EŞEK VE ZİYA PAŞA

kuyudaki esek

Ziya Paşa’mız;
ACELE GİDENİN AYAĞI ETEĞİNE DOLAŞIR
YAVAŞ GİDEN İSE AMACINA ULAŞIR
deyiverse idi hem hepimiz anlardık, hem de kafiye
olurdu ne güzel. Yok öyle dememiş sırf akıl
karıştırmak muradıyla güzelim beyiti ayağımıza dolaştırıvermiş.

“TİZ REFTÂR OLANIN PÂYİNE DÂMEN DOLAŞIR
ERİŞİR MENZİL-İ MAKSÛDUNA AHESTE GİDEN”
(Ziya Paşa) (reftâr olan=giden)
(dâmen=etek) (pây=ayak)
(âheste=yavaş)(menzil-i maksûd= amaç)

Dünyamız halklarını asırlarca yakarak ateşinde tuzunu kurutmuş Evropa halkı “ne etsek de şu Türkler’i AB’ye almasak” diye dönenirken sorunun yanıtını kolaycana bulmuşlar, Ermeniler ‘in “sopunu kırdık” demez iseniz, Kıbrıs’ı verip de kurtulmaz (!) iseniz , Kürtler’i de bağımsız etmez iseniz, askerinizi de susturmaz iseniz, AB’ye “nah girersiniz” demelerine karşın, sayın başa bakanımız “ben şu Rum’u tanıyayım, Kıbrıs’ı vereyim de bizi AB’ye bir alsınlar, oh ne güzel, askeri de susturur, özgürlük ayaklarına belkim şeriatı bilem getiririm” rüyaları görmekte ise de, şükürler olsun ki yurdumuzdan bir zamanlar Hz. Atatürk geçmiş olup, atılan bu taş ve toprakların bizi ancak daha bir yükselteceği inancını taşımaktadır bu fakir.

“BED ASLA NECÂBET Mİ VERİR HİÇ ÜNİFORMA
ZERDÛZ PALAN URSAN DA EŞEK YİNE EŞEKTİR”
(Ziya Paşa)
Ziya Paşamız eşek denilen asil ve güzel yaratığı
küçümsemiş ise de yeri gelmişken biz dahi eşeği yücelten bir öykü anlatalım istedik.

Kalburun saman içinde bulunduğu evveli bir zamanda, köylü bir yurttaşın, af buyurun (!), eşeği derûn bir kuyu içre düşmesiyle, köylüdür avâz edip tüm köy halkını çağırmış ki, kafa kafaya verip eşeği kuyudan nice tarh edeceklerini (çıkaracaklarını) kestireler. Halbuki eşek ise korku ile muazzeb (azap içinde), anırıp ağlamakta iken, köy halkıdır “zaten bu eşek ihtiyar idi üstünü torpahla örtsek gerek deyişten, başlamışlar kürek kürek toprak ile kuyuyu
doldurmaya. Kuyu dibindeki eşek ise sırtına nice kürek toprak düştükte, söylecene bir silkelenip toprağı pay (ayak) altı ederek üzerine basıp, atılan her kürek toprak ile de az biraz yükselerek kuyudan taşra (dışarı) bir çıkası varmış ki, cümle köy halkıdır taaccüp (şaşırıp) ve hicab edip (utanarak) eşeğe yakınlık göstermişlerse dahî, eşektir, maddeden hisse çıkarıp, hiç kimesnelere yüz vermemiş, kendi yoluna revân olmuş idi.
Gözleriniz hep yükseklerde olsun.
Hakir-i pûr taksir
Timur Sümer

esek-sütü

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s