“OK GİBİ HUBLAR” VE GÜZ ILIMI

Sevgili Yaran:
Güfte, Dertli’den, bestecisi bilinmiyor: Bizim gibi “yabanda” yaşayanlara ithaf olunur.

“Ok gibi hûblar beni yaydan yabana attılar                               Bilmediler kadrimi ucuz bahâya sattılar”

23 Eylül’de sevgili dünyamızın ekvator halkasının
düzlemi güneş yürünge halkasının düzlemiyle
çakışacaktır, hepimize kutlu olsun. Gün ortasında göğümüzün tam tepesinde olmayı hesaplayan sevgili güneşimiz,
yaz saati nedeniyle bu çıkışını saat 13:00’e ertelemiştir.

“Neydi vaktinde güzeller bûseler vaat ettiler
Bir söz ile haşılı su gönlümü aldattılar”

Halkaların çakıştığı bu gün “Sonbahar ilimi” (Fall equinox) tesmiye olunup, bu tarihte, gece ve gündüz süreleri,
güya, eşit olacaktır. Amanın çok dikkatli olasız.

“Hani ya sadık deyû medhettiğin ol nevcivan
Dün gece ol dilberi bir bâdeye oynattılar”

Güneş tamı tamına doğudan doğup kılı kılına batıdan batacaktır ki, pusulası şaşmış olanlar için ; pusulanızı ayarlamanız için kaçırılmaz fırsattır, bizden söylemesi.

“Gördüm ol hûri sıfat agyâr ile ülfet eder
Hasetinden Dertli’yi toplar gibi patlattılar”
(Dertli)

Gözleriniz hep yükseklerde olsun.
Hakir-i pür taksir
Timur

Ay dede 21 Eylul-1

HAVVA’NIN SORUNU


Havva’nın sorunu:
Havva anamızdır cennetin bir köşesinde oturmuş hüzünlenmekte iken, yüce Tanrımız, Havva anamızın gözüne âyan olup, “Derdin nedir ya Havva” diye sordukta, Havva anamızdır, “Ya Rabbim..fakiri çamurdan yaratıp bu cennete salıverdin. Bu güzel bahçeyi ve dahi hayvanları, hatta şu kendini bilmez mülevves soytarı yılanı dahi yoktan yarattın..lâkin ziyadesiyle hüzünlüyüm..zira yalnızlıktan içim bir sıkılmakta ki fırttırmak üzereyim .. üstelik elma yemekten de ziyadesiyle ‘illâllah’ ettim.. kusacam billa..” demesiyle, yüce Hüdâ’mız, “Gam etme bre Havva’cım, sana hemen bir er kişi yaratıveririm” deyince, Havva anamız, “Er kişi de necidir ?” diye sual etmiş, yüce Rabbimiz ise izah etmiş idi:
“Er kişi gayetle kötü huylu olmasına rağmen, son derece eğlendirici, tuhaf bir yaratık olup, sana ziyadesiyle faidesi dokunacaktır bilesin. Senden daha kuvvetli olacak, daha hızlı koşacak, öldürmekten çok hoşlanacak, avlanacak, hep kavga ve savaş çıkaracak, mağaranı koruyacak, seni ısıtacak ve dahi birçok başkaca gereksinmeni karşılayacaktır. Lâkin, bu er kişi pek akıllı olmayağından, hep senin yol göstermen, onu idare etmen gerekecektir haberin ola.
Havva’dır, “Harika be Allahım, sana öyle medyûn-u şükrânım ki yani o kadar olur.. lakin bu işin püf noktası ne ola ki ?” diye sordukta, ulu Tanrı yanıtlamış idi: “Bu âdem ayni zamanda çok kibirli ve dahi küstah olacağından, kendisini senden önce yarattığıma inanacaktır. Havvacığım..sakın bozma..bu da KADIN KADINA ikimizin arasında sır olarak kalıversin.”

