FIFTH PARROT

      stock-vector-cartoon-parrot-vector-clip-art-illustration-with-simple-gradients-all-in-a-single-layer-120305665           

 The Fifth Parrot

Jan, Sue, and Mary haven’t seen each other since leaving school. They​rediscover each other via Friends Reunited and arrange to meet for lunch.

Jan arrives first, wearing a beige Versace dress. She orders a bottle
of Pinot Gris with three glasses.

Sue arrives shortly afterward, wearing a grey Chanel number. After the
initial hugs and kisses she joins Jan in a glass of wine.

Then Mary walks in, wearing a faded old tee-shirt, blue jeans and
boots. They all hug and she too shares the wine.

Jan explains that after leaving school and attending Oxford University
she met and married Timothy, with whom she has a beautiful daughter.
Timothy is a partner in one of London ’s leading law firms. They live in
a 4000 sq ft apartment on Park Lane and Susanna, the daughter, attends
drama school. They have a second home in Portugal .

Sue relates that she graduated from Cambridge University , studied to
become a doctor and became a surgeon. Her husband, Clive, is a leading
financial investment banker in the City. They live in the Surrey
stockbroker belt and have a second home in Italy .

Mary explains that after she left school at 17, she ran off with her
boyfriend, Mark. They live in Essex where they grow their own vegetables
and run a tropical bird park. Mark can stand five parrots side by side,
on his erect penis.

Several hours later, after the third bottle of Pinot, Jan breaks down and
blurts out that her husband is really a cashier at Tesco and they live in
a small apartment in Bromley with a caravan parked on the front drive.

Sue, chastened by Jan’s honesty, bursts into tears and admits that she and
Clive are actually nursing care assistants in an old people’s home in Peckham. They live in a Council house and take camping holidays in Kent.
Mary finally cracks and admits that the fifth parrot has to stand on one leg.

parrot-foreplayG-426x320'Do you speak English?'

SAĞIR SIĞIRLAR

cattleSAĞIR SIĞIRLAR

Madem güneş sataşma burcuna girdi, 2001 yılında gönderdiğimiz bestesi ve güftesi fakire ait gülmeceyi hizmetinize yeniden sunuyorum.

Sağırlıkla ilgili KBB toplantısında, araştırmacı uzman dinleyicilerle ankete başlamış.

“Sağırların haklarını güvenceye alan kanun tasarısını destekleyenler elini kaldırsın” :Salondaki 100 kişi elini kaldırmış.

“İngiltere’deki ağız ve ayakları tutan hastalığa (“foot-mouth disease”e) aşı isteyenler elini
kaldırsın” : 50 kişi elini kaldırmış.

“Gerçek hayatında sağırları arkadaş edinenler elini kaldırsın”; 10 kişi elini kaldırmış.

“Gerçek hayatta karşı cinsten sağırlarla çok yakın ilişkide bulunanlar elini kaldırsın”; salonun en arkasında Samsun’lu bir KBB’ci, tek başına elini kaldırmış.

Anketçi, “Amanın Samsun’lu beyefendi , çok ilginç, lütfen mikrofona yaklaşın, deneyimlerinizi dinleyelim”.

Samsun’lu KBB’ci yaklaşmış. “Ne sağıru da? Kulağum pek işitmayi ..Ha purada SAĞIRları mı konuşayruz, SIĞIRlaru mı ?

Sırıtaraktan,
Timur

ŞARAP ÇEŞNİCİBAŞISI

ŞARAP ÇEŞNİCİBAŞISI
Meşhur bir şarap üreticisinin çeşnicibaşısı (degustatör) ‘ü ölünce yeni bir çeşnicibaşı bulmak için gazetelere ilan verirler…

Kirli görünümlü, saç baş dağınık bir ayyaş fabrikaya başvurur.
Patron adamı basit bir sınavla savmak için, önüne bir kadeh şarap koydurur..
Zaten sarhoş olan adam , kadehi kafasına diker ve…
-“Müscatel ..kırmızı üzüm,güney yamaçlarda büyümüş, 3 yıllık ve çelik kaplarda olgunlaştırılmış” der.
Fabrika müdürü şaşkınlıkla patrona döner ve “Doğru” der.
İkinci kadehi uzatırlar…
-“Güneybatı eğimli yamaçlarda yetişmiş cabarnet ..kırmızı üzümden. 8 yıllık ve meşe varillerde saklanmış..”
Müdür, daha da büyük bir şaşkınlıkla “Gene doğru” der ve sekreterinin kulağına bir şeyler fısıldar.
Genç kız, doğru tuvalete gider ve beyaz şaraba çok benzeyen bir bardak dolusu çişle geri döner.
Sarhoş düşünmeden kafasına diker..
– “Bir sarışın… 26 yaşında, dört aylık hamile …. “Beni ise almazsaniz babasının adını da açıklarım..”

