
Sevgili arkadaşlar :
Mâdem ki yeri geldi, biz de okuldan ilk ve son firarımızı nakledelim de torunlarımıza ibret olsun.
Fakir orta okul ikide iken, rahmetli pederin bir yılı mukaddem Bilecik’e tayini çıkmış olup, Tarsus’ta leylî okumaktayız. Bıyıklarımızda ise bir ter ki aşkolsun, aklımız ise serimizden taşra (başımızdan dışarı), “ah ulan bir buğday döven çıksa da ‘hık’ desek” diyerekten dönendiğimiz sıralar.
Şadi Yeşil nâm arkadaşımızın motorlu bisikleti olmakla, “hadi lan Coğrafya’yı kırıp motora binelim” deyip fakiri ikna etmiş, Şadi’nin arkasına oturmamızla da Mersin yoluna çıkmamız bir olmuş idi. Patırdağı bol motorla Mersin yolunda uçmaktayız ki kartal kuşu kaç para. Avurtlarımız rüzgardan şişmiş, göz yaşlarımız şakaklardan süzülmekteyken, heyvah ki ne heyvah, ağzımızdan içeri bir sinoğlu sinek ‘şakkadanak’ boğazımız dibine yapışsın, biz de haliyle şerefsiz sineği ‘gurppadanak’ yutalım. Ayıp değil ya, zatım sinek yutmaktan oldum olası hazzetmem. “Lan oğlum Şadi, çek lan kenara sinek yuttuk” dediysek de Şadi motorun kavî sedasından (güçlü sesinden) olacak bizi katiyyen anlamayıp, Hz. Karagöz misâli, “İnek mi tuttun ?” deyû sual edip motoru daha bir hızlandırmakta ki, Şadi’nin sırtından ağrı kay etmemize (kusmamıza) ramak kalmışken, neyse insafa gelip motoru yol kenarına çekmiş idi.
Ayıptır söylemesi, istifra etmemiz bittiği anda, amanın bir de görsek ki,
‘kısmetsiz deveyi çölde kutup ayısı severmiş’ kavlince, okulumuzun ünlü Volsvagen minibüsü yamacımızda yavaşlayıp durmuş, içinden biyoloji hocamız Mr. MacKay ve muhterem eşi çıkıp bizleri temâşa etmekteler ki, korkumuzdan ikimiz de altımıza büyük değilse de küçük abdestimizi kesinlikle kaçırmış idik.
Mr. MacKay ise, boğazının hindi misâli sarkık deridini çekiştirerek, “Bir durum mu var ?” anlamına, İngilizce olaraktan,
“What the hell you boys are doing here ? Don’t you have to be at school ? Get back to school right now or else..” misâli lâkırdılar etmiş, biz ise “kem ve de küm” anlamına, “bizim it buraya balta neyim getirmiş mi acep ?” diyerekten cevaba ayâz etmiş idik.
Hâliyle, ferdâsı (ertesi) gün, müdürümüz Mr. Maynard bizleri makamında
kabul edip, yalan olmasın, sanırım bir tenbih ve bir Cumartesi hapisi ile tecziye olmuş idik.
Bu işler olalı Tarsus’un Berdan çayında pek çok sular akmış olduğundan, nisyânımız (unutkanlığımız) affola.
Fakir-i pür taksîr
Dr. Timur Sümer