Ekimizde, ay dede üzerindeki, kendi ellerimizle görüntülediğimiz “Mare Crisium” bölgesini ve Arapça öğrenen bir er kişinin suretini hizmetinize sunmaktayız; hayrını görün.
Sırıtaraktan,
FPT Dr. Timur Sumer

mare20crisium

MARE CRISIUM

Arapca ogreniyorum

TOKSOPLASMA VE TEMEL

M51 Tony LicataM63 Tony LIcata

SEVGİLİ ARKADAŞLAR BRE :                            

POLİTİKA YAZMAYALIM DİYORUZ BIRAKMIYORLAR BİRADER. YAZDIKLARIMIZ DAHA IYI ANLAŞILSIN MURADIYLA TÜRKÇE’MİZİ DE SADELESTİRMİŞ DURUMDAYIZ; TAKSIRATIMIZ AFFOLA.
NE ZAMAN GAZETELERE BAKSAK AKP’NİN “KAPATMAYA” KAFİYE OLSUN DİYE UYDURDUGU “HER-GÜNE-KON” DAVASI VE DE LİBOŞ-YOBAZ DAYANIŞMASI ÖRNEKLERİ.. HABERLERİN “FESUBHANALLAH” KAT SAYISI ARŞ-I ALAYA ULAŞTI BİLLA..”Kişinin (Atatürk) putlaştırılması yıkım getirdi” (Sevan Nişanyan, Taraf, 23.06.08)”Laiklik yaşam biçimi değildir” (Prof. Dr. Hakan Yılmaz, Akşam, 23.06.08).”Darbeye karşı yürüyoruz” (Murat Aksoy, Akşam, 19.06.08).“Sandıkta verdikleri oya sahip çıkmak için ‘Darbeye hayır’ dediler” (Zaman, 23.06.08).“Parlamento üzerinde vesayet” (Prof. Dr. Zühtü Arslan, Yeni Şafak, 16.06.08).“Türk toplumu bir travma yaşamıştır. Bir gecede kıyafetini, dillerini değiştirmeleri istenmiştir. Dini yaşama biçimleri ortadan kaldırılmıştır” (Dengir Mir Mehmet Fırat, New York Times, Vatan, 23.06.08).“Ne siyasal İslam, ne de Kemalizm” (Mehmet Altan, Star, 23.06.08YUKARDAKİ LİBOS – MÜRTECİ POLİTİK ÖRTÜŞMESİ,  FAKİRE, AYIP DEGİL YA ,TOKSOPLASMANIN SERGÜZEŞTİNİ ANIMSATTI.
toxoplasmosis
(KEDİ, FARE VE TOKSOPLASMA YAŞAM DÖNGÜSÜ)
ŞÖYLE VASFEDERLER Kİ; “TOKSOPLASMA GONDİİ”NÂM ALÇAK PARAZİT, YÜZ-MİLYONLARCA YIL DÜŞÜNEREKTEN AKILLANMIŞ, “LAN BİZ YALNIZCA KEDİ KISMININ BARSAKLARINDA ÜREYEBİLİP, ORADAN CİHANA SAÇILMAKTAYIZ VE BAĞIŞIKLIGI BOZUK HASTALARA, VE DAHİ DOĞMAMIŞ BEBELERE TEBELLEŞ OLMAKTAYIZ. LÂKİN, NETSEK DE ŞU KEDİNİN KARNINA GİRSEK, YOKSA ALLAH GÖSTERMESİN, NESLİMİZ TÜKENİP, AF BUYUR, BOKU ASIL BÍZ YİYECEGIZ” DEYÛ EFKÂR (FİKİRLER) YÜRÜTÜP, ÖNCE FARE KISMININ YEDİĞI DIŞKIYA VE PİSLİGE BULAŞIP FARELERIN MİDESINE, ORADAN DAHİ FARENİN BEYNİNDEKİ “KEDİ KISMINDAN KORK” DİYE ŞARTLANMIŞ MERKEZE TAKILMASIYLA,  TOKSOPLASMALI DIŞKIYI YİYEN FARELER OSSAATEN SONRA İMANA GELIP HUY DEĞİSTİRMEKTE VE DE BU ZİHİN KARIŞIKLIĞI İLE  KEDİ KISMINDAN KATİYYEN KORKMAZ OLUP, “YE BENİ KEDİCİĞİM..HELÂLİ HOŞ VE DE  AFİYET OLSUN” CAT RAT 2DİYEREKTEN BEDENLERİNİ, YUKARIDAKİ RESİMDE GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ KEDİ PENÇESİNE TESLİM ETMEKLE,  TOXOPLASMA REZİLİ İSE BU FARELERİ TAZAKKUM EDEN (ZIKKIMLANAN) KEDİLERİN BARSAKLARINDA İZZET VE İTİBAR GÖRÜP ZEVK-Û SEFA İÇİNDE YAŞAYIP, BURADAN DA KEDİ BOKU SAYESİNDE YEDİ DÜVELE SAÇILIR OLMUŞLAR İDİ. (REFERANS İÇİN BÎR ZAHMET TIKLAYIN) http://www.npr.org/templates/story/story.php?storyId=9560048