TEMEL NİKAH MASASINDA

TEMEL NİKAH MASASINDA
Nikâh memuru, Temel ile evlenme masasına oturan Fadime’ye:
“Nişanlınız çok içkili, bu nedenle nikâhınızı kıyamayacağım!’’ der.
Fadime ona yalvararak bakar:
“Acı bana memur bey… N’olur kıy şu nikâhu!’’
Memur “Nişanlınızın ayılmasını bekleyelim’’ deyince Fadime:
“Etme eyleme memur bey’’ der “Temel’i ayıkken getiremeyrum ki!’’

TEMEL VE OSMANLICA

Soldiers_3_tnb
Gözlerden uzak dağın başında bir asker ocağındaki Temel komutanına, 
“Komutanım izin isteyrum kasabaya ineceğum” deyince komutanı, “Ne işin var kasabada bre Temel?” diye sormuş. Temel, “Uy  komutanum, ha tün akşam rüyamda cıbıldak karılar cördüm. Af buyur, her tarafum battu, cunup oldum, hamama cideceğum” deyince komutanı Temel’i düzeltmiş “Oğlum Temel, ‘cunup oldum’ denmez. Biraz inceluk öğren, ‘ihtilâm oldum’ diyecen. Yıkıl karşımdan, hastir git kasabaya.”
Ertesi gün Temel yine komutana varmış,”Komutanım” demiş, “ha pen yine hamama gideceğum” deyince komutan, “Yine mi ihtilâm oldun lan Temel ?” diye sormuş. 
Temel’dir, “Hayır komutanım yaav, bu sefer ‘ihtilgöt’ oldum daa..”
782281-Military00003

FADİME’NİN VEDÂSI

FADİME’NİN VEDÂSI
Fadime, kârhanenin şirin mi şirin, güzel mi güzel sermayesi olup, memleketi Rize’den gelip genç yaşta bu nezih guruba katılmış, senelerdir bu iş yerinde fedakârca çalışmış, kendini herkese sevdirmiş idi.
Heyhât ki ne heyhât, bir sabah Fadime’yi odasında ölü buldular. Baş ucundaki masada bir intihar mektubunu bırakmıştı Fadime.
“Canum  bacularum ve uşaklarum :
Yıllardur saçlarimu süpüge edüp fedakârca ve zevkle çalıştiğum ha bu cânum kârhanede artık mutlu değilum da. Öğrendum ki aramızdaki pâzu pacular, ha pu işu para karşılıgu yapiirlermiş. Ha puna yüreğüm dayanmadu..kendumi intihar ediyom da..
Lâkin elveda…
Kardaşinuz Fadime :(

ASLAN İLE EŞEK

 ASLAN İLE EŞEK

Nasıl olmuş önemsiz, aslan kardeş ve eşek kardeş çölde mahsur kalmışlar. Git git ne bir su ne bir ot ne de bir parça et.

“Öleceğiz kesin..” demiş eşek, “ölmeye öleceğiz de gebermeden önce bari birbirimizi düzelim de abaza gitmeyelim”

Aslan’ın da aklına yatmış, kim önce diye yazı tura atmışlar, haliyle eşek kazanmış. Geçmiş aslanın arkasına başlamış gidip gelmeye. Zamanı gelince de uzun bir anırtı çekip aslan kardeşin kulağına eğilmiş.“Berhudar ol be aslanım, ne muradın varsa..lakin şimdi dön bir de öpücük ver..” esek-sütü

Aslandır, sağ avurdunda koca bir kabarıklıkla peltek peltek kükremiş; “Lan effoolu effek..boynumu fir döndülefilfem fenin fedi fülaleni fikecem…” Timur

