtlamak için
de türlü dolaplar çevirmiş, “lastik takıp doğum
kontrolü yapmak pek günahtır, lastik takmaktansa
AIDS’den ölmek evlâdır” vecizesi ile Katolik mü‘minlerin
duasını, mazlumların ise bed-duasını almıştır ?
Uyduruyorsam nâmerdim : Çok eski bir zamanda, bir kadın kişinin er kılığına girip de kendini papa ilan ettirmesinden ders çıkaran Katolik milleti, papa adayı
seçilince, aday altı delik bir sandalyeye
oturtulup, en yaşlı kardinal ise alttan eğilip
(neden en yaşlı, kalbi bozulmasın diye mi ki?)
“Gerçekten er kişi midir bakalım, aman sakın avrat
olmaya?” bahanesi gösterip, Papa adayının, ayıptır
söylemesi, başaklarını okkalayıp, eğer de er kişi ise
aynen “DUO TESTİS BENE BENE DATA” dediği anda yeni
papanın erkekliği onaylandığından, o ana kadar tutulan
nefesler “foss” diye üflenip rahatlanacak, papamız da
tâcına kavuşacaktır.
Fî tarihinde, çapkın başkanımız Bill Clinton, sırf Papayı görüp
de sevaba girmek içün Roma şehrine gelüp de taksiye
süvar olmuş (binmiş), “çek oğlum Papa’yı göreceğiz” dediyse de
taksicidir, “paşam elimizde çok güzel hatunlar vardır,
siyahi, beyazı ve de kızılı, hangisini gönlün çekerse”
dediyse de Clinton’dur anlamazlıktan gelip, “yok oğlum ille de Papaya gideceğiz” deyip ısrar edince, taksici ise heman cep telefonunu açmasıyla birileriyle patır
kütür İtalyanca lâflayıp Clinton’a dönerekten eydür,
“İl Papa non e possible… ma c’e un Cardinale” Çevirisi : (Valla Papa katiyyen mümkün değil, lâkin Kardinali istersen.. birşeyler yaparız..)
Gözleriniz hep yükseklerde olsun.
Dr. Timur Sumer
DEMO MUZO ILO
ŞEB-İ YELDÂ (UZUN GECE)
ŞEB-İ YELDÂ (UZUN GECE)
Dünyamızın kaykılma ekseni yüzünden 21 Aralıkta kuzey yarım küremizin güneşe olan açısı yılın en geniş durumuna geleceğinden (90 + 23.5=113.5 derece) bu durum ister istemez en uzun geceye yol açacaktır. (şeb-i yelda=uzun gece) Hâliyle, güneşimiz de güney yönündeki en alçak konumuna ulaşacaktır.
“Bilirim bilirim dersin bilene danış
Danışan dağları aşar mı aşar
Danışmadan yola çıksa bir kişi
Âkibet yolundan şaşar mı şaşar”
(Pir Sultan Abdal)(PSA)
Dört buçuk milyar kadar yıl önce sevgili dünyamız yanardağlarla tutuşan bir kaya parçası idi. Merih gezegini büyüklüğündeki bir başka kaya parçasının, pattadanak çarpmasıyla dünyamız şallak mallak olmuş, bu çarpışmadan ay dedemiz oluşup, patlangaçtan fırlayan dardağan misâli önce 400 bin kilometre kadar uzaklaşmış, az bir zaman sonra da dünyamızın ısrarı üzerine tam bu uzaklıkta kalmaya karar verip, dünyamız çevresinde fır dönmeye başlamış idi.
Bu sayede ise uzayda takla makla yuvarlanan dünyamız, ay dedenin çekimi ile belini doğrultup, kendisine yalpalamadan fır dönecek bir eksen bulmuş, bir süre sonra da bu ekseni 23.5 derece kadar da kaykıltarak, sanki hiçbirşey olmamış gibi güneşimiz çevresinde dönmesini sürdürmüş idi.
İki milyar yıl kadar kısa bir süre geçtikten sonra da sevgili dünyamızı börtü böcek sarmaya başlamış, hatta günümüzden 3 milyon yıl kadar önce de, af buyurun “insan” denilen yaratık kuyruğunu yer çekimine teslim edip, arka iki ayak üzerine dikilmiş idi.
“Câhile ırak ol kâmile yakın
Bir mâna söyleyim darılma sakın
Hasmın karınca ise merdâne takın
Ummadık taş başa düşer mi düşer” (PSA)
Oyunbaz kurnaz tilki kardeş kekliği tutup yemeğe niyet ederek, keklikle arkadaş olmuş ise de, tilkinin ne hain ve oyunbaz olduğunu bilen keklik, daima pür dikkat durup, tilkinin pençesinden kendini sakınır imiş.
Günlerden bir gün karşılıklı oturup sohbet ederlerken, oyunbaz tilki,”Ey keklik karındaşlık… bilemezsin sana ne raddelerde hayranlığım vardır… sürmeli kaşlarına ve dahi mercan gözlerine kurban olayım; hele şu gözlerini yumup da uyuman yok mu ya..işte ben de ona fena halde müptelâyım.. .ahh !!..seni uyurken seyir etmenin bir çâresi bulunsaydı, tüm varılığımı uğrunda telef ederdim” deyince, ahmak keklik, tilkinin medhiyesi ile koltukları kabarıp, güya arkadaşını hoşnut etmek muradıyla gözlerini yumup uyurluğa vurmuş idi. Hain tilki ise aniden bilhücûm kekliği kapıp ağzına almasıyla tam da harp diyerekten yutacağı vakit, kekliktir can havliyle, “Ey tilki kardeş, bu fakiri yiyeceğine katiyyen üzülmem. Lâkin beni asıl kederlendiren , öte dünyaya şükürsüz gideceğimdir. Bâri bu fakiri memnun etmek için Allah’a bir şükret ki, şükürsüz telef olmayayım”, demesinin üzerine, tilkidir ağzını açıp “ALLAH’A ŞÜKÜRLER OLSUN !!” demesiyle , kekliktir, “ Bir daha ölmedikçe gözlerini yumanın geçmişini…” diyerekten sak etmiş, (sak=kuşun kanatlarını çırpıp öterek uçması), tilki dahi kendi saflığına pişman olup,”Tövbeler olsun ki, bir daha karnım doymadan şükür edenin geçmişini…” diyesi var.
Kıssadan hisse:
Râgiba, düşmanın aldanma tevâzularına
Seyl divârın ayağın öperek hedmeyler.”
(Koca Râgıb Paşa)
(Açıklaması: Ey Râgıb, düşmanın alçak gönüllülük göstermesine inanma. Bilirsin ki sel duvarın ayağını öperek yıkar ((yerle bir eder)).
“Pir Sultan Abdal’ım böyle mi olur
Kişi ettiğini elbette bulur
Yırtıcı kuşların ömrü tez olur
Zararsız akbaba yaşar mı yaşar” (PSA)
Şeb-i yeldânız (uzun geceniz) kutlu olsun.
Dr. Timur Sümer
(Pattadanak çarpma güya böyle olmuş)
















You must be logged in to post a comment.