EATS

‘’Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır
Söz haykıranın mantık ise şarlatanındır,
Geçmez ele bir paye kavuk sallamayınca
Liyakat görmesi, pezevenk, puşt olanındır.’’
(Neyzen Tevfik)

TEMEL’DİR TORUNUNU YAMACINA OTURTMUŞ NÛS (ÖĞÜT) EDER İMİŞ. “OĞLUM TURSUN, BAZU İŞLER VARDUR Kİ GERİYE DÖNÜŞÜ YOKTUR..TİKKAT EDESUN..HA PAK ŞU SOLUCANA.. TOPRAKTAKİ TELUKTAN ÇIKMIŞTUR DA KATİYYEN DELUĞA GERİ SOKAMAZSUN DAA” DEMESİYLE DURSUN TORUN, “SOLUCANI DELUĞA GERİ TIKARSAM 50 LİRA VERİR MİSUN ?” DEYÜP, “OLUR”U ALDIKTAN SONRA, BİR KOŞU EVE GİTMİŞ, ANASININ SAÇ SERTLEŞTİREN PÜSKÜRTÜCÜSÜNÜ KAPMASIYLA, SOLUCANA PÜSKÜRTMÜŞ, SOLUCAN İSE HÂLİYLE KURŞUN KALEM MİSALİ SERTLEŞİNCE, TUTTUĞU GİBİ DELİKTEN İÇERİ TIKIVERMİŞ, ELLİ LİRAYI DA CEBİNE ATMIŞ İDİ. O GECE TÜM AİLE EFRADI TURSUN TORUNUN DEHÂSINA BİN METHİYE VE “AFERİN” EDİP UYKUYA YATMIŞLAR İDİ. FERDASI GÜN, DURSUN UYANINCA BABAANNESİ YANINA GELİP, “AFERİN LAN TURSUN, AKLINLA BİN YAŞA, HA PU DA BENDEN SANA HEDİYE” DİYEREKTEN, TORUNUNA BİR 50 LİRA DAHİ O VERMİŞ İDİ.

EKİMİZDE, ASTROFOTOGRAFI HOCAM TONY LİCATA’NIN GEÇTİĞİMİZ AKŞAM GÖRÜNTÜLEDİĞİ 23 MİLYON IŞIK YILI UZAKLIKTAKİ “WHİRPOOL” GÖK ADASININ (M51), VE 37 MİLYON IŞIK YILI UZAKLIKTAKİ “SUNFLOWER” (GÜNEBAKAN ÇİÇEĞİ) GÖK ADASININ (M 63) SURETLERİNİ GÖNDERMEKTEYİZ Kİ, HA PU İYİLİĞİMİZ DE UNUTULMAYA.
GÖZLERİNİZ HEP YÜKSEKLERDE OLSUN,
SIRITARAKTAN,
FAKÎR-İ PÛR TAKSÎR
DR. TİMUR SÜMER

CAT&RAT

 

FATİH SULTAN MEHMET’İN ŞİİRLERİ VE GÜNLÜĞÜ

Page_1-3

Sevgili arkadaşlar be..

Şehzade Mehmet’in günlüğünün bir sayfası elimize geçmiş olup, sizlerle paylaşalım istedik. Maazallah Sultan Mehmet Hıristiyan olmasın sakın ?

“İSTANBUL’U NASIL ALDIM”

“Yeğenlerle çelik çomak oynamaktayız, Molla Gürâni hoca yine yetişti. Elinde bubamız Murat Han’ın verdiği kızılcık sopası ,ha bire kıçımıza vurmakta ki kıç yâremiz hepten cılk olup oturabilmek ne mümkün. Molla Gürânı, Molla Hüsrev ve Ak Şemsettin birlik olmuşlar canımıza okumaktalar. İlle de İstanbul’u alacakmışız. .biz kiiim İstanbul’u almak kim.. lâhavlee..bunalttılar billâ..