Lion-10

TÜRKÇE DEYİMLERİN KÖKENİ

 

hamsi 2

Bir varmış ise de bir yokmuş. Saman içinde kalbur olan bir zamanda, balıkçı bir Temel varmış ki, balıkçı olduğu halde denizden dönmüş, sahilden ötürü oturup bir yandan yakaladığı balıkları temizler bir yandan da rakısını demlenir imiş. Rakı şişesi yarıya inip de keyfi çakırlaşmaya başladıkta , ocağı yakmış, yağı tavada bir güzel kızdırıp başlamış temizlediği hamsileri tavaya atıp kokularını havalara salmaya. Ağzı sulanıp da paçacı kelpi misali yutkunmaya başlamasıyla, bir yandan da son hamsileri ayıklayayım derken, heyvah ki ne heyvaah, keskin bıçaktır, aniden fırtmasıyla Temelin ,af buyurun, tenasül uzvunu kökünden hart diye kesip koparıvermiş.
Temel’dir acıdan havaya sıçramasına rağmen, soğuk kanlılığını yitirmeyip, kopan uzvunu kaptığı gibi cebine sokuştururken, “ha şu paluklaru yiyelum, rakumuzu da güzelce içelum, hastaneye sonra gideruz, doktorumuz da malafatımızı pir güzel yerine takıverir daa..” diye eyitip, balıkları yerken bir yandan da demlenmeyi sürdürmüş.
Şişeyi boşaltıp balıkları bitirdikten sonra hastaneye ulaşan Temel, doktora derdini bir bir anlatmasıyla, doktordur, “Dert etme be Temel, ver pakalum kestiğun uzvunu da dikiverelum yerine” deyince, Temel’dir, elini cebine sokup tutup çıkardığı irice bir hamsiyi çaat diye masaya vurur vurmaz, gözleri dahi fal taşı misali açılıp, korkudan ise böbreği ağzına gelmesiyle imlası bozulup , “uy uşaklaaar..!! ha şimdu yarağu yedük daaa!!.” , diye avaz edip, “yarağı yemek” deyimini güzel Türkçe’mize  böylece kazandırıvermiştir.

TS

SMOKE INHALATION

FIREMAN2

“Smoke Inhalation”

The firemen finally get a huge fire under control, and the 
chief has all of his men accounted for except Jack and 
Bubba. After a few minutes’ search, the chief looks down 
an alley, and there’s Bubba, leaning over a trash can. 
His pants are down to his ankles, and Jack is banging away
from behind.

The chief says, “What the hell is going on?”

Jack says, “Bubba passed out from smoke inhalation.”

The chief says, “Smoke inhalation? You’re supposed to give 
him mouth-to-mouth resuscitation!”

Jack says, “I did, Chief. That’s how this got started.”

(Anonymus)

TEMEL’DEN ÖĞÜT

TEMEL’DEN ÖĞÜT
Bir de bir “maliye” fıkrası da gönderelim ki cümlemize ibret olsun.
Dursun’a maliyeden “tüm vergi evrakların ile maliyeye derhal gel” diyen bir celp gelmesiyle korkudan dudağı uçuklayıp ” ah ulan nasıl giyinsem maliyeye giderken.. en sık urbaları giysem ‘bak namıssız vergi kaçırmış nasıl da pahalı giyiniyor’ diyecekler, pırtıları giysem, ‘namıssız fakir numarası yapıyor’ diyecekler, düşünceleriyle dönenirken, arkadaşı Temel’e akıl danışmaya karar vermiş.
Temel ise şehrin saygıdeğer imamı olmakla, herkesin derdini dinler, ahaliye akıllar ihsan eder imiş.
Dursun derdini “ha pöyleyken pöyle Temel’ciğim, nasıl giyineceğimizu pilemedük da” demesiyle, Temeldir, “Tursun’cuğum, sana aynen piraz önce giden kıza verdigüm aklı vereceğum..kızcağuz yakında evlenecek imiş.. ‘düğüne kısa eteklu gelinluk mi giyeyum, yoksam uzun etek mi giyeyum?’ diye sual edince, ‘heç farketmez be kızum’ dedum ‘kısa da giysen öpecekleeer uzun da giysen öpecekler’.
(Yazari bilinmiyor)

CANDY BRA

 

KEKEME

YANNIŞ ANNADUN

DONDURMA

Temelimiz, deniz kıyısında oturmaktayken elinde dondurma külahi, ince bikinisiyle güzel bir hatun gelip yanındaki sandalyeye oturuvermiş.
Temel hâliyle heyecan yapıp, “Sizden birşey rica edicem hamfendi,  lâkin penu yannış anlamanızdan korkayrum” demiş.
“Buyrun” demiş güzel kadıncağız .
“İzniniz olursa, ha pir kere yalayapilur miyum?” demiş Temel.
Kadın dondurmayı Temel’e uzatmış.
Temel’dir : “Ha pak pen temedum mu ?…yannış annadun işte daa”

TS

DONDURMA2