OKULDAN KAÇIŞ

 

kolej1

Sevgili arkadaşlar be..:
Mâdem ki yeri geldi, biz de okuldan ilk ve son
firârımızı nakledelim de torunlarımıza ibret olsun.

Fakir orta okul ikide iken, rahmetli pederin bir yılı
mukaddem Bilecik’e tayini çıkmış olup, Tarsus’ta leylî
okumaktayız, bıyıklarımızda ise bir ter ki aşkolsun,
aklımız ise serimizden taşra (başımızdan dışarı), “ah
ulan bir buğday döven çıksa da ‘hık’ desek” diyerekten
dönendiğimiz sıralar.
Şadi Yeşil nam arkadaşımızın motorlu bisikleti olmakla, “hadi lan Coğrafya’yı kırıp motora binelim” deyip fakiri ikna etmiş, Şadi’nin
arkasına oturmamızla da Mersin yoluna çıkmamız bir
olmuş idi. Patırdağı bol motorla Mersin yolunda
uçmaktayız ki kartal kuşu kaç para. Avurtlarımız
rüzgardan şişmiş, göz yaşlarımız şakaklardan
süzülmekteyken, heyvah ki ne heyvah, ağzımızdan içeri
vinlayan bir sinoğlu sinek ‘şakkadanak’ boğazımız
dibine yapışsın, biz de haliyle şerefsiz sineği ‘gurppadanak’ yutalım.
Ayıp değil ya, zatım sinek yutmaktan oldum olası hazzetmem. “Lan oğlum Şadi, çek lan kenara sinek yuttuk” dediysek de Şadi motorun kavî
sedâsından (güçlü sesinden) olacak bizi katiyyen anlamayıp, Hz. Karagöz
misâli, “İnek mi tuttun ?” deyû sual edip motoru daha
bir hızlandırmakta ki, Şadi’nin sırtından ağrı kay etmemize
(kusmamıza) ramak kalmışken, neyse insafa gelip motoru
yol kenarına çekmiş idi.
Ayıptır söylemesi, istifra etmemiz bittiği anda, amanın bir de görsek ki,
‘kısmetsiz deveyi çölde kutup ayısı severmiş’ kavlince,
okulumuzun tavatür Volsvagen minibüsü yamacımızda
yavaşlayıp durmuş, içinden biyoloji hocamız Mr. MacKay
ve muhterem eşi çıkıp bizleri temâşa etmekteler ki,
korkumuzdan ikimiz de altımıza büyük değilse de küçük
abdestimizi kesinlikle kaçırmış idik.
Mr. MacKay ise, “Bir durum mu var ?” anlamına, İngilizce olaraktan,
“What the hell you boys are doing here ? Don’t you have
to be at school ? Get back to school right now or
else..” misâli lâkırdılar etmiş, biz ise “kem ve de
küm” anlamına, “bizim it buraya balta neyim getirmiş mi
acep ?” diyerekten cevaba ayaz etmiş idik.
Hâliyle, ferdası (ertesi) gün, müdürümüz Mr. Maynard bizleri makamında
kabul edip, yalan olmasın, sanırım bir tenbih ve bir Cumartesi hapisi ile tecziye olmuş idik.
Bu işler olalı Tarsus’un Berdan çayında pek çok sular akmış
olduğundan, nisyânımız (unutkanlığımız) affola.
Hakîr-i pûr taksîr
Timur

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s