Yine bir şiir yazdım şu kâfir güzele:

“Akl u fehmin, din-u imânın nice zabt eylesûn

Kâfir olur hey Müselmanlar o tersâyı gören”  (Mehmet)

(Açıklaması) :

(Akıl, mantık, din ,iman mümkünü yok zapt edilebilemez.

O Hıristiyan güzelini gören tüm müslümanlar dinden çıkıp kâfir olurlar)

Bugün Çandarlı Halil gelüp “İstanbulu alacağına söz ver, bak ahacık şuraya yazmaktayım.. bubanı indirip seni tahta çıkarmazsam ne olayım” diyerekten bizimle eğlendi.

Şemsettin hoca da “oğlum bu senin alın yazın, istanbul’u ille de alacan” demekte ki…OHA oldum billa..!                                                                                                           Alacaaz da n’olcek..sanki bok var..                                                                                               

Bugün Arapça ve Farsça’yı söküp aferinimizi aldık.

Şiirimizin devamı ise aynen şöyle..

“Kevser’i anmaz ol içduğı mey-i nâbi içen

Mescide varmaz o varduğu kilisâyı gören”  (Mehmet)

(Açıklaması) :

(Onun içdiği temiz şarabı içenler cennetteki Kevser’in adını bile anmazlar.

Onun gittiği kiliseyi bir gören töbe mescite ayağını basmaz)

Gürâni hoca yine uzun eşek oyunumuzu bozup kızılcık sopasıyla kafamıza vurdu. “Vurup durma be hocam abdal olacaz billa” dememize bakmayıp, “İstanbul’u alma da bak neler oluyor.. oğlum bu senin alın yazın, şimdiden hazırlan” demesiylen, töbe töbee, lâkin biz parmak kadar çocuğuz yaav.. nasıl alcez Istanbul’u ?  Bir bunaldım ki o kadar olur. Kafayı yiycem billâ… 

Şiiri bitirelim bari..

Şairlik adımı “Avnî” yaptım..

“Bir firengi kâfir olduğun bilurdi Avniyâ

Bilun u boyunda zunnar u çelîpâyı gören” (Avnî)

(Açıklaması) :

(Ey Avnî, o firenk güzeli belindeki hristiyan hacını ve papaz ipini bir görse  senin de kafir olduğunu hemencecik bilirdi)                                                                           

Gürâni hoca sabahın köründe uyandırıp el aynasını yüzümüze tutaraktan, “oku bakalım alnında ne yazmakta” demesiylen,.. yutar mıyız ?.. bunlar biz uyurken alnımıza kara mürekkeplen bir yazı yazmışlar ki katiyyen bozmadık ve dahî..aynadaki yazıyı yüksek sedâ ile okuduk ;

“LA TEMHEM LA !!!”

(Molla sonradan anlattı : Aynada yazı ters dururmuş. Meğerse alnımızdakı yazının aslı “Al Mehmet al” imiş) . Lâhavlee..

Heyvah ki ne heyvaah..Alın yazımız bu imiş, çaresiz alacağız gayri . Bi rahat oyun oynatmadılar yâv..

“Yâr içün ağyâr ile merdane ceng etsem gerek                                                                           İt gibi murdâr rakîb ölmezse yâr elden gider.” (Avnî)

(Açıklaması) :

(Yâr için düşmanla cesurca doğuşsem gerek                                                                           Pis düşman it gibi ölmezse yâr elden gider)

“Avniyâ, gerçi ölüm dünyede müşkil işdür                                                                      Gamze-i dilber ile biz ânı âsân iderüz” (Avnî)

(Açıklaması) :

(Ey Avni, bu dünyada ölüm zor bir iştir

Biz onu dilberin gamzesi ile kolaylaştırırız)

Fatih semtinin çarşaflıları Fatih Sultan Mehmet’in şiirlerini okusalar ne ederlerdi acep? Bileniniz söylesin.

Gözleriniz hep yükseklerde olsun.

Hakir-i pûr taksir

Timur

FENTON GÖL’ÜNDE BUZLAR ÇÖZÜLÜYOR. BAHAR YAKINDIR

                             I
Yâri her gün çağırdım bize zinhar gelmedi
Sabaha dek zar attım töbe cihar gelmedi
Şiir yazayım dedim heyhât ilham gelmedi
Iyd-i Nevrûz da geçti bize bahar gelmedi
                       (Iki hafta sonra)
                            II
Bu sabahki tavlada zar tuttum cihar geldi
Yâri çağıram dedim karşıma ağyâr geldi
Nergisler yavruladı kuğular çiçek açtı 
Dideler rûşen olsun Fenton’a bahar geldi
Timur
2013 NEVRUZ’UNDA FENTON GÖLÜ

BUZLAR COZULUYOR

KARINCANIN İNTİHARI

 

SALYANGOZKARINCA
YASSI PARAZİT VE KARINCANIN İNTİHARI
(Sanıldığının aksine, bu bir politik yazıdır)

 İdrâk-ı Meâli bu küçük akla gerekmez
Zira ki bu terazi bu kadar sıkleti çekmez!”
Ziya Paşa

Evvel bir zaman içinde, rahmetli annemizin emri üzerine kasaptan bir koyun karaciğeri alıp eve getirmiştik ki, annemizin karaciğeri kesmesiyle, içinde onlarca kelebek benzeri kurtcuğun kıvrım kıvrım kıpırdandığını görüp sevgili annem feryadını ayyuka çıkarmış idi.
Fakire çok zaman sonra malûm oldu ki, Ditrocoelium dendriticum (DD) nâm bu yassı parazit meğerse binlerce yıl oturup “lan ne etsem de bir satılmış fedai bulsam, sonra da Hz. Darwin’in kurallarını uygulayıp dünyamıza kazık kaksam” diyerekten düşünmüş ve dahi taşınmış, sonunda karmaşık bir yoldur bulmuş idi.

“Köroğlum der ki kalmışım nâçar
Serçenin gönlünden şahinlik geçer
Şahini görünce ormana kaçar
Gider tenhalarda kahraman olur”
(Köroğlu)

Sığırların ve dahi koyunların karaciğerlerinde sefâsını sürdükten sonra DD’miz, , sığırın, ayıptır söylemesi, boklarıyla yumurtalarını cihana saçmaya başlamış idi. Sığırın dışkısını gayetle leziz bulan salyangoz ise bu yumurtaları kemâli afiyetle tazakkum edip, (zıkkımlanıp) başlamış salyalarını akıtaraktan dolanmaya.
Karınca kardeş ise öteden beri salyangozun salyasına meftûn olup, hain tuzaktan bihaber, ol dahi kurumuş salyaları bir güzel afiyet etmesiyle, amanın ki inanılmaz bir huy değişmesine duçar olayazmış idi.

Billahi ben de Sultan Süleyman’ın yalancısıyım:
Güya yârIn boyunu bazı kimseler servi ağacına, bazıları ise elife benzetirmiş. (Alfabenin ilk harfi “elif” ;  “ I“)
Gerçi herkesin anlatmak istediği aynı seymiş ama, nedense yârin boyunu herkes değişik şekillerde tanımlarmış.

“Kadd-i yâri kimi halkın serv okur kimi elif
Cümlenin maksûdu bir ammâ rivâyet muhtelif.”
(Muhibbi)(Kanuni Sultan Süleyman)

Ayni beyiti bir de şöyle yazmış Muhibbi :

“Kadd-i yâre kimi ar-ar demiş kimi elif.                                                                                Cümlenin maksûdu bir ammâ rivayet muhtelif”                                                                    (ar-ar=servi ağacı)

Af buyurun, boku yiyen karıncamızdır, gün boyu diğer karınca yoldaşları ile çalışıp yuvasına yiyecek toplar, gecenin nilgünü (laciverdi) çöktüğünde ise en uzun boylu, en taze, en yeşil bir ot yaprağının en tepesine tüner, sabah horozları ötene kadar vicdanlı bir sığırın gelip kendisini ot ile birlikte çiğneyip yutmasını bekler olmuş idi. Sığır karıncamızı yedi yedi, yemedi ise ertesi gün gene karıncalığını yapar tekrar yüksek bir ota tırmanır, taa ki vicdanlı bir sığır tarafından tazakkum edilene kadar, ya da başkaca bir emri hak vuku olana kadar.
Karıncamızla birlikta DD parazinin yumurtaları böylecene sığırın işkembesine , oradan da karaciğerine ulaşıp, yeniden sefahat alemine başlar idi.

Kıssadan hisse:

Şaşkın oldukça bizim gibi karıncalar
Parazitler ebediyen kıçımızı kurcalar.                                                                                         

FPT Dr. Timur Sümer                                                                                                             

Dicrocoelium-Drawing

DOMUZ GRİBİ VE GÖK TAŞLARI

 

Akşam karanlığı çökünce güney semalarında sevgili Jüpiterimizi izlemek pek şifalı olup her derde devadır.
Her Allahın gecesi, Jüpiter’imiz (Bercis), gece ilerledikçe güney-doğudan güneye, daha sonra da güney-batıya doğru ilerlerken, göğümüzün sol kenarından (güney-doğu) “avcı” yıldız kümesi (Orion) yavaş yavaş yükselip, Jüpiter’imizi arkasından kovalamaya başlamaktadır. Bu macera bir ay kadar daha her gece sürecektir haberiniz ola.
Avcı’mizin, şemasını ve gök bakıcının tepesine tünetilmiş resim çekiciyle görüntülediğimiz resimlerini hizmetinize sunuyorum, güle güle kullanın.

“Ey sözlerin aslın bilen,gel de, bu söz nerden gelir
Söz aslını anlamayan, sanır bu söz benden gelir”
Yunus Emre

Tilki kardeş, kümese bekçi arandığını duyar duymaz, bir telaş başını vurmuş, yetkili uzmanlar dahi, tilki kardeşimizi ziyadesiyle beğenip, derhal ise almaya karar vermişler idi.
Uzmanlar mahçupluk ile ,”Amanın tilki kardeş, zatınıza sormaya utanırız ama, kaç para ücret istersin ?” diye sorduklarında, tilkidir, katılıp yerlerde yuvarlanırken, “Valla ben gülmekten söyliyemiyorum, artık siz ne münasip görürseniz…” diyesi var.

“Fark etmeyen insan, ne demek olduğun eyvaah
Hayvan gelmiştir, yine hayvan gidecektir”
KanI Ebubekir TokadI

“Valla ben domuz gribi aşısı neyim olmayacağım..haliyle, ailemizde de hiç kimse domuz gribi aşısı olabilemez” demesiyle, “Aman efendim, siz ki en başımızın en çok bakanısınız…ve dahi ülkemize yüzlerce milyon dolarlık aşı aldınız..ne olacak bunca para ?” diye sorduklarında, en başımız cevaba ayaz edip, “Ne mi olacak ?.. valla ben gülmekten söyliyemiyorum, o kadarını da siz tahmin ediverin”, diye eyitmiş idi.

“Âşksızlara verme öğüt,
Öğüdünden alır değil.
Âşksız âdem hayvan olur,
Hayvan öğüt bilir değil.”
Yunus Emre

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, 17 Kasım gecesinin sonu ve 18 gününün başlangıcında sevgili dünyamız “Leonid” nam toz toprağın içine saate 100,000 km hızla girdiyse de, Leonid gök taşı yağmuru bu yıl geçtiğimiz yıllar kadar görkemli olmamıştır.
Arkadaşımız Kevin, atmosferde yanan bir gök taşını görüntülemek muradıyla, resim çekicisini Aslan burucuna yöneltmiş ve ‘kendi çeker’ ayarı ile objektifini otuzar saniye açık tutarak gökyüzünü tam 400 kez görüntülemiş (30X400=12.000 saniye) lakin, heyhat, bir tane bile göktaşı görüntülüyememiştir.
Resim çekicisi, manyak gibi kendi kendine çalışadursun, Kevin, bu arada gökbakıcısı ile M33 gökadaşını görüntülüyormuş ki..amanıın, bir de ne görsün; gök adasının yanında atmosfere giren bir gök taşını da rastlantıyla görüntülememiş mi ?
Şaştım da kaldım billa. Bu görüntüyü de sevabımıza yazımıza ekliyoruz ki siz dahi şaşıp kalın bu raslantıya.
“Aşkım galip geldi yüreğim harlar
Aşık olan ar-ı namusu neyler
Behey Yunus sana söyleme derler
Ya ben öleyim mi söylemeyince.”
Yunus Emre

Gözleriniz hep yükseklerde olsun.
Timur Sümer

M33 MeteorAvci M42AvciAvcinin